Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

İstifanın böylesi!

14 Nisan 2020

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, cuma gecesi yaşanan panik ve kargaşada hatalı olduğunu kabul ederek görevinden istifa etti.

Ülkemizde hiçbir siyasetçi, sorumluluğu üstlenerek istifa etme erdemini göstermemişti. Bu iyi… İyi ama geri dönüş çok çabuk oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun istifasını kabul etmeyip “Göreve devam” deyince Bakan'ın yüzü tekrar güldü.

Sonuçta değişen bir şey yok!

“Sıfıra sıfır, elde var sıfır” derler ya, işte öyle bir şey!

Süleyman Soylu istifa etmeden önce:

“Bir kere daha söylüyorum. Eleştirileri aldım, kabul ettim. Hakaretleri de kabul ettim!” diyordu. İstifası kabul edilmeyince memnun oldu.

★★★

Sokağa çıkma yasağı temelde doğru ama açıklanma zamanı ve biçimi yanlıştı.

Bakan'a göre, yasağın ilan edildiği o gece, izdihamı yaratanların sayısı 250 bin, 300 bin civarında idi…

Peki bu rakam az mı?

250 – 300 bin kişinin arasından kaçı koronavirüsle enfekte oldu, biliniyor mu? Bunu ancak 10-14 gün içinde öğrenebileceğiz.

★★★

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun en büyük yanlışlarından biri de, gazete dağıtımlarını düşünmemesi ve insanları evlerinde gazetesiz bırakmasıydı.

Dün de yazdığım gibi, ben askeri darbeler sonrası yaşanan sıkıyönetim dönemlerinde bile gazete dağıtımlarının aksadığını ve insanlarımızın gazetesiz kaldığını hiç görmedim.

Türkiye, tarihinde ilk defa gazetesiz kaldı!

İçişleri Bakanı Soylu, istifasının kabul edilmemesinden sonra:

“Bu insani bir durum olarak kabul edilip onarma hakkı verilmesi, sorumluluğumuzu arttırmıştır. Allah mahcup etmesin. Milletimizin hizmetinde yola devam inşallah!” diyerek yeniden göreve başladı.

Dileriz ilkinden ders alıp, ileride uygulanması muhtemel yasaklarda her şeyi etraflıca düşünür.

“Bunun bedeli olacak!”

Bir gece ansızın gelen iki günlük “hazırlıksız yasak” faydadan çok zarar getirebilir.

Bunu ben söylemiyorum. Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü söylüyor ve diyor ki:

“Sokağa çıkma yasağın ardından sokaklarda oluşan, sosyal mesafenin hiçe sayıldığı uzun kuyrukların, hastalığın yayılmasını artırma ihtimali yüksektir.

Yasaktan önceki, son 5 günde mücadele iyi gidiyordu. Biraz kontrol altına almaya başlamıştık ama halkımız böyle tedbirsiz dışarı çıktığı için maalesef şimdi, korkunç bir bulaşma olasılığı var. Önümüzdeki 10 – 14 gün içinde bunun bir bedelinin olacağını düşünüyorum.”

Profesör Tevfik Özlü doğru söylüyor ama eksik söylüyor. İçişleri Bakanlığı'nı eleştiremediği için yalnızca halkımızı suçluyor. Oysa bu, halktan çok kriz yönetiminin hatasıdır.

Sokağa çıkma yasağı öyle iki saat kala ansızın ilan edilmez. Edilirse panik olur. Yaşanan olay budur!

Koronavirüs salgını iki hafta içinde patlama yaparsa, bunun sorumlusu sokaktaki vatandaştan çok, onları sokağa iten kriz yönetiminin öngörüsüzlüğü olacaktır.

Doğası gereği insanların paniğe kapılacağı hesap edilmeliydi. Düşüncesiz davranıldı!

Sonuç elbette ki üzücüdür ama tüm hata vatandaşta değildir!

TEBESSÜM

“Varsın desinler deli!”

Karanlık günlerden geçiyoruz. Bu salgın günlerinde elbette ki gülecek halimiz kalmadı. Fakat her şeye rağmen, tebessümü unutmamalıyız.

Arkadaşım Yusuf Kenan telefon etti “Ben bugünlerde Faruk Nafiz Çamlıbel'in bir dörtlüğündeki öğüdünü uyguluyorum”  dedi. Ünlü şairin kızı için yazdığı dörtlük şöyle:

“Neşeli ol neşeli,

Varsın desinler deli,

Eğlenmeli, gülmeli,

Her gün, her zaman kızım.”

GÜNÜN SÖZÜ

Akıllı olsalar bile okumayan kafalar düşünce üretemez!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more