Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

“Kadın niye öldürülsün ki?”

6 Ekim 2020

Bizim toplumun yapısı bozuldu, insanlarımız çılgınlaştı.

Kadın cinayetleri artarak devam ediyor.

Artık bu ülkenin bir erkeği oluşumdan utanmaya başladım…

Merak ediyorum; konuştukları vakit mangalda kül bırakmayan iktidar mensupları, ülkemizin kadınlarını koruyamamanın utancını biraz olsun hissediyor mu acaba?

Gazetelerde hemen her gün öldürülen kadınların haberleri, fotoğrafları, içler acısı hayat öyküleri yayınlanıyor.

★★★

Türkiye'de, geçtiğimiz Eylül ayında 16 kadın, son bir yılda ise 289 kadın, erkekler tarafından öldürüldü.

Boş geçen günün olmadığı ülkemizde dünkü haber şöyle:

“Kadın cinayetlerine bir yenisi daha eklendi…

Kıskançlık yüzünden eski karsını öldürdü…

Adana'da, boşandığı eşini öldüren adam ‘Beni başkasıyla aldatıyordu” dedi.

★★★

Bu son haber bana, meslektaşımız Murat Çoküreten'in yazdığı, son günlerde okuduğum “Küba Günlerim” adlı kitabını hatırlattı.

Yazar Küba'ya sadece gözleriyle bakmıyor, yüreğiyle de görüyor ve okurun da Küba halkının sıcaklığını, güven duygusunu, yaşam sevincini görmesini sağlıyor.

Küba yoksul bir ülke… Yoksul, fakat iyi kalpli, huzurlu insanların ülkesi…

Türkiye'deki kadınların aksine Küba kadını kendisini huzurlu, mutlu ve güvende hissediyor.

Küba'da kadın cinayeti yok!

★★★

Murat Çoküreten, Küba'da gezerken bir kadına:

“Ülkenizde yılda kaç kadın öldürülüyor?” diye sormak gafletinde bulunuyor.

Kübalı kadının yüzünde derin bir şaşkınlık ifadesi beliriyor ve soruya hiçbir anlam veremiyor. Biraz da alaylı bir sesle:

“Çok saçma bir soru. Kadınlar niye öldürülsün ki?” diyor.

Murat Çoküreten, Türkiye'de her yıl yüzlerce kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü ve bu soruyu o nedenle sorduğunu söylemeye utanıyor:

“Haklısınız, kadın niye öldürülsün ki?” demek zorunda kalıyor.

Küba'dan alınacak dersler var!

Buna “Lâf-ı güzaf” denir!

İktidar ve ortağı “Ülkede hiçbir hukuki denetim olmasın, hiçbir engelle karşılaşmadan dilediğimizi yapalım” görüşünde…

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nin önlerinde en büyük engel olarak görüyorlar.

İktidarın ufak ortağı Devlet Bahçeli “Anayasa Mahkemesi kaldırılıp yerine Divan-ı Âli kurulsun” şeklinde, demokrasi ve hukuk dışı bir istek ortaya attı. Siyasi çevrelerde günlerdir bu konuşuluyor.

Aslında boş söylemler bunlar…

MHP Lideri Bahçeli Bey'in isteğinin yerine getirilmesi için Anayasa değişikliği şart!

Anayasa değişikliği için de iki yol var:

1) Meclis'te 3'te 2 çoğunluğun sağlanması şart. 400 milletvekilinin oyunu almak lâzım. Bugünkü Meclis aritmetiğine göre, muhalefet desteklemedikçe, bu imkânsız!

2) 360 milletvekilinin oyu ile Anayasa değişikliğini referanduma götürüp halkın karar vermesini istemek. İktidarın buna da sayısı yetmiyor.

Bu durumda sözler “lâf-ı güzaf” (boş lâf) olarak kalıyor!

TEBESSÜM

Cehenneme yol…

Milletvekili kürsüde konuşurken, onun karşıtlarından biri arka sıralardan:

“Kes sesini, yeter be! Cehenneme kadar yolun var!” diye bağırmış.

Ses uzaktan geldiği için söyleneni anlamayan konuşmacı “Ne diyorsun sen?” diye sorunca tekrar “Cehenneme git!” cevabını almış. Bunun üzerine başkana dönüp “Bu terbiyesizliğe ne diyorsun?” dercesine ters ters bakmış.

Başkan:

“Devam ediniz lütfen sayın milletvekili” demiş ve eklemiş:

“İç tüzüğe göre gitmeniz zorunlu değil efendim.”

GÜNÜN SÖZÜ

İnsan doğasının önemli bir kusuru; hiçbir zaman gözünün doymamasıdır!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more