Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Rahmetli Özal ve Başkanlık Sistemi

18 Nisan 2020

17 Nisan 1993 – 17 Nisan 2020…

Tam 27 yıl olmuş…

Zaman o kadar hızlı geçiyor ki…

Dün, 8'inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 27'nci ölüm yıl dönümüydü…

Merhum Özal, hem Başbakanlık, hem Cumhurbaşkanlığı zamanında çok önemli kararlara imza atan ve Türkiye'yi dünyaya açan bir devlet adamıydı.

Rahmetli Özal'ın 10 yıl başdanışmanlığını yapan Can Pulak:

“Özal'ı 27 yıl önce kaybettik ama hiç unutmadık” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Her 17 Nisan'da hüzün ve keder kaplar gönlümü… Türkiye'nin yönetimine 10 yıldan fazla damgasını vuran ve çok önemli reformları ustaca gerçekleştiren, Türkiye'yi hayallerindeki yeniliklerle tanıştıran Özal'ın, ömrünü ve sağlığını, devletine ve milletine adayışının yakın tanığıyım.

Millet ona ‘Tonton' adını takmıştı. Herkesi seven bir yüreği vardı. Çok cesurdu. Korumasız dolaşırdı.

Başkanlık sistemini ilk dillendiren rahmetli Özal olmuştu Onun kastettiği sistem Amerika benzeri ya da Fransa'nın yarı başkanlık modeli idi.

Yani, güçlü bir parlamento, güçlü bir kuvvetler ayrılığı, güçlü ve tam bir yargı bağımsızlığı şartıyla…

Özal yaşayıp da bu günleri görseydi, inanıyorum ki, Başkanlık Sistemi'ni ağzına bile almazdı!”

Böyle anlatıyor Can Pulak… Gerçekten bizde garip bir sistem var. Parlamento güçsüz, yargı bağımsızlığı yok, kuvvetler ayrılığı kalmadı. Ülkemizde tüm güçleri elinde toplayan “Tek Adam” sistemi var.

İsrafa çok kızardı!

8'inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın seveni de vardı, sevmeyeni de… Fakat o herkesi seven bir yüreğe sahipti.

Basın özgürlüğüne saygı duyar, kendisini eleştiren muhalif gazetecilere bile sevgiyle sarılır, halkın arasında korumasız dolaşmaya bayılır, lojman ve resmi araba saltanatını, devletteki israfı hiç hoş karşılamazdı.

Başdanışmanı Can PulakÖzal, Marmaris Çamlıköy'de kendi parasıyla bir cami yaptırmıştı. Her yıl orada mevlit okuturduk. Allah inancı kuvvetli olan, dinine bağlı bir devlet adamıydı” diye anlatıyor.

Özal mütevazı bir yapıya sahipti. Yaz aylarında Marmaris Okluk Koyu'ndaki iki katlı, dört odalı sayfiye evinde tatil yapar, denizde vatandaşlarla birlikte yüzerdi.

Şimdi o koy halka kapatıldı, Özal'ın iki katlı evi yıkılarak yerine 300 odalı devasa bir saray yapıldı. Bu sarayın inşaatı ve açılan yollar için 50 bin ağaç kesildi.

Rahmetli Özal sağ olup da bugünleri görse herhalde çok şaşırır, hatta kızardı. Çünkü o devletteki israfı hiç hoş karşılamazdı!

Gösterişi sevmezdi

Mustafa Kemal Ulusu, Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı idi…

Özal, Türk futbolunu Ulusu'ya emanet etmiş, o da görevini layıkıyla yapmıştı.

Kemal Ulusu, “Rahmetli Özal bu ülkeye bir dönem çağ atlatan bir devlet adamıydı. Atatürk'ten sonra en büyük cenaze töreni ona yapılmıştı” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Büyük reformların altında hep ‘Özal imzası' vardı. Ben o dönemde Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı idim. Özal'ın çağ atlatan reformlarına yakından tanık oldum.

– Özerk Futbol Federasyonu…

– Galibiyete 3 puan kararı…

– Dünya Şampiyonu halterci Naim Süleymanoğlu'nun Türkiye'ye kazandırılması…

– Ülkemizdeki bütün toprak sahalarının yemyeşil çimle kaplanması…

*Yüzlerce turizm ve spor tesisi hep onun zamanında oldu.

Spora yaptığı olağanüstü işlere rağmen, hiçbir büyük stada ‘Özal' adının konulmasını istememesi, onun ne kadar mütevazı olduğunu gösterir”

(*) Dün Turgut Özal'ı büyük bir özlem ve hasretle andık. Ruhu şad olsun.

GÜNÜN SÖZÜ

Ülkede birçoğumuz vurulmayı bekleyen yaban ördeği gibiyiz!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more