Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Türkiye’nin kalbi tehlikeye atılmamalı!

28 Ocak 2020

Musibetlerden ders almayacağımız anlaşılıyor.

Deprem Türkiye'nin ürkütücü bir gerçeği!

Felâketler gerçekleştikten sonara konuşan çok oluyor. Ağzı olan bir şeyler söylüyor.

Depremler açık ya da kapalı bir şekilde, bilim adamlarının aracılığıyla, “Biz geliyoruz!” diye haber veriyor.

6.8 büyüklüğündeki Elazığ-Malatya depreminin acıları yaşanırken, beklenen İstanbul depremi de ülkenin gündemine oturdu. Uzmanlar “İstanbul'u etkileyecek deprem 7'den daha büyük olacak” diyor.

O zaman İstanbul'da binlerce bina yerle bir olacak, on binlerce insan ölecek demektir.

Böyle bir depremin yaratacağı faciayı düşünmek bile istemiyorum.

İstanbul Türkiye'nin kalbidir. O kalp kriz geçirirse memleket komaya girer.

★★★

Yaklaşan muhtemel tehlikeye rağmen ciddi önlemler alındığı söylenemez.

“Kanal İstanbul” gibi uçuk projelerle deprem riski arttırılıyor!

Türkiye coğrafyasının yaklaşık üçte ikisi deprem tehdidi altında…

Depremlerde ölen insan sayısı bakımından dünyada 5'inci sıradayız.

Bunca can ve mal kayıpları akıllanmamıza yetmiyorsa, yapacak fazla bir şey yok demektir.

★★★

Deprem, Japonya gibi gelişmiş ülkelerde öldürmez, önlem almayan gelişmemiş ülkelerde öldürür!

Elazığ'da meydana gelen 6.8'lik deprem Japonya'da olsaydı kimsenin burnu bile kanamazdı!

Her fay kuşağında, er veya geç depremin olacağı bilindiği halde neden bunun üzerinde ciddiyetle durulmuyor? Bence nedeni, kadercilik, vurdumduymazlık ve cehalet!

Deprem için toplanan milyarlarca lira tutarındaki paranın amacının dışında, çok farklı yerlere harcanması da ayrı bir faciadır!

★★★

İktidar “İsteseler de, istemeseler de Kanal İstanbul'u yapacağız” inadı içinde…

Yalaka medya da bunu hararetle destekliyor.

Bilim adamları ise “Bu kanal için harcanacak milyarlarca lira İstanbul'daki riskli binaların güçlendirilmesi için harcansa halkımız için çok daha faydalı olur. İstanbul kurtulur” diyorlar.

Fakat dinleyen yok!

“İlle de kanal, ille de kanal!” diye tutturuyorlar.

★★★

Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan'ın açıklamasına göre kanalın yapımı, köprüler ve çevre yollarıyla birlikte 25 milyar dolara mal olacak. Bu yaklaşık olarak 150 milyar Türk lirası ediyor.

Deprem uzmanlarının beklediği gibi 7'nin üstünde 7,2 veya 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana gelir de, Kanal İstanbul tahrip olarak kullanılamaz hale getirirse ne olacak? Türkiye bu ağır yükün altından kalkabilir mi?

Tam bir felâket olur!

Neresinden bakılırsa bakılsın Kanal-İstanbul gibi sakıncalı bir projeden vaz geçilmesi gerekiyor.

Devlet yönetiminde inat olmaz!

Bir “sükse” uğruna “Türkiye'nin kalbi İstanbul” tehlikeye atılmamalı!

DÜŞMANI KÜÇÜK GÖRME!

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın Ege adalarının silahlandırılması nedeniyle Yunanistan'a yaptığı uyarı, önemli bir gelişme olarak kabul edildi.

Bu arada Meclis Başkanı Mustafa Şentop, Yunanistan'ın antlaşmalara aykırı olarak Ege Denizi'ndeki 16 adayı silahlandırması hakkında “Türkiye bunları yakından takip ediyor. Adalara 3-5 silah koymakla Türkiye açısından risk, tehdit oluşturacağını düşünenler varsa yanılıyorlar, hata ediyorlar!” diyerek olayı küçümsedi.

Şentop yanılıyor! Çünkü adalara doldurulan 3 – 5 silah değil, yüzlerce tank, yüzlerce zırhlı araç, yüzlerce top ve on binlerce askerden oluşan koca bir ordu. Ayrıca 3 – 5 silah olsa bile “Küçük taş baş yayar” atasözünü de unutmamak gerekir.

Karınca bile olsa düşmanını küçük görme!

Milli Savunma Bakanlığı'nın eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, “Meclis Başkanı'nın sözleri kabul edilemez. Konuyla ilgili bütün bilgiler bende mevcuttur. İstenirse veririm” diyor.

GÜNÜN SÖZÜ

Bir ulusun cesareti felaket günlerinde ortaya çıkar!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more