Üzülen de çok “Oh olsun” diyen de!

Öyle olaylar, öyle sözler ve davranışlar vardır ki, doğru olsa bile kimse inanmaz!

Yemin etseniz, kutsal kitaplara el bassanız yine de inandıramazsınız!

Fatih Portakal olayı da böyle bir şey işte…

Mesleğinin zirvesinde olduğu ve FOX TV'de reyting rekorları kırdığı bir dönemde görevini bırakıp “Artık çiftçilik yapacağım” demesi hiç de inandırıcı olmadı. Üzülenler çok.

İktidar kesiminden “Oh olsun! İyi oldu! Aykırı bir ses daha kesildi” diyenler de hayli fazla!

Gerçekten iyi mi oldu acaba? Hiç sanmıyorum!

Tek kanatlı kuş olmayacağı gibi, tek sesli demokrasi de olamaz!

★★★

Medyanın yüzde 90'ı patronlarının devletle olan işleri bozulmasın diye zaten iktidarı yağlayıp ballıyordu. Muhalif bir sesin daha susturulmasıyla oran hayli yükseldi.

Gazete ve televizyonların bir hizaya gelip alkış tutması bu iktidar için hiç de iyi bir gelişme sayılmaz!

Tüm demokratik ülkelerin gazete ve televizyonlarını izleyenler, dünyanın bizimle nasıl dalga geçtiğini ve bizi özgür olmayan ülkeler sınıfına soktuğunu bilirler…

Bunun sebebi Türkiye'de yönetimin, aykırı seslere izin vermeyerek muhalif yayın organlarına baskı ve ambargo uygulaması, tepki gösteren çok sayıdaki vatandaşı dava etmesi, 100'e yakın muhalif gazeteciyi hapiste tutmasıdır.

Memleketi yönetenler açısından “Tek sesli bir Türkiye” kesinlikle iyi değildir!

Aykırı seslerin kısıldığı bir ülkede demokrasi olmaz!

İktidarın muhalefete de ihtiyacı vardır! Farklı düşünceleri boğmamak gerekir!

★★★

Fatih Portakal, 7 Eylül Pazartesi akşamı son defa FOX TV ekranına çıkacak ve görevini Selçuk Tepeli'ye devredecek.

Selçuk Tepeli'nin iktidara yakın olduğu internette dolaşan fotoğraflarından anlaşılıyor! TV yönetimi, Fatih Portakal'ın yerine onu uygun gördü.

46 yaşında olan Selçuk Tepeli, son olarak, yayın hayatını internette sürdüren Haber Türk Gazetersi'nin yayın yönetmenliğini yapıyordu.

FOX TV'nin bundan sonra nasıl bir politika izleyeceğini, Fatih Portakal dönemindeki muhalif çizgisini devam ettirip ettirmeyeceğini önümüzdeki günlerde hep beraber göreceğiz.

Peşin hükümlü olmayıp, nihai kararımızı 7 Eylül'den sonra vermeliyiz. Zaman en iyi hakemdir çünkü…

“Ne haliniz varsa görün!”

Fatih Portakal'ı fazla eleştirmemek lâzım. Üzerinde ağır baskılar vardı. Hakkında davalar açılmıştı. Tehdit ediliyordu. Ege'deki çiftliğine bile musallat olmuşlar, yıkmaya kalkışmışlardı!

Ee, insan bu! Ne kadar dayanabilir ki?

Fatih Portakal, kadir bilmez bir toplumun mutluluğu için kelle koltukta mücadele etti de ne oldu? Saldırılara, hakaretlere, tehditlere maruz kaldı.

O da “Sizler için mücadeleye değer mi? Alırım biriken tazminat paramı, çiftliğimde huzur içinde yaşarım. Ne haliniz varsa görün!” diye düşündü sanırım…

★★★

Üstat Aziz Nesin'in bu topluma verdiği akıl notu bellidir.

Sözünü esirgemediği için “İnsanlarımıza hakaret” iddiasıyla yargılanmış, beraat etmiş, böylece toplumumuzun akıl derecesi mahkeme kararıyla tescil edilmişti!

Fatih Portakal, böyle bir toplumda mesleğinden kaçmakta haksız mı?

Anlayışsız insanlar için öne atılıp her türlü saldırıya göğüs germeye değer mi?

Üstelik başınız dara düştüğü vakit dönüp baktığınızda arkanızda kimseyi bulamıyorsunuz!

Bu noktada Nazım Hikmet'in muhteşem dizeleri aklıma geliyor:

“Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

GÜNÜN SÖZÜ

Toplum olarak, vahşi bir ormanda yolunu şaşırmış insanlar gibiyiz!