Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

“Şeyhi, terörist olduğu için öldürdüm”

“Kürt açılımı”nın başladığı yıllardı. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 8 Ağustos 2009'da Bitlis'e gitmişti. Ziyaret ettiği ilçelerden birisi de, Anavatan Partisi döneminde ilçe yapılan Güroymak'tı. Abdullah Gül, halkı selamlarken “Güroymaklılar” değil, “Norşinliler” dedi. O söz çok yadırganmış, daha önce adı değiştirilen yerlerin yeniden isimlerinin değiştirileceğinin işareti olarak yorumlanmıştı. İşte o günden bu yana Güroymaklıların bazıları, yörenin adının eskiden olduğu gibi Norşin olması için çaba gösteriyor.

Norşin'in, “Nur'un yayıldığı yer” anlamına geldiği belirtilirken, bazılarına göre ise şenlik ve bahar yeridir. Nakşibendi tarikatının en önemli merkezi Hizan'ın Gayda köyüdür. Güroymak'taki Nakşibendi şeyhlerinin icazeti de Gayda'dan verilmiş. Güroymak da medreseleriyle, din alimleriyle tanınıyor.

ARABULUCULUK YAPIYOR

Nakşibendi Tarikatı'nın Güroymak'ta irşatla görevli 4 “Halife”si var. Bunlardan birisi de 50 yaşında, üç çocuk babası Abdulkerim Çevik'tir. “Menzil” kitabımın yayımlandığı günlerde telefonla beni aradı, tarikatla ilgili bazı bilgiler aktardı. Beni de memleketine davet etti. Gitmek ve bir daha konuşmak kısmet olmadı. Önceki gün öldürüldüğü haberini aldım.

Cinayetin tarikat içinde yaşanan bir durumdan olup olmadığını araştırdığımda böyle bir sorun olmadığını öğrendim. Seyda Abdulkerim Çevik, Şeyh Hafik Efendi Kuran kursunda hocalık yapıyor. Aynı zamanda Şeyh Hafik Efendi mescidinin de imamı. Sevilen bir isim. Bölgede kan davalarının, anlaşmazlıkların giderilmesinde de rol oynayan bir isim. Bir çok kan davası, hatta alacak-verecek meselesi onun araya girmesiyle sonuca bağlanmış.

ALEYHİNE SONUÇLANINCA

Feyzullah Şeflekçi ile Tatvan'da akaryakıt istasyonu bulunan amcasının oğlu Yakup Şeflekçi arasında 150 bin liralık  alacak-verecek meselesi çıkıyor. Akraba olan bu kişiler, sorunun çözümü için Seyda Abdulkerim Çevik'e gidiyor. Tanıkların da bulunduğu bir heyet dinleniyor, sonuçta Yakup Şeflekçi' nin haksız olduğuna ve 150 bin lirayı ödemesi gerektiğine karar veriliyor.

Şeflekçi, karara uyacağını belirtiyor ama  medreseden morali bozuk olarak ayrılıyor. Aradan 15 gün geçiyor. Yakınlarına göre Yakup Şeflekçi uyuşturucu kullanıyor. Yani ne yaptığını bilmiyor. İşte böyle bir gün Abdulkerim Çevik'in hocalığını yaptığı Nurtepe Mahallesi'nde 50 öğrencinin bulunduğu medreseye gidiyor.

Saat 09.30 civarında Seyda Abdulkerim Çevik, medrese öğrencileri ve misafirleriyle kahvaltı yapıyordu. İşte o arada Yakup Şeflekçi geldi. Çevik, onu da kahvaltıya davet etti. Ancak “Ben oruçluyum” dedi. Hoca ve öğrencileri kahvaltı yaparken, Şeflekçi, “Mezarlığa kadar gidip geleceğini” söylüyor ve mezarlıkta fotoğraflar çekiyor.

ÜÇ TABANCA, ÜÇ EL ATEŞ

Döndüğünde kahvaltı bitmişti. Az sonra medresede dersler başlayacaktı. Şeflekçi, “Seydam, özel bir şey konuşacağım. Öğrenciler dışarıya çıkarsa memnun olurum” dedi. Öğrenciler ayrıldıktan sonra Şeflekçi, şeyhe üç el ateş ediyor ve kaçarken de kendisini yakalamak isteyen öğrencileri korkutmak için havaya ateş ederek aracına binip hızla uzaklaşıyor.

Bu bölümü, Şeflekçi ifadesinde şöyle anlatıyor:

“Medreseye ayakkabılarımı çıkarmadan girdim. Şeyh Abdulkadir Çevik odada tek başınaydı. İçeriye girer girmez tabancamı çıkarıp kendisine doğrulttuğumda panikledi. Üstüme doğru yürüdü. Bir el ateş ettim. Seslere öğrenciler gelmeye başlayınca bir el daha sıktım. Kurşunların nereye isabet ettiğini bilmiyorum. Ateş ettikten sonra Abdulkerim Çevik yere düştü. Bir el daha ateş edip kaçtım.”

“TERÖRİST OLDUĞU İÇİN”

Yakup Şeflekçi, otomobiliyle Tatvan'a gitti. Akaryakıt istasyonuna geldi. Anlatımına göre tanımadığı bir telefon numarasından arandığında kendisine, “Şeyh Abdulkerim Çevik'i sen mi öldürdün?” denildi. “Doğru” olduğunu söyledi. Daha sonra polisin gelip kendisini aldığını anlattı. Yakalandığında üzerinde üç tabanca bulundu. İddiası da ilginçti:

“Ben, Abdulkerim Çevik'i terörist olduğuna kanaat getirdiğim için öldürdüm. 150 bin lirayı da benden tahsil etmek istiyorlardı. Benden tahsil edilecek paranın da terör örgütüne gideceğini tahmin ediyordum.”

UYUŞTURUCU ÇIKTI

Baba Mazhar Şeflekçi, “İnanın sokağa çıkacak yüzüm yok. Onun aklı yerinde değildi. Uyuşturucu kullanıyordu” diyor. Katil zanlısı Şeflekçi'nin kanında da uyuşturucuya rastlanmış.

Olayı resmi kaynaklardan araştırdığımda, şeyhin öldürülmesinin altında siyasi ya da kendisinin alacak-verecek meselesi yok. Yörede tanınan bir kişi olduğu için Abdulkadir Çevik'e başvurulması durumunda kan davalarını sonlandırmak, alacak-verecek sorunlarının çözümünde elinden geleni yapıyordu. Şeyhin amcasının oğlu Avukat Seyid  Rıza Mutlu, olanlara inanamıyor. Yörede sevilen, insanların arasındaki sorunu çözmeye yardımcı olan Çevik'in öldürülmesini, diğer akrabaları gibi kabul edemiyor.

Devlette çözümlenmesi gereken işler ne yazık ki Güneydoğu'da hala şeyhlerle çözülmeye çalışılıyor.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more