Sözcü Plus Giriş
SERPİL YILMAZ

Boş marka konutları müteahhidin sırtından alıp, halkın sırtına bindirmeyin…

5 Kasım 2020

Devletin iki varlık kurumu; Milli Emlak ve Toplu Konut İdaresi (TOKİ) kamu kaynaklarını, marka konut müteahhitlerini sübvanse etmek için değil, halk için kullansın.

İstanbul Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü” 2017 istatistiklerine göre 1.3 milyon boş konut bulunuyor.

Mevcut konut stoku içinde yer alan güvenli binaların envanteri çıkarılıp; halka devredilebilir, hatta kamulaştırılabilir.

Önceki yazımda ayrıntıları yazdım.

★★★

TBMM'nin önceki günkü “Deprem Araştırma Komisyonu” önergesinin görüşüldüğü oturumunda söz alan CHP İstanbul Milletvekilli Gökhan Zeybek de benzer bir yaklaşım sergiledi.

★★★

Bu yılın haziran ayında ekonomiyi sübvanse eden devlet, elde kalan marka konutlara kamu bankaları üzerinden 65 milyar TL kredi aktardı” diyen Zeybek, İstanbul'da ağır hasarlı 10 bin konuta işaret ediyor.

★★★

Zeybek, “Bina başına yüzde 0.65 faizle ile 15 yıl vadeli 500 bin lira kredi vermeye cesaret etseydiniz, biz bugün yaşanılan sorunların büyük çoğunluğunu aşmış olacaktık. Yandaş müteahhitlerinize TOKİ, Emlak Konut eliyle büyük inşaatlar yaptırdınız. Binlerce elde kalmış konut satılsın diye; Ziraat, Vakıflar, Halk Bankası'nı ciddi kamusal risk altına soktunuz. Bunları fakir-fukaranın yaşadığı riskli binaları dönüştürmek için kaynak olarak ayıramadınız” diyor.

★★★

İBB, İstanbul'da deprem riskine karşı KİPTAŞ ile “Riskli Yapı ve Stok Konut Planı” hazırlıyor.

Planda dikkat çekilen konular özetle şöyle:

İstanbul'u depreme hazır hale getirmek için en hızlı çözüm, riskli yapıları stok konutlarla eşleştirmektir.

 Sıfır ve ikinci el boş konutları, riskli yapılarla buluşturmak için kamuoyu otoritesi eylem planı hazırlanmalı.

 TOKİ geçmiş 17 yılda Türkiye'de yaklaşık 860 bin konut üretebildi.

 İstanbul'da olası depremde 500 bin konutun riskli kategorisine gireceği öngörülüyor.

 Bu nedenle yeni konut üretimi, gerçekçi çözüm değil.

 Kentin dayanıklılığını artırmak için doğru bir planlama ile yeni konutların inşa edileceği arsa bulunmuyor, finansal kaynak sorunu var ve en önemlisi zamanımız yok.

 Dönüşüm projeleri, yapıların güçlendirilmesi, riskli yapıların tespiti sürdürülmeli. Ancak önceliğimiz riskli yapılarda yaşayanları hızla sağlam konutlara taşımak olmalı

 Bu model için öncelikle sağlıklı stok konutları bilmeliyiz. Devletin ilgili tüm kurumları ile belediyeler iş birliği yapmalı ve bu envanteri çıkarmalı.

 Ardından bir eylem planı oluşturmak için tüm taraflar hızlı/ortak hareket etmeliyiz.

‘MECLİS DEPREM ARAŞTIRMA KOMİSYONU'NDA KİMLER OLACAK?

Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Deprem Araştırma Komisyonu” kuruluşuna onay verdi.

Bu güne kadar muhalefet partilerinin 58 kez Meclis'e getirdiği komisyon önerisi, AKP'li vekiller tarafından reddedilmişti.

★★★

Geç olsun da, güç olmasın diyecek aşamayı çoktan geçtik. Ne zaman ki; İzmir'de çöken 17 apartman (!) 114 kişiye mezar oldu; AKP o zaman “Tamam” dedi.

★★★

Komisyon'un kurumsal yapısı nasıl olacak?

Mesela yalnızca müteahhitleri kapsamamalı…

İşçi sendikalarının, emekçilerin temsilcileri de içinde olmalı…

Madenciler de yer almalı…

Çevre, inşat mühendisleri, mimarlar (TMMOB), avukatlar (TBB), doktorlar (TTB) da katılmalı…

Ağırlığı AKP milletvekillerinden oluşmamalı. Bilimsel yaklaşım sergilenebilmesi için “yerel” ve “mesleki” bilgi dışlanmamalı.

★★★

Sel, deprem, tsunami gibi “doğa afetleri” karşısında mücadele geliştiren devlette kurumsal zincir oluşmuş mu?

Gelin bir de ona bakalım…

Afet sonrası planları uygulamakla sorumlu iki öncü kuruluş İçişleri Bakanlığı'na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Sağlık Bakanlığı'na bağlı Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi (SAKOM)…

★★★

AFAD'ın da, SAKOM'un da ilgili bakanları İzmir depreminde mazeretliydi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Covid-19 tedavisi görüyor; acil şifalar diliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın gündeminde pandemi var; 85 milyonu ilgilendiren bir durum ona da kolaylıklar diliyorum.

Niye yoklardı” diye sormuyorum. Kurumsal devamlılık-işleyişi sorguluyorum.

İlgili bakanlıklarda deprem konusuna hakim bakan yardımcısı, müsteşar yok mu?

Bakanlıklarda da mı “tek adam” modeli uygulanıyor?

AFAD'dan sorumlu bakan yok, Tarım Bakanı vereyim” zihniyeti depremle mücadele edemez.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more