Sözcü Plus Giriş
SERPİL YILMAZ

“En değerli ve rekabetçi sektörümüz spor olabilir”

28 Haziran 2020

YÖNETİCİLERE “STRATEJİ VE LİDERLİK” DERSLERİ VEREN HAKKI HASAN YILMAZ, FENER'DE 21 AY CEO KOLTUĞUNDA OTURMUŞTU

Çokuluslu şirket Unilever'de geçirdiği 15 yılda ulaştığı “Bölgesel Liderlik” kariyerini, 2002-2005  yılları arasında Koç Holding Gıda, Perakende ve Turizm Başkanı olarak sürdüren ve Koç Üniversitesi'nde MBA ve EMBA öğrencilerine “Strateji ve Liderlik”, son sınıflara da “Rekabetçi İş Stratejileri” dersleri veren Hakkı Hasan Yılmaz, 2013 yılı başında Fenerbahçe Spor Kulübü'ne CEO olarak atanan isimdi.

21 ay sonra Fener'deki görevinden istifa eden Yılmaz'a  “Ülkemizde futbol potansiyeli bu kadar yüksekken, finansal başarı neden gelmiyor?” diye soruyorum.

Aldığım yanıtları paylaşayım:

Hakkı Hasan Yılmaz

Devlet bankası üstlensin- Takımların kar etmesi, nakit yaratması 5-10 yıllık bir planla yapılabilir. Ancak futbol endüstrisi rasyonel bir ekonomi değildir. Taraftar bunu kabullenemez, her sene şampiyon olmak, Avrupa'da boy göstermek ister; ilk başarısızlıkta “yönetim istifa” diye bağırmaya başlar.

Haklıdır da… Bilet alır, kombine alır, tescilli ürün alır, para öder… Ne çıkarı vardır? Sadece takımının başarıları ile övünmek.. Bu nedenle uzun vadeli bütçe dengeleme stratejileri, iddiasızlık, başarısızlık kabul edilebilir değildir. Aslına bakarsanız benzer stratejiler devlet tarafından da uygulanmalıdır.

Ülkemiz sportif alanda büyük potansiyele sahip olmasına rağmen ne yazık ki dünya sıralamasında çok geri sıralarda. Halbuki devlet spor stratejisi belirleyip; kendine olimpiyat şampiyonluğu, dünya şampiyonluğu gibi hedefler koymalı, kulüplere uygun roller biçmeli, her spor dalında (atletizm, kürek, yüzme, basketbol, voleybol, boks…) potansiyel gençlerin ortaya çıkarılmasını desteklemeli, bunu başaran kulüpleri desteklemelidir.

83 milyonluk ülkemizin kış olimpiyatlarına sadece 3-4 sporcu ile katılabilmesi, futbol ekonomimizden daha üzücü.

Spor ülkemizin en değerli rekabetçi avantajı olabilecek konularından biri. Toplam ekonomimiz içinde kulüp borçları aslında o kadar da büyük yer tutmuyor. Kulüplerin mevcut borçları bir devlet bankasına park edilebilir, bu andan itibaren gelir/gider dengesinin eşitlenmesi, hedefler şart koşulur.

Ali Koç'ta ısrar edilmeli–  Ali Bey iyi bir iş adamı, iyi bir yönetici, iyi bir liderdir. Ama hep rasyonel ekonomik ortamlarda görev yapmıştır, ne yazık ki futbol ekonomisi rasyonel değildir. Çok para harcayan her zaman kazanamaz. Ali Bey öğrenme eğrisinin başındadır, kendisinde ısrar edilmelidir.

Galatasaray 20 sene önceki başarı ile övünüyor. 20 yılda bir Avrupa şampiyonu olmaktansa; her sene Avrupa'ya gitmeyi, her sene sürdürebilir başarı elde etmeyi tercih ederim. Bu da tutarlı, uzun vadeli stratejilerle, devamlı alt yapı yatırımları ile doğru yöneticilerle yapılabilir. Örnek aldığım takımlar; Vittoria Pilzen, Redbull Salzburg, Ajax'dı. 20-22 yaş ortalaması ile her sene Avrupa sahnesinde olurlar, en pahalı takımlara kök söktürürlerdi.

Ali Koç

Genç oyuncu yetiştirip, yıldız oyuncu satmak- Takımların bilet, mağaza, bağış, naklen yayın gibi gelirlerin hepsi sportif başarıya bağlı.

Yayıncı kuruluş; galibiyete ödediği paranın yarısını beraberliğe, yüzde 10'unu mağlubiyete, sezon sonunda da benzer oranlarda ilk üç takıma ödeme yapar.

Avrupa kupalarında bu miktarlar çok daha ciddi oranlarda artar.

Avrupa'da birçok başarılı kulübün bunlar haricinde “oyuncu satış geliri” kalemi var. Genç oyuncu yetiştirip, yıldız oyuncularını satarak ciddi gelir elde ederler. Örneğin benim zamanımda (2012-2015) Arsenal'in 50 milyon pound kadar oyuncu satış geliri vardı ki, bu Türk takımlarının birçoğunun toplam gelirlerinden daha fazlaydı.

Gelirlerinin 4 katı borçlular

Dört büyükler 2019-2020 futbol sezonuna ait 9 aylık verilerini 11 Mayıs tarihinde “Kamu Aydınlatma Platformu”na (KAP) bildirmişti.

Galatasaray 3.9 milyon TL, Trabzonspor 23.2 milyon kar; Beşiktaş 246.1 milyon TL, Fener de 36.7 milyon TL zarar yazdı!

Borçlarının toplamı 8.4 milyar TL'ye ulaşırken, toplam varlıkları 5.9 milyar TL'de kalıyor.

Spor ekonomisti Tuğrul Akşar, 14 Haziran 2020 tarihli yazısında “4 büyük kulübün borçlarının varlıklarına oranı yüzde 143, gelire oranı yüzde 409” bilgisini paylaşıyor.

Pandemi ile birlikte bu tablonun iyileşme ihtimali sıfır…

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği'nin (UEFA) 2011 yılından buyana uyguladığı “Finansal Fair Play” kuralları, Türkiye'de  futbol endüstrisini düzenleyen iç hukuka uyumlu hale gelemiyor: Şeffaflık, hesapverebilirlik ilkeleri işlemiyor, siyaset hegemonyası ve kayıtdışı ekonomi gölgesinde kalıyor.

Tabii ki zarar etmek futbolun fıtratında olan bir durum değil.

2019-2020 İngiltere Premier Lig'inde şampiyonluğunu ilan eden Liverpool, geçtiğimiz sezonu vergi öncesi 54 milyon dolar karla kapattı.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more