Sözcü Plus Giriş
SERPİL YILMAZ

Pandemi sonrası tufana hazır mıyız?

13 Ekim 2020

Pandemi öncesi haftada ortalama 3 ülkeyi ziyaret eden, küresel bir ekonomi-yönetim danışmanlık şirketi “tepe yöneticisinin” izlenimlerini dinledim…

Geçen hafta ilk uçuşunu yapmış.

Londra'da yapılan pandemi sonrası küresel ekonomi değerlendirme toplantısına katılmış.

Ele alınan konuları paylaşıyor.

★★★

Mart ayı boyunca yaşanan panik atlatıldıktan sonra, bütün ülkeler genel olarak aynı konuları konuşmuş.

En erken sokağa çıkan Çin'de mayıs ayı itibarıyla kurumsal krediler geri dönmeye başlamış, turizm sektörü açılmış, Avrupa pazarı daralmış.

Temmuza gelindiğinde İtalya ve İspanya toparlanmaya başlamış.

★★★

Kimse ofislere geri dönüleceğini tahmin etmiyor.

Bunun etkisiyle çalışan sayıları ve gayrimenkuller azaltılıyormuş.

Türkiye'de istihdam, ofis ve de makam aracı fazlasının kamu sektöründen çıktığını tahmin etmek zor değil.

★★★

Ekonomist Murat Sağman'dan bir hatırlatma yapacağım.

Covid sürecinde merkez bankalarının bastığı toplam 14 trilyon dolar paranın altın olarak karşılığı 240 bin ton ediyor. Şu ana kadar 190 bin ton altın çıkarıldı” diyor.

★★★

Enflasyon; faiz-kur sarmalında daha öncelikli bir sorun olmakla kalmıyor, artış riskini koruyor. 

Enflasyon ortamında yatırım iştahının (zaten olmayan) kesilmesinin, işsizliği daha da artıracağını söylemek, iki kere iki dört demek gibi bir şey!

★★★

Yine Londra merkezli değerlendirmelere dönecek olursam 3 konu öne çıkıyor:

Bir, vergiler artacak.

Covid ile birlikte çığrından çıkan gelir dağılımı dengesizliği, zenginlerden gelir transferini zorunlu kılıyor.

ABD'de kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerde vergi oranlarında artışın yüzde 35-40 mı, 70 mi olacağı tartışılıyor.

★★★

Bir parantez daha açayım: Ünlü kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz, ABD'de kasım ayında yapılacak  başkanlık seçimleri sonrası, Washington-Ankara ilişkileri tahminini sorduğumda şu yanıtı veriyor: “Amerika'nın en önemli sorunu gelir dağılımında büyüyen uçurum. İç meselelerine yoğunlaşacaklar.”

★★★

Amerika'da ırkçılıkla yüzünü gösteren ve artan şiddet olayları ile “derinleşen yoksulluk” arasında ilişki kuranlar az değil.

Benzer tahmini tüm toplumların dezavantajlı gruplarına yayabiliriz.

★★★

Türkiye'de en dezavantajlı katmanı kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.

İşlenen kadın cinayetlerinde, çocuklara yönelik cinsel istismar biçimlerindevahşetindozu da artıyor…

Dezavantajlı grupların ekonomik olarak güçlendirilmesi ve sosyal politikalarla desteklenmesi ertelenecek ya da bastırılacak bir mesele olmaktan çıkıyor.

★★★

İkinci konu; devletler geri çekilince Covid enkazından geriye büyük bir işsizlik problemi kaldı.

İş ve ekonomi araştırma birimi “McKinsey Global Enstitüsü”, Covid-19'un uzun vadede çalışma şekillerine etkilerini incelemek üzere, dünyanın dört bir yanından 800 iş lideri ile yaptığı anketin sonuçlarını dün açıkladı.

★★★

McKinsey Global Enstitüsü anket sonuçları, önümüzdeki dönemin yıkıcılığına işaret ediyor:

Yalnızca milyonlarca kişi işsiz kalmadı, aynı zamanda bu krizden sonra ortaya çıkan işlerin, muhtemelen kaybedilenlerden farklı olacağını gösterdi.

★★★

En düşük gelir ve eğitim düzeyine sahip olanların pandemiden orantısız bir şekilde etkilendiğine vurgu yapılıyor.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) ve dezavantajlı toplulukların, artan otomasyona karşı daha savunmasız olduğunun altı çiziliyor.

★★★

Vergilerin ve işsizliğin artacağı beklentilerinden sonra işaret edilen üçüncü konu; gümbür gümbür gelen “iklim krizi”…

Önümüzdeki 10 yılda su seviyelerinin artacağı öngörüsü, Kaliforniya'da 30 yılda bir olan yangınların daha sık tekrarlanması gibi felaketleri yakınsama çağındayız!

Türkiye'ye yönelik özellikle Antalya ve Kıbrıs adasının Sahra Çölü olacağı tahminleri yapılıyor.

★★★

Derin krizlerde, “acıya dayanabilme yeteneği” fazla olan ülkelerin başarabileceğini belirten “tepe yöneticisi” sözlerini şöyle bağlıyor:

Riski artan dünyada, toplumsal dayanışma içinde olan ülkeler bu krizden daha güçlü çıkabilir

★★★

Bir ekleme yapacağım: Ekonomide rekabet, devleşen küresel şirketler ile devletler arasında yaşanacak.

AKP'nin hazırladığı ve 15 Ekim'de TBMM Alt Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne bu yanıyla dikkat çekmek isterim.

Zira Türkiye'de 593 maden ruhsatına sahip, 118 ayrı yabancı firmaya büyük olanaklar sağlıyor.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more