Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Bir gazeteci… Bir dava…

6 Kasım 2020

Dostoyevski'yi bilirsiniz; Rus edebiyatçı…

“Suç ve Ceza” romanını bilirsiniz; Dostoyevski'nin en tanınan eseri…

Raskolnikov'u bilirsiniz; bu romanın başkarakteri…

Peki, Pierre François Lacenaire (1803-1836) adını duydunuz mu?

Fransız zengin bir tüccarın oğlu…

Şair…

Hukuk okumak için geldiği Paris'te ekonomik sıkıntılar yüzünden okulu bırakıp, bir banka kuryesi ile annesini öldüren hırsız…

Bilgili, yetenekli Lacenaire'i tarihi  şahsiyet yapan bundan sonra yaptıkları oldu.

Öyle ki, Dostoyevski “Suç ve Ceza” romanını Lacenaire'in yaşamından esinlenerek yazdı; Raskolnikov aslında Lacenaire idi…

Öyle ki, Oscar Wilde iki şiirinde ondan bahsetti.

Öyle ki, Victor Hugo, Theophile Gautier duruşmalarını takip etti.

Hakkında filmler yapıldı.

Bunların sebebi Lacenaire'nin mahkemedeki tavrıydı. Kendini savunmadı; suçu yaratan olağanüstü toplumsal düzensizliği-adaletsizliği hedef aldı…

Hapishaneye “ceza üniversitesi” adını verip, buradaki gözlemlerini “Hapishaneler ve Fransız Ceza Sistemi” adlı makale yazdı.

Davanın parçası olmayıp karşı saldırıya geçen Lacenaire'ın baş kaldırışı kamuoyundan büyük destek buldu. Balzac'tan Tolstoy'a büyük yazarları etkiledi…

Lacenaire giyotine gönderilse de mahkemedeki duruşu özellikle siyasi davaların savunma stratejisi oldu. Örneğin, Alman komünist Karl Liebknecht 1916'da Berlin'de “Ben kendimi savunmak için değil, suçlamak için buradayım” dedi…

Buna “kopuş stratejisi” adı verildi.

Bunu ilk Fransız avukat Marcel Willard Savunma Suçluyor” adlı kitabında yazdı. Yine bir Fransız avukatı Jacques Verges Yargı Stratejisi” adlı eseriyle kavramı dünyaya yaydı.

Bu girişi yapmamın sebebi var kuşkusuz…

SAVUNMA YOK

Bu pazartesi/9 Kasım'da Müyesser Yıldız'ın duruşması var.

Söyler misiniz:

Gazeteci Müyesser Yıldız, ağır ceza mahkemelerinde kaç kez daha kendini savunacak?

Müyesser Yıldız'ın yargı şiddetine maruz kalması ne kadar daha sürecek?

Kim yasa gücünü eline geçiriyorsa, Müyesser Yıldız'a kumpas kurup hapse attırıyor.

Çünkü, hakikatleri yazması istenmiyor.

Heyhat! Boyun eğmez gazeteci Müyesser Yıldız'ın kalemini kıracaklarını bekliyorlar. Aldanıyorlar. FETÖ denedi bunu…

FETÖ'nün infaz mangası polisler, savcılar, hâkimler, Müyesser Yıldız'ı “örgüt üyesi” göstermek istedi; Silivri zindanına attı; fakat kumpasları ellerine ayaklarına dolandı.

Bugün de bu dava siyasi dava…

Ama yetti artık. Bu ülkede birileri, -tıpkı FETÖ gibi- gücü ele geçirince istediğini yaptırıyor. Lakin FETÖ'den hiç ders almamış görünüyor.

Ancak bilsinler ki:

Yüreği vücudundan büyük Müyesser Yıldız'dan gerekli dersi alacaklar.

Müyesser Yıldız, bu davada -aynen FETÖ kurgu mahkemelerinde olduğu gibi- savunma yapmayacak; kendisine kumpas kuranları itham edecek.

Bu duruşma tarihi bir “kopuş stratejisine” sahne olacak…

Savunma yapılmayacak, tarihe not düşülecek taarruz/hücum konuşması görülecektir…

HEP AYNI OYUN

Müyesser Yıldız'a kumpas kurulduğunu bilmeyen kaldı mı?

Aynı FETÖ taktikleri Müyesser Yıldız kumpasında da yine karşımıza çıktı.

Bir örnek vermeliyim:

FETÖ kumpaslarının bir numaralı daimi adımı sahte isimli mektuplar idi.

Burada da… Durmuş Özkan adında sahte isimli ihbarcı var! Bu kişi…

İstanbul'da görev yapan Astsubay E.B.'nin gizli bilgiler sızdırdığını Ankara Savcılığına ihbar eden bir mektup gönderdi.

Diyebilirsiniz ki, “astsubay İstanbul'da görev yapıyor niye Ankara'ya gönderiyor mektubu?”

Ayrıca… Ankara Savcılığı'nın ihbar mektubunu E.B.'nin görev yaptığı İstanbul Savcılığı'na göndermesi gerekmiyor mu? Yapmıyor, soruşturma dosyasını Ankara'da açıyor!

Bu arada Durmuş Özkan kimdir diye bir araştırma yapılıyor mu; ifadesine başvuruluyor mu? Hayır.

Astsubaya fiziki takip yapıyor mu? Hayır. Sadece telefonları dinleniyor. Belge, zarf vs. bir şeyler vermeyeceği nereden biliniyor? Sezgiyle herhalde…

Soruşturmayı Ankara'da yürütenler astsubayın sadece Ankara'dan birileriyle konuşma yapacağını nereden biliyor? Sezgiyle herhalde…

Ve bingo! Kurgu ürünü ihbar üzerine başlatılan soruşturmada asıl hedef belli; Müyesser Yıldız!

Bu arada… “Devlet sırrı” denip iddianameye konanlar ise AA'dan TRT'ye, televizyon haberlerinden gazete sayfalarına kadar her yerde çıkan haberler!

Absürtlük yazmakla bitmez.

Yani:

Kimse böyle bir davada Müyesser Yıldız'dan kendini savunacağını beklemesin.

Yargıyı araç yapanlar gün gelecek elbet ortaya çıkarılacak; hem de Müyesser Yıldız'ın kırılmaz kalemiyle…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more