Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Karakter suikastı duruşması

23 Haziran 2020

Yarın…

İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde Barışların duruşması var.

Bu dava bir kez daha gösteriyor ki:

Bu bir karakter suikastı davası! Demek arkadaşlarımız “casus” öyle mi?

Bu dava aklın egemenliğini öldürmek üzerine kurgulandı!

Öte yandan:

Odatv, insanlardan demeç alıyor davaya ilişkin. Tepki gösterenler; sen, ben bizim oğlan…

Çoğunluğu oluşturan halk nerede?

Ülkemizdeki halkın, bilgiyle-haberle ilişkisi hiç mi kalmadı? Gerçekleri öğrenmek için bilginin-haberin peşinden neden koşmuyor? Fikir tartışmalarıyla ilişkisini toptan mı kaybetti?

Hele… Halkımız bilgi-haber taşıyıcıları koruyup kollamayı ne zaman bıraktı?

Niye böyle olduk?

Cumhuriyet'in aydınlanma geleneğinden neden bu derece büyük kopuş yaşadık?

Ayrıcalıklı statüsü olan akıl neden değer kaybetti bu topraklarda? Rasyonalite neden küçümseniyor?

Hakikati arayanlar olarak niçin bir avuç kaldık; üstelik dört yanımız düşmanlıkla kuşatılmış

Evet…

Sürekli halkı yücelten abartılı popülizm laflarını bir kenara bırakıp bu temel sorunu çözüme kavuşturmamız gerekmiyor mu?

Bu düşünsel çöküntünün sorumlusu olarak salt 18 yıllık AKP iktidarını görmek aldatıcı olmaz mı? Çünkü:

AKP sonuçtur, neden değil… Bu derece bozulma/ağır yok oluş sadece 18 yıllık bilançonun sonucu mu?

Kendimizi kandırmayalım. 40 yıllık kabahatleri nasıl unuturuz? İlgisizlik, kopukluk, apolitik tepkiler çok önce başlamadı mı?

Bununla yüzleşmezsek geleceği nasıl inşa edebiliriz? Daha kaç kez yenileceğiz?

Halkı nasıl kazanacağız; sürekli pohpohlayarak mı?

Derine kazmalıyız…

EKRANDAKİ PROFESÖRLER

Sadece halk mı?

Ya susuş kumkuması aydınlar?

Önce kafa karışıklığını gidereyim:

Entelektüel olmak, kişinin hayatını nasıl kazandığıyla ilgili özellik değildir.

Entelektüel yaptığı işe göre tanımlanmaz.

Her yazar entelektüel olmayabilir…

Ekranda artık sıklıkla görülen doktorlar-profesörler-uzmanlar entelektüel sayılamaz. Evet, bir meslek -örneğin akademisyen olmak bile- doğrudan entelektüel olmaya yetmez.

Frank Furedi, “Nereye Gitti Bu Entelektüeller” kitabında diyor ki:

“Entelektüel uğraş, bir kere profesyonelleşti mi bağımsızlığını ve topluma dair zor sorular sorma gücünü kaybeder.”

Sadece iktidar sansürü veya dayatması değil;  piyasanın ticari baskısı gibi postmodern diretmeler de entelektüelin ölümünü getirdi.

Böylece:

Mükemmelliği aramaktan vazgeçirildik.

Keşif yapmaktan/aramaktan/sormaktan vazgeçirildik.

Standardı çok düşürdük. İyiyi güzeli katlettik. Tek renk, tek sese mahkûm edildik. Otoriter tekdüzeliğe boyun eğdik…

Zihni yorgun düşürdük.

Sindirildik.

Seçkincilik el değiştirdi; -geleceğin düşmanı- baskıcı/yıkıcı/ayrıştırıcı yeni muhafazakârlık/neoliberalizm kazandı…

Böyle böyle:

Zamana yenildik.

Vasatlığa yenildik.

Kalitesizliğe yenildik.

Kurnazlığa yenildik.

Ahlakı bozduk; her şeyi fiyatlandırdık.

İnsanın/ülkenin kaybedeceği bir yola böyle sokulduk.

Biz bu yola 40 yıl önce neoliberalizm ile girdik.

Bilinmelidir; bu karanlık süreç/entelektüel çözülme sonucunda kazanan AKP oldu. Dibin dibini gördük…

AZİZ NESİN

Dedim ki; bazı yazıları yazarken içim yanıyor.
Odatv kapalı…

Barışlar, Müyesser Yıldız hapiste…

Kimseyle polemik yapacak halde değilim.

Cuma günü yazımda Jean-Paul Sartre'dan alıntı yaptım:

Entelektüel, kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan insandır.

Ardından ekledim:

“Yaşar Kemal şahsına yararı olmayan hiçbir şeyle ilgilenmedi maalesef…”

Söz konusu yazıda Yaşar Kemal'in edebiyatçı kimliğini değil, entelektüel tavrını sorguladım.

Hapisteki genç gazeteci Barış Pehlivan'ın röportaj teklifine “hasta” mazeretiyle yanıt vermeyen Yaşar Kemal'in, o dönem Suriye ve Libya'yı bombalayan Fransa'dan/ Orgeneral Jean-Louis Georgelin'in elinden Legion d'Honneur/ “Grand Officier” (Büyük Subay) nişanı almasını eleştirdim.

Tepki geldi; sadece lafügüzaf…

Entelektüel, emperyalizme karşı çıkandır. Nokta.

Düzene uyum sağlayarak entelektüel olunmaz; ancak itaatkâr konformist olunur!

Sol'un dalga dalga büyüdüğü dönemde devrimci görünmek kolaydır. Zorlu dönemlerde ortaya çıkmak, gerçekleri ifade etmek entelektüelliktir…

Bakın:

Hâkim kültüre uyum sağlama gibi arayışı hiçbir zaman olmamış Aziz Nesin'dir, entelektüel portresine örnek olan… Son yıllarını “fildişi kulesinde” geçiren Yaşar Kemal değil maalesef…

Gereksiz övgü, narsist-bencil “majesteler” yaratmaya sebep olur!

İyi yazarlık entelektüel olmaya kâfi değildir.

Bugün Barışların yanında durabilmek entelektüelliktir.

Yarın duruşmaya bekleriz.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more