Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Lekesiz gazeteci

20 Ekim 2020

Nedim Şener ve Ahmet Şık'la tanışmıyorduk. Hanefi Avcı ile on yıldır görüşmüyorduk…

FETÖ bilgisayarımıza virüs gönderdi. Güya ben, Nedim ile Ahmet'e kitap yazdırıyordum! “Hanefi Beyin kitabı neden gecikti” diye hesap soruyordum!

FETÖ'ye göre bizler, Ergenekon örgütü elemanıydık, kitapları bu amaçla yazıyorduk! Hepsi yalandı…

Ama şöyle bir gerçek vardı:

Meslektaşlarımı kitap yazmaya hep teşvik ettim.

Bir gün telefonum çaldı, arayan Bekir Coşkun idi:

-“Sığdıramadınız şu kızı bir yere” diye sitem etti.

Halk TV'den kovulan Makbule Cengiz'den bahsediyordu.

Mesleği usta-çırak ilişkisiyle öğrenen, alaylıyım ben. Ustaların söylediği -bunca yaşa geldim- hâlâ emirdir benim için. Aklımda yokken Uğur (Dündar) Ağabeyin elimden tutup SÖZCÜ'ye getirmesine bu sebeple itiraz etmedim. Mesleğimizin böyle ahlâkı vardır…

Bekir Ağabeyin isteğine başka yol buldum:

Makbule, Bekir Ağabey'in -pek bilinmeyen- hayatını yazacaktı. Kollar sıvandı…

Makbule ile Ankara'daki her görüşmesinden sonra röportaj üzerine konuşuyorduk.

Bir zaman sonra Makbule durdu; davet edildiği Bekir Ağabeyin Cunda'daki evine gitmedi/gidemedi.

Gerek sohbette dinledikleri ve gerekse hastalığın ilerlemesi Makbule'de duygusal travma yarattı. Bana mahcup olmamak için “yapamayacağım” diyemiyordu…

Aylar, günler geçti…

Bekir Ağabeyi kaybettik.

Makbule'yi aradım, “Röportajın kaset çözümlerini yapıp Odatv'ye yazı dizisi yapar mısın?”

Dün başladı yazmaya…

Gömüleceği yer

Kitap olsun çok istedim. Adı bile aklımdaydı; “Lekesiz Gazeteci.”

Ne bileyim; ağır hastalık mücadelesi verirken “Rahatsız mı ediyoruz diye ben de çok düşündüm. Kimseyi kırmazdı, rahatsız olsa bile söylemezdi ki Bekir Ağabey…

Hayatını herkes bilsin isterdim:

Dört yaşında annesini kaybetmiş bir öksüz çocuktan bahsediyoruz.

Neden Tülmen Köyü'ne gömülmek istedi; çocukluğu mu buna sebep?

-“Annemiz ölünce babamız bizi ananemize bıraktı. Kız kardeşim Suat benden küçüktü. Urfa'nın Tülmen Köyü, şehre 25 km uzaklıktaydı. Orada bir ev, bağların bahçelerin içinde, köyden biraz uzakta kerpiçten bir ev…

Orada bir kadın var bize bakıyor, ‘anane' diyoruz. Ama bu kadın Urfa'daki kadınlara hiç benzemiyor. Sarışın, uzun boylu, gözleri renkli. Ümmühan adı…

Beni çok severdi. Kendi eliyle kubbesi olan hamam yapmıştı. Beni oraya sokarken kovalardı, ben çıplak kaçardım. ‘İtin oğlu' derdi bana. Ama ben de gece onun koynunda yatardım, çok severdim…

Onu ananemiz olarak bilirdik, sonra öğrendik ki ananemiz değil. Ananemiz ölmüş; o sırada Ermeni tehciri var; ta yukarıdan Gümüşhane'den Bayburt'a kafileler yola çıkıyor, İngiliz uçakları görmesinler diye onları hep Fırat ovasından yürütüyorlar, gündüz oldu mu ağaçların altına saklıyorlar…

Dedem orada bir kadın görüyor. Onu alacağım diye tüfeğini veriyor komutana, kızı alıyor, kız Ermeni…”

“Ermeni piçi”

-“Ben büyüdükten sonra lisede falan sordum, ‘nene' dedim ‘sen nereden geldin?' O da anlattı bana; ‘karanlık bir gece evimiz yanıyordu, bizim pencerelerimizde demir parmaklıklar vardı, hepimiz çıkmıştık ama kız kardeşim çıkamamıştı. Son hatırladığım onun eli demir parmaklıklarda kaldı, yandı…'

Babam mesela ona çok saygı duyardı, öbür kadınlarla konuşurken rahat konuşuyordu, fakat nenemiz odaya girince babam ayağa kalkardı. Bilge kadındı, öbürlerinden farklı olarak okuryazarlığı vardı. Aile içinde sorun çıktığına ona gidilirdi, adil kadındı

Hürriyet gazetesindeyken Ermeni meselesi gündeme geldiğinde yazı yazdım; ‘Benim Ermeni meselem' diye. Hâlâ bana ‘Ermeni piçi' diye küfür eder dinci takım. Ha keşke benim öz ananem olsaydıKarım Fransız o da Ermeni olabilirdi ne var bunda, insan insandır…

Sonra babam evlendi; kız kardeşim Suat ile ikimiz vardık evde. Bize gelip dediler, ‘eve bir abla anne gelecek.' Biz anne demedik çünkü çok gençti, abla dedik. Çok güzel bir kızdı, konvoyla geldi atlılar falan var… Çok sevdik biz onu, o kadar yıl bizi büyüttü, bir tek gün acı söz söylemedi…”

Bekir Coşkun…

Yüce gönüllü idealist… Sevdalı romantik… Güler yüzlü adam…

Kalemini halkı için kullanan lekesiz gazeteci…

Bizlere hep moral veren yiğit duruşun için teşekkür ederiz.

Güle güle…

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more