Sözcü Plus Giriş
UĞUR DÜNDAR

Lozan Zaferi hiç de kolay sağlanmadı!..

24 Temmuz 2020

4 Şubat 1923, Pazar…

İsviçre'deki Lozan Garı'dan kalkan bir tren, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon'u ülkesine götürüyor.

Çünkü 20 Kasım 1922 günü başlayan Lozan Barış Konferansı görüşmeleri, masadaki anlaşmazlıklar nedeniyle kesintiye uğruyor…

★★★

Türk Heyetinin Başkanı İsmet İnönü sürecin neden tamamlanamadığını anlatırken şunları söylüyor:

“Beau-Rivage Oteli'ndeki son toplantıda bir aralık Lord Curzon'a sordum: Şimdi döneceksiniz. İngiltere'ye gittiğiniz zaman, size barışı soracaklar. Niçin gittiniz, neden barış yapmadan geldiniz, diyecekler. Ne cevap vereceksiniz? İngiltere için hayati olan meseleleri temin etmiş olmanız lazımdır. Türkiye için hayati olan meseleleri reddettiniz, bunu kabul edemezdik. Peki barışı soranlara ne cevap vereceksiniz?..”

★★★

İngiliz Heyetinin Başkanı Lord Curzon, İnönü'nün sorusuna soruyla cevap veriyor:

“Siz ülkenizde ne cevap vereceksiniz?..”

Bunun üzerine Curzon'a; “Benim durumum kolay. Ben Türkiye'ye gittiğim zaman, ‘Niçin barış olmadı' diye soracaklar. Onlara ‘Lord Curzon istemediği için' diyeceğim” der.

★★★

Bu beklenmedik itham karşısında Lord Curzon oturduğu yerden âdeta havaya fırlıyor ve  “Katiyen” diyerek kendince İnönü'yü protesto ediyor.

Aşırı tepki üzerine İnönü, onu zayıf tarafından yakaladığını anlıyor ve sözlerinde ısrar ediyor:

“Evet memleketime gittiğim zaman böyle söyleyeceğim, bunu bütün dünyaya ilan edeceğim; ‘Lord Curzon barış istemiyordu, görüşmeleri kısır bir sonuca vardırmak için elinden geleni yaptı. Böylece müzakereler kesildi. Bu nedenle yeniden harp başlayacak' diyeceğim.

Zira sırf barış yapmamak için, nerede bir bahane bulduysan, onların hepsinin üzerinde ısrar ederek konferansı akamete uğrattın. Benim kanaatim budur!..”

★★★

Lord Curzon, İnönü'nün kararlı yaklaşımı karşısında fena halde bozulur. “Ben barış istemiyordum da onun için mi olmadı? Nasıl söylüyorsun bunları” karşılığını verir.

İnönü de “Evet, öyle söyleyeceğim” demekte ısrar eder ve gerekçesini açıklar:

“Çünkü bütün meseleleri birer birer ortaya koyduk. Kapitülasyonları konuştuk. Saatler süren bu görüşmeleri mücadele, çekişme, hatta boğuşma atmosferinde gerçekleştirdik. Biz görüşlerimizde sonuna kadar ısrarcı olduk. Fakat onlar aralarında daha evvel karar vermişlerdi. Hiçbir değişiklik yapmak niyetinde değillerdi. Hazırladıkları antlaşma projesini menfi şekli ile bize ısrarla kabul ettirmek isteğinde oldukları görülüyordu. Nihayet hiçbir neticeye varamayınca biz salonu terk ettik!..”

★★★

Lord Curzon, İngiltere'ye dönerken İsmet Paşa da Ankara'ya doğru yola çıkar.

17 Şubat sabahı İstanbul'da görüştüğü Yüksek Komiser Vekili Henderson'dan Lord Curzon'un gönderdiği şu telgrafı alır:
“1- Verilen kapsamlı TAVİZLERDEN sonra Türkler, Lozan'da imzayı atmamakla büyük bir hata yapmışlardır.

2- İsmet Paşa, Lozan'ı terk etmeden önce bu hatayı düzeltebilirdi.

3- Biz halen o çerçevedeki bir anlaşmayı, herhangi bir zamanda imzalamaya istekliyiz.

4- Ben ayrıldıktan sonra, son dakikada teklif edildiği düşünülen ilave TAVİZLERE yönelik bir fikir beyan edemeyiz, çünkü ne oldukları bize hiçbir zaman söylenmedi. Çünkü TAVİZ verebileceğimiz sınıra çoktan gelmiş olduğumuzu görüyorduk. Daha fazlasını vermek, müttefik devletlerin çıkarlarını ciddi şekilde tehlikeye atmadan mümkün değildi…”

★★★

Sevgili okurlarım,

Lord Curzon'un telgrafında da açıkça itiraf ettiği gibi, 39 yaşındaki İsmet Paşa, 64 yaşındaki İngiltere Dışişleri Bakanı'na, Türkiye'nin çıkarlarından hiç TAVİZ vermedi. Aksine, hem Curzon'dan, hem de onun katılmadığı ikinci Lozan görüşmelerinde yeni TAVİZLER koparmayı ve böylece Lozan Barış Antlaşması'nı, yani modern Türkiye Cumhuriyeti'nin “uluslararası tapu senedini”, 24 Temmuz 1923 günü, taraflara imzalatmayı başardı.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın silah arkadaşı, 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü başta olmak üzere, Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasına katkısı olanları sevgi, saygı ve rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde minnetle eğiliyorum.

Lozan Zaferi'nin 97. yıl dönümü hepimize kutlu olsun.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more