Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

L’educazione faccia a faccia

22 Eylül 2020

Roma'nın orta halli ailelerinin oturduğu Prati semtinde olağanüstü bir sabah yaşanıyordu, saat sekiz sularıydı.

Mordini caddesi.

19 numara.

İtalya'da ne kadar televizyon kanalı, ne kadar gazete varsa, hepsinin muhabiri henüz hava aydınlanmadan oraya üşüşmüştü.

Medyanın odaklandığı bu adres, bir devlet okulunun, Giuseppe Gioacchino Belli ortaokulunun adresiydi.

Kameralar açık, parmaklar deklanşörlerde, herkes heyecanla onu bekliyordu.

“İşte orada” diye bağırdı bir muhabir.

Bütün kafalar, bütün kameralar, bütün objektifler o yöne döndü.

Evet, hakikaten geliyordu.

Niccolo.

Yüzünde maskesi.

Sırtında çantası.

Yürüye yürüye geldi.

13 yaşında.

Orta üç öğrencisi.

Tek başınaydı.

Yanında kendisine eşlik eden annesi veya babası yoktu.

Gazetecilerin yanından geçerken neşeyle el salladı, “günaydın” dedi.

“Günaydın Niccolo” dediler.

Merdivenleri tırmandı.

Sınıfına girdi.

Niccolo…

İtalya başbakanının oğlu!

L'educazione faccia a faccia.

Yani, yüz yüze eğitim…

İtalya'da işte böyle başladı.

Koronavirüs salgınının Avrupa'daki merkez üssünde, üniversiteler hariç, ilk ve orta dereceli okulların tamamı açıldı.

5.6 milyon öğrenci ders başı yaptı.

Türkçe argoda kullandığımız faça, İtalyanca faccia'dan geliyor.

Yüz, çehre, surat demek.

Peki, İtalyan hükümeti “façayı bozdurmamak” için hangi önlemleri aldı?

Okullara şimdilik 136 milyon adet maske dağıtıldı.

Her öğrenciye her gün bir maske ücretsiz veriliyor.

445 bin litre dezenfektan jel dağıtıldı.

Kapısında el dezenfektanı olmayan sınıf kalmadı.

Bütün okulların tuvaletleri kendi kendini dezenfekte eden aparatlarla donatıldı, her tuvalet her kullanımdan sonra otomatik temizleniyor.

Çocuklar sosyal mesafeye uygun şekilde seyrek seyrek otursunlar diye, şimdilik 200 bin adet tekli sıra ilave edildi, 400 bin adet sandalye ilave edildi, üretim harıl harıl devam ediyor, toplam iki milyon adet tekli sıra olacak, tekli sıraların üstü, yani masa bölümü cam'dan imal ediliyor, hademeler her teneffüste her cam sırayı tek tek siliyor, temizlenmesi ve temizliğinin kontrolü çok daha kolay olduğu için ahşap yerine cam yapılıyor.

Okullara bir milyon adet ateşölçer dağıtıldı.

Her öğretmende, her hademede ateşölçer var.

Her öğretmene, her hademeye okulların açılacağı hafta test yapıldı, rutin aralıklarla hepsine test yapılmaya devam edilecek.

Okullara veliler dahil, giriş yasak.

Sadece öğrenci, öğretmen ve hademeler girebiliyor.

Her veliye resmi yazı gönderildi, “her ebeveyn her sabah çocuğunun ateşini ölçecek, 37.5 derecenin üzerindeyse kesinlikle okula göndermeyecek, derhal sağlık kuruluşlarına haber verecek” denildi.

Ama…

Bu önlemlerin hiçbiri İtalyan halkı için yeterli ve garanti görülmedi.

Halkın ikna olabilmesinin tek şartı vardı.

Niccolo!

Çünkü “okulları açtık” demesi kolay…

“Okulları açtık” diyen başbakan, oğlunu okula gönderecek mi?

Herkes bu sorunun cevabını bekliyordu.

Niccolo maskesini taktı, sırtında çantası, geldi, sınıfına girdi.

500 polis eşliğinde, makam araçlarıyla filan gelmedi.

Tek başınaydı.

Herkesin çocuğu gibi.

Yürüyerek geldi.

Başbakana sordular, bir baba olarak okulun açıldığı ilk gün oğlunuza neden eşlik etmediniz?

“Özgüvenini kazansın istedim, kendi kendine gidebilir” cevabını verdi.

Niccolo şu anda İtalyan eğitim sisteminin PCR testi gibi.

Her sabah takip ediyorlar…

Niccolo geldiyse, okullar negatif.

Niccolo gelmezse, demek ki vaziyet pozitif.

Niccolo gelmezse, kimse çocuğunu okula göndermeyecek.

Türkiye'de herkes sağlık bakanının ağzına bakıyor.

İtalya'da herkes Niccolo'ya bakıyor.

Çocuklarımızdan daha değerli hiçbir şey yok.

Devlet “çocuklarınızı okula gönderin” diyorsa… Herkesten önce, devleti yönetenlerin çocukları, torunları okula gidecek.

Sonra halkın çocukları gidecek.

İtalya'yı anlattım ama, Almanya da böyle, Fransa da böyle.

Türkiye de böyle olmalı.

Ya hep beraber.

Ya hiçbiri.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more