KKTC’den BM’ye, Barış Gücünün görev süresinin rızası alınmadan uzatılmasına tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs'ta konuşlu olan Birleşmiş Milletler Barış Gücünün (BMBG) görev süresinin uzatılması kararına tepki göstererek, kararla ilgili KKTC makamlarının rızasının ve onayının bir kez daha alınmamasını eleştirdi.

KKTC’den BM’ye, Barış Gücünün görev süresinin rızası alınmadan uzatılmasına tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, (KKTC) Kıbrıs’ta konuşlu olan Birleşmiş Milletler Barış Gücünün (BMBG) görev süresinin uzatılması konusunda KKTC makamlarının rızasının ve onayının bir kez daha alınmamasını tepki gösterdi. KKTC Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kıbrıs’ta konuşlu BMBG’nin görev süresini 6 ay uzatan 2561 (2021) sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının kabul edildiği belirtilerek, “Birleşmiş Milletler Barış Gücünün adadaki varlığı ve faaliyetlerine ilişkin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının rıza ve onayı yine alınmamıştır. Bu durum, Birleşmiş Milletlerin kendi kural ve ilkelerine dahi aykırıdır. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Barış Gücünün (BMBG), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarındaki faaliyetlerini makamlarımızın iyi niyeti ve yapıcı tutumu sayesinde sürdürmekte olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda vardır” denildi.

“İYİ NİYETE DAYALI YAKLAŞIMIMIZI GÖZDEN GEÇİRMEK ZORUNDA KALACAĞIZ”

“BMBG'nin ülkemizdeki faaliyetleri için Birleşmiş Milletler ve KKTC arasında yasal bir düzenleme yapılmasına yönelik uzun yıllardan bu yana haklı bir talebimiz bulunmaktadır” ifadeleri kullanılan açıklamada, “Makul bir zaman dilimi içinde BM Barış Gücünün ülkemizdeki faaliyetlerine ilişkin talebimize olumlu yanıt verilmemesi halinde, iyi niyete dayalı yaklaşımımızı gözden geçirmek zorunda kalacağımızı uluslararası toplumun dikkatine getirmek isteriz” denildi.

BM Güvenlik Konseyi'nin söz konusu kararı ile 27-29 Nisan 2021 tarihinde gerçekleştirilen 5+BM gayri resmi görüşmelerinde, Kıbrıs Türk tarafının sunduğu yapıcı öneriyi göz ardı ettiği hatırlatılan açıklamada, “Başarısızlığı yıllardır ispatlanmış, gerçeklerden uzak formüller dayatmaya çalışması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Kıbrıs Rum tarafı lehine olan statükoyu muhafaza etmeye çalıştığını şüphe götürmez bir şekilde bir kez daha göstermektedir. Bugün, Kıbrıs Adası’nda, kendi kendini yöneten, kendi toprakları üzerinde ayrı ayrı egemenlik hakları olan iki farklı Devlet bulunmaktadır. Bu gerçekler ışığında, Kıbrıs Türk tarafı, iki Devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statülerinin kabul görmesini ve ardından iki taraf arasında bir işbirliği ilişkisi tesis edilmesini teminen resmi müzakerelerin başlamasını önermektedir. Kıbrıs Türk tarafının önerisi gerçeklere uygun ve başarı şansı olan tek çıkış yoludur” denildi.

“ADA VE ETRAFINDAKİ DOĞAL KAYNAKLAR İKİ HALKA AİTTİR”

Ada ve etrafındaki doğal kaynakların iki halka ait olduğu ifade edilen açıklamada, “Kıbrıs Türk tarafı bu gerçeği de dikkate alarak, hidrokarbon konusunda Kıbrıs Rum tarafına yapıcı öneriler sunmuştur ve 13 Temmuz 2019 tarihli önerisi de hala geçerlidir. Güvenlik Konseyi kararında bu gerçeklerin yansıtılmamış olması önemli diğer bir eksikliktir. Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkının meşru hakları hilafına, hidrokarbon kaynaklarına ilişkin paylaşım ve işbirliğinden uzak, kışkırtıcı tutumunu devam ettirmesi, Doğu Akdeniz'deki gerginliğin esas sebebini oluşturmaktadır” denildi.

“GERGİNLİĞİN NEDENİ RUM TARAFI”

Ada üzerindeki gerginliğin tırmanmasına nedeninin Rum tarafı olduğu belirtilen açıklamada, “Rum tarafının sınır boyu ve ara bölgeye 233 adet beton mevzi yerleştirmesi gibi pek çok kışkırtıcı eylemine de, önceki kararlarda olduğu gibi, bu kararda da değinilmemiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin gerek ada üzerinde gerek ada etrafındaki gerginliği artırma politikasını gizlemeye çalıştığı, hatta cesaretlendirdiği görülmektedir” denildi.

Mayınlardan arındırılmış bir ada konusunda Güvenlik Konseyi kararında adadaki her iki tarafa çağrıda bulunulduğu ifade edilen açıklamada, “Ancak kararda, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin adadaki Birleşmiş Milletler Barış Gücü faaliyetleri hakkında yayınladığı son raporda, makamlarımızın konuya ilişkin olumlu yaklaşımına karşın Rum tarafının isteksiz davrandığı yönündeki açık ifadeleri yansıtılmamış olması da kabul edilemezdir” denildi.

RUM-YUNAN PROPAGANDASI

Kararda, kapalı Maraş'a ilişkin yer alan ifadelerin Rum-Yunan propagandasının bir eseri olduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Kapalı Maraş'a yönelik hükümetimiz tarafından atılmakta olan adımların doğru yorumlanması önem arz etmektedir. Rum tarafının retçi tutumu nedeniyle kapalı Maraş yıllardan bu yana statükonun sembolü haline gelmiştir. Kıbrıs Türk tarafının uluslararası hukuku ve özel mülkiyet hakkını gözeterek herkesin faydasına olacak bir açılım yapması, olumlu bir adım olarak değerlendirilmelidir” denildi.

KKTC'nin kapalı Maraş'ta gerekli gördüğü kararları aynı anlayışla atmaya devam edeceğine vurgu yapılan açıklamada, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tümünü temsil ettiği yanılsamasından kurtulması gerekmektedir. Adada egemen eşitliğe sahip iki Devletin ve iki Halkın bulunduğu gerçeği üzerine inşa edilecek bir modelin, sürdürülebilir bir anlaşmayı mümkün kılacağı gerçeğinin BM Güvenlik Konseyi tarafından anlaşılmasını bekliyoruz” ifadelerine yer verildi.

KKTC'den AB'nin Türkiye'ye yaptırım tehdidine tepki İlginizi Çekebilir KKTC'den AB'nin Türkiye'ye yaptırım tehdidine tepki