Babacan’dan iktidara ‘Merkez Bankası’ eleştirisi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Merkez Bankası rezervleri üzerinden iktidarı sert sözlerle eleştirdi. 

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın 1. Olağan Sakarya Akyazı İlçe Kongresinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Babacan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“HÜKÜMET FARKLILIKLAR ÜZERİNDEN AYRIŞTIRICI DİL ÜZERİNDEN BESLENEN BİR HÜKÜMET OLDU”

* Şuan ki hükümet bu ülkeyi kutuplaştırarak, farklılıkları kaşıyarak yönetmeye çalışıyor. Bir yandan ‘beka, beka’ diyor bir yandan ‘birlik beraberlik’ diyor bir yandan da bu ülke için hiçbir başarı üretilemediğinde ‘öteki, beriki’ diyerek siyaset yapmaya çalışıyor.

* Dikkat edin her dönem bir düşman arıyor. Dışarıda düşman bulursa ona sarılıyor, dışarıda düşman bulamadığı dönemlerde olmayan düşmanları düşman gibi içeriye gösteriyor.

* İçeride toplumun farklı kesimlerini ötekileştirerek, adeta düşman ilan ederek ilgiyi, alakayı o tarafa yönlendirerek buradaki başarısızlığın üzerini örtmeye çalışıyor.

* Bu ülkeyi şuan ki hükümet böyle yönetmeye çalışıyor. Devletin kanalıyla, devletin yayın organıyla hükümetin havuçla, sopayla yönettiği kanallarla sürekli ayrıştırıcı bir dil uygulanıyor.

* Hükümet farklılıklar üzerinden ayrıştırıcı dil üzerinden beslenen bir hükümet oldu. Biz bunu reddediyoruz. Biz buna karşı duruş olarak DEVA Partisi’ni kurduk.

“HÜKÜMET PANDEMİDE SINIFTA KALDI”

* Bu pandemide hükümet uzunca bir süre sınıfta kaldı, açık ve şeffaf davranmadılar. Bu milleti bilgi çarpıtmalarıyla oyaladılar. Biz uyardık vaka sayılarını gizlediklerini açık açık söyledik ve biz ısrarla ‘bu rakamlar yanlış, doğru rakamlar açıklayın’ dedik, aradan bir kaç hafta geçince kabul etmek zorunda kaldılar ve daha sonra neredeyse iki katı rakam açıklamaya başladılar. Biz ısrarla ‘bu rakamlar yanlış’ demeden oralı olmuyorlardı.

* Kapanmada geciktiğimiz her gün, aşılamada geciktiğimiz her gün yaşadığımız can kayıpları gerçekten önlenebilir kayıplardı. Bu insanlar ‘ölmeyebilir’ dedik, ‘bu kayıpların hesabını veremezsiniz’ dedik.

* İktidar bu aşı teminini de tam bir bilmeceye, bulmacaya çevirdi. O gün de çağrımızı yaptık, ‘bu milletin en öncelikli ihtiyacı aşıdır’ dedik. Avrupa’da ve Amerika’da aşılama hızla ilerlerken bizde aşı halen yapılmıyordu, halen binlerce kayıp veriyorduk o günlerde.

* Biz hep hakikati söyledik, salgını en başından beri ciddiye aldık. Yapılması gerekenleri günü gününe söyledik. Aylarca aşı anlaşmasını yapmadıkları, beceremedikleri için milletimiz aşı olamadı.

“SAĞLIK ÇALIŞANLARINA VE 65 YAŞ ÜSTÜ VATANDAŞLARA MUTLAKA PEKİŞTİRME AŞISI YAPILMALI”

* Ağustos ayına yaklaşıyoruz. Ağustos ayı pandemiyle mücadelede çok kritik  bir tarih. Risk altındaki 65 yaş üstü vatandaşlarımızla sağlık çalışanlarımıza mutlaka üçüncü doz rapel yapılmalı. Biz buradan yine çağrı yapıyoruz, yine tavsiyelerde bulunuyoruz.

* Evet gerekirse ders veriyoruz keşke dinleselerdi. Rapel, pekiştirme aşısıdır. Bu pekiştirme aşıları da mutlaka RNA aşılarından olmalıdır. İlk grup aşılamalar Çin aşısı Sinovac’tı ve yeni mutantlara karşı koruyuculuğuyla ilgili zayıf bir aşı. O nedenle Çin aşısı olanlara biran önce RNA aşısı yapılması gerekiyor.

* Pekiştirme aşılarına neden en geç ağustosta başlamak gerekiyor? Çünkü ikinci doz aşının ardından tam 6 ay dolmuş oluyor. Eğer 6 ay geçerse etkinliği azalacak. Buradan hükümete çağrı yapıyoruz, sağlık çalışanı olup, 65 yaş üstü olup önceden iki doz aşı olanların 6 ayı doluyor, hemen bir ilave üçüncü aşı mutlaka gerekiyor.”

“BİLİME DAYANARAK DEĞİL, ANLIK KARARLARLA ÜLKEYİ YÖNETİYORLAR”

* Bu virüsün bir ‘Delta’ varyantı var. Bu varyantın en çok yayıldığı ülkelerden birisi de Rusya.  Peki hükümet ne yaptı? Rusya’dan girişleri serbestleştirip karantina uygulamasını kaldırdı.

* Her gün bu konuda bir başka genelge çıkıyor. İşi ciddiye alarak değil, bilime dayanarak değil, anlık kararlarla ülkeyi yönetiyorlar. Gerçekten bazen bakıyoruz, ‘ya bunlar çocuk oyuncağına çevirdiler bu işi’ diyoruz.

* Salgını kontrol etme yolunda ilerlerken, gerçekten bu kararı turizmi önceleyen, turizm gelirlerini önceleyen kararı da rehavet çerçevesinde alınmış bir karar olarak değerlendiriyoruz.

“PANDEMİ ÖNCESİ BU ÜLKENİN KAYNAKLARINI TÜKETTİLER”

* Aylardır dilimizde tüy bitti, ‘önce can’ dedik. Ama onlar ekonomiyle ilgili konularda, hele hele turizm ile ilgili konularda aceleci davrandılar. Pandemi öncesi bu ülkenin kaynaklarını tükettiler.

* Pandemi öncesi ülkenin Merkez Bankası döviz rezervlerini sıfırladılar. Pandemi öncesinde bir günde Merkez Bankası’nın yedek akçelerini tükettiler tek bir günde. Pandemi başladığı anda Türkiye’de Merkez Bankası’nın döviz rezervleri de sıfırlanmıştı, yıllardır biriktirdiğimiz yedek akçeler de sıfırlanmıştı.

* Onun için vatandaşımıza gerekli desteği veremediler. Çiftçimiz, esnafımız, günlük bahşişle geçinenlerimiz hepsi mağdur oldu Türkiye’de. G20 ülkeleri içerisinde vatandaşına en düşük doğrudan  desteği veren ülke Türkiye oldu. Ne demişler, ‘ak akçe kara gün içindir’ Bir Merkez Bankası’nın döviz rezervi kötü günler içindir.

* Ama siz hovardalık yapıp, har vurup harman savurursanız, miras yedilik yaparsanız, kendiniz kazanmayıp hazırdan harcayıp bu ülkenin kaynaklarını tüketirseniz, tam da pandemi gibi bir felaket gelip ülkeyi vurduğunda böyle çaresiz kalırsınız.

Anne, Babacan'a dert yandı: Çocuğum depresyona girecek, çözüm bulun İlginizi Çekebilir Anne, Babacan'a dert yandı: Çocuğum depresyona girecek, çözüm bulun