‘Beklenen büyük deprem yerine Kanal İstanbul’a enerji harcamak ülkeye yapılacak en büyük ihanettir’

İYİ Parti İBB Meclis Üyesi Trafik ve Ulaşım Komisyonu Üyesi Dr. Suat Sarı, Kanal İstanbul'a harcanacak bütçe ile beklenen İstanbul depremi için mevcut yapıları güçlendirme çağrısında bulundu. Sarı yaptığı yazılı açıklamada, "İstanbul’da beklenen deprem için mevcut yapıları güçlendirmek, katma değerli teknolojik ürün için eğitime yatırım yapmak gibi aklın yolunda gitmek var iken Kanal İstanbul gibi bilim dışı politik rant projelerine enerji harcamak ülkeye yapılacak en büyük ihanettir" dedi.

‘Beklenen büyük deprem yerine Kanal İstanbul’a enerji harcamak ülkeye yapılacak en büyük ihanettir’

İYİ Parti İBB Meclis Üyesi Trafik ve Ulaşım Komisyonu Üyesi Dr. Suat Sarı, Kanal İstanbul'a harcanacak 15 milyar dolar bütçe ile İstanbul'da beklenen deprem için mevcut yapıları güçlendirmek için kullanılması gerektiğini söyledi.

“ŞEHİRLER İNSANLAR İÇİNDİR, TAŞITLAR İÇİN DEĞİLDİR”

Projenin İstanbul'a etkilerini yaptığı yazılı açıklamada sıralayan Sarı, şu ifadeleri kullandı:

* Gelişmiş ülke kentlerinde ana motto şehirler insanlar için, taşıtlar için değildir. Bu kentleri incelediğimizde, kent içindeki araç sayılarının ve kent nüfuslarının yıllarca stabil kaldığı ve yerleşim alanlarına ilaveler yapılmadığını görüyoruz. Bu sayede, belediyeler bütçeleri çerçevesinde kentlerin mevcut durumuna kent halkı için daha konforlu ve yaşanabilir projeler üretebiliyorlar.

* Dolayısı ile Kanal İstanbul projesi, yapılacak yeni yol ve yerleşim alanları ile kente göçü ve kent içinde araç kullanımını kışkırtacak bir inşaat girişimi olarak değerlendirilmelidir. İstanbul'un artık daha fazla göç almaması, daha fazla trafik çilesi yaşamaması, daha fazla hava kirliliği, su kaynağı ve yeşil alan kaybı yaşamaması, ekonomik ve sosyal açıdan daha fazla ayrışmaması ve kendini doğal afetlere hazırlayabilmesi için tüm sivil toplum kuruluşlarının mücadele etmesi gerekiyor. Bu mücadeleyi olabildiğince büyütmeye, geniş kitlelerce fark edilmesini sağlamaya çalışma ve toplum bilincini harekete geçirmeye çalışmalıyız.

“KANAL İSTANBUL 20 YIL İÇİNDE ŞEHİR TRAFİĞİNE 3 MİLYON YOLCU KAZANDIRACAK”

* Kanal İstanbul'un çevresinde belirlenen hedeflerden biri yeni istihdam alanlarının oluşturulmasıdır. Bu açıdan bakıldığında İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu-Üçüncü Köprü ve Kanal İstanbul bir üçlü oluşturuyor.

* Bu kapsamda bölgede eğitim-bilişim teknolojileri, sağlık, konut, alanları, kongre alanı, yat limanı, lojistik alan gibi istihdam yaratacak yeni yerleşimler öngörüldüğünü görüyoruz.

* Kanal İstanbul ÇED raporunda, bu bölgede 300 bin kişilik bir istihdam alanı yaratılması öngörülmüş. Bu 300 bin kişilik istihdamın karşılığı olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2019 yılında yaptığı çalışmaya göre bölgeye tahminen 1.1 milyon sayıda nüfus gelmesi öngörülüyor.

* Şu anda boş olan bu doğal alanlarda yapılacak yeni yerleşimlere 1.1 milyon insan ve 300 bin kişilik istihdam geldiği zaman İstanbul trafiği yeni bir yükle karşı karşıya kalacak. Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı çalışmada bu nüfusun 2040 yılında, ilave olarak günde 3.3 milyon yolcu yaratacağı öngörülüyor. Bu da aşağı yukarı İstanbul'da şu andaki gündelik yolcuların yüzde 10'una tekabül ediyor.

* Yani Kanal İstanbul, şu anki yolcu sayısının yüzde 10'u kadar ilave yolcu yaratacak.. Kanal'ı geçmek üzere sekiz tane köprü (her biri min 1 milyar euro maliyetli) ve üç tane raylı sistem, yani metro hattı (km maliyeti 40 milyon euro) projelendirilmiş durumda.

* Dolayısıyla köprüler ve geçişler dolayısıyla ek bir ulaşım sorunu getiriliyor. Hem o bölgede oluşacak yeni yerleşim bölgeleri hem de Kanal'ın iki yakası arasındaki geçiş için ilave ulaşım yolları, köprüler ve tüneller öngörülüyor. Bu da İstanbul'da trafiğin daha da içinden çıkılmaz hale geleceği anlamına geliyor.

“18-19 MİLYONA ÇIKACAK BİR NÜFUS PROJEKSİYONUNA İŞARET EDİYOR”

* Kanal'ın çevresindeki bölgeler yapılaşmaya açıldığında bir çekim alanı oluşturacaktır. Zaten Türkiye'deki gelişmişlik ve gelir dağılımı farklılığı yüzünden İstanbul hâlâ Anadolu'dan ciddi boyutta göç alan bir kent.

* 2009 yılında kabul edilen 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı, İstanbul'un anayasası olarak öngörülmüştü. O plana göre İstanbul'da doğal kaynakların zarar görmemesi için şehrin taşıyabileceği maksimum nüfusun 16 milyon olduğu belirtilmişti.

* İstanbul 2021 itibarı ile zaten o nüfusa erişmiş durumda. Böyle bir büyük projenin gerçekleşmesiyle ortaya çıkacak nüfusun ne olacağını tahmin etmek çok güç. İlave nüfus 1,1 milyondan başlayıp 2,5 milyona kadar çıkabilir. Dolayısıyla Kanal İstanbul 18-19 milyona çıkacak bir İstanbul nüfus projeksiyonuna işaret etmektedir.

KAZININ TAŞINMASININ ULAŞIM YÜKÜ

* En az 6 yıl sürmesi öngörülen bu projenin kazı çalışmaları sırasında çıkacak hafriyatın nakliyatı da İstanbul trafiğine ciddi bir yük bindirecek. Yaklaşık 1.1 milyar metreküp kazı miktarı söz konusu.

* Kanal İstanbul'un kazısından çıkarılacak malzemeyle, Karadeniz'in yaklaşık 38 kilometre boyunca doldurulması projesi var. Bu kıyı dolgusu ile Kanal'ın Karadeniz girişinin batısında rekreasyon alanı, doğusunda da lojistik merkezi yapılacak.

* Kanal İstanbul gibi devasa bir kazıdan, yılda yaklaşık 275 milyon metreküp malzeme çıkacak ve bunun da taşınması gerekecek. Bu da günde ortalama 800 ila 850 bin metreküp kazı nakliyesi ve depolaması anlamına geliyor. Bu ancak çok devasa büyüklükte kazıcı ve kamyonlarla gerçekleştirebilir.

* ÇED raporuna göre haftanın altı günü, her gün 24 saat çalışmak suretiyle ancak 6 yılda bitirilebilecek bir kazı sözkonusu. ÇED raporunda da belirtildiği gibi bu kamyonların geçişi için özel yolların yapılması, kanal üstündeki köprülerin tamamlanması gerekecek.

* Günde 800-850 bin metreküp kazının taşınmasının yaratacağı çevre kirliliği ve ulaşım yükü kentin konforuna büyük bir sekte vuracaktır. Aşağıdaki tabloda çalışacak araçların karayollarına getireceği ek trafik yükleri belirtilmektedir.

“AVRUPA YAKASINDA HAYATI DAHA DA ÇEKİLMEZ HALE GETİRECEK”

* Yanı sıra, ÇED raporunda belirtilen trafik yoğunluğu araştırmasında kamyon sayısı olarak yalnızca beton santralleri için kullanılacak kamyon kapasitesi açıklanmış olup, inşaat için çalışacak 20 ton toprak taşıma kapasiteli 768 kamyonun toplam taşıma kapasitesi sadece 15 bin ton civarında.

* Raporun trafik araştırmaları kısmında bu kamyonların günde 768 sefer yapılacağı belirtiliyor. ÇED raporunda D100 (E-5) ve TEM gibi İstanbul'un en işlek yollarının kanal projesi için kullanılacağı beliritiliyor. Bunun için 20 m3 kapasiteli 100 bin kamyona ihtiyaç olacak. Bu hafriyat trafiği ise İstanbul'un Avrupa yakasında hayatı daha da çekilmez hale getirecektir.

* Netice olarak İstanbul'da beklenen deprem için, mevcut yapıları güçlendirmek, katma değerli teknolojik ürün için eğitime yatırım yapmak gibi aklın yolunda gitmek var iken Kanal İstanbul gibi bilimdışı politik rant projelerine enerji harcamak ülkeye yapılacak en büyük ihanettir.

İşte gerçek Kanal İstanbul ihalesi İlginizi Çekebilir İşte gerçek Kanal İstanbul ihalesi Halkın % 51'i Kanal İstanbul için ‘Bu bir rant projesi' dedi İlginizi Çekebilir Halkın % 51'i Kanal İstanbul için ‘Bu bir rant projesi' dedi