CHP’li Bakan: Bizim Mehmetçiğimiz, İsrail’in, İngilizin, Amerika’nın askerinden daha mı az değerli?

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, Gara operasyonu ve PKK terör örgütü tarafından 13 asker, polis ve görevlinin şehit edilmesiyle ilgili Meclis kürsüsünden iktidara seslendi. Bakan, "Bizim askerimiz, bizim Mehmetçiğimiz, İsrail’in askerinden, İngilizin askerinden, Amerika’nın askerinden daha mı az değerli? Beş yıldır, altı yıldır neyi beklediniz?" diye sordu.

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, TBMM kürsüsünde gerçekleştirdiği konuşmasında PKK terör örgütü tarafından 13 asker, polis ve görevlinin kaçırıldığı haberini aldığı 2016 yılından itibaren Meclis'e çok sayıda soru önergesi verdiğini ancak cevap alamadığını söyledi.

“KONUYU MECLİS GÜNDEMİNE GETİRDİM”

PKK terör örgütünü lanetleyerek sözlerine başlayan Bakan, şöyle konuştu:

* Ben 2015 yılında milletvekili oldum. Anadolu'nun yoksul bir köyünden çıkan ve peygamber ocağı Türk Silahlı Kuvvetleri'ne giren, 25 yıl sırmalı ay yıldızı kolunda taşıyan bir babanın evladıyım.

* Babama ve onun silah arkadaşlarına duyduğum minnet ve vefa duygusuyla milletvekili seçildiğim günden bugüne Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet mensuplarının sorunlarını bu parlamentonun gündemine getirmiş bir kardeşinizim.

* Benimle birlikte genel kurulda çalışan her siyasi partiden arkadaşım da bu hassasiyetimi bilir. PKK tarafından kaçırılan ve al bayrağa sarılı olarak defnettiğimiz şehit askerlerimiz ve polislerimizle ilgili konuyu da aynı hassasiyetle Meclis gündemine getirdim.

“İLK SORU ÖNERGEMİ ARALIK 2016'DA BİNALİ YILDIRIM'A VERDİM”

Bir Jandarma komando astsubayın o dönemde kendisini telefonla aradığını hatırlatan Bakan, “‘Bir astsubay kardeşimiz kaçırıldı PKK tarafından Semih Özbey, konuyla ilgilenir misiniz?' dedi. Konuyla ilgilenmeye başlayınca başkalarının da olduğunu gördüm, genel başkanımızla paylaştım. Sayın genel başkanımız dedi ki, ‘kamuoyunu bilgilendirin, konunun takipçisi olun'. İlk soru önergemi, PKK ve IŞİD'in kaçırdığı tüm asker ve polislerimiz için Aralık 2016'da dönemin Başbakanı Binali Yıldırım'a verdim. Yanıt geldi mi? Yanıt gelmedi” ifadelerini kullandı.

“NE SOYLU NE CANİKLİ CEVAP VERDİ”

“Vazgeçmedik, vazgeçersek unutulurlar dedik, tekrar Temmuz 2017'de yine Binali Yıldırım'a sordum” diyen Bakan, “‘Terör örgütlerince kaçırılan asker ve polislerimizin kurtarılması için ne yapıyorsunuz?' Yine cevap alamadık. Eylül 2017'de bu defa Süleyman Soylu ve dönemin Savunma Bakanı Nurettin Canikli'ye sordum; ‘kaçırılan asker ve polislerimiz için ne yapıyorsunuz? Ailelerin yardım çağrılarına neden sessizsiniz?' diye sordum. Ne Soylu ne Canikli cevap verdi” açıklamasında bulundu.

“2017'DE MECLİS'TE ŞEHİTLERİN AİLELERİYLE BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİK”

Bakan, sözlerine şöyle devam etti:

* Ekim 2017'de aileler bizimle irtibat kuruyorlardı, arıyorlardı konuşuyorduk, telefonlaşıyorduk. Veli Ağbaba'yla beraber Meclis'te ailelerle birlikte basın toplantısı düzenledik.

* O gün o ailelerin söyledikleri hala kulaklarımda çınlıyor. Şehit Müslüm Altıntaş'ın annesi şöyle demişti: ‘Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a sesleniyorum, artık sesimizi duysunlar. Dünyaya sesleniyorum, içimizdeki yangını duysunlar. Dağdakilere sesleniyorum, onların da anaları babaları vardır bizi anlasınlar, evlatlarımızı bıraksınlar'.

* Songül ana sesini duyurabildi mi? Hayır sesini duyan olmadı. Şehit Astsubay Semih Özbey'in babası Gürsel Özbey: ‘Bize hep ‘sabır' dediler. Artık sabredemiyoruz. Ya kendimizi yakacağız ya da çocuklarımız için bu devlet bir adım atmalı' dedi. Adım atan oldu mu? Olmadı.

“SORDUĞUMUZ SORUYA CEVAP ALAMADIK”

Şubat 2018'de dönemim Başbakanı Binali Yıldırım'a tekrar sorduğunu ancak yine yanıt alamadığını belirten Bakan, “Ekim 2018, bu defa Hulusi Akar'a sordum. İlk defa yanıt geldi; ‘terör örgütleriyle mücadeleye yönelik keşif, gözetleme ve operasyonel faaliyetler azim ve kararlılıkla devam etmektedir'. Yani sorduğumuz sorunun yine cevabını alamadık” dedi.

“BİZ SESİNİ DUYDUK ŞEHİDİM AMA DUYURAMADIK”

Son olarak 9 Şubat'ta, operasyon başlamadan bir gün önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a soru önergesi verdiğini, beş gün sonra şehitlerden gelen acı haberi aldığını söyleyen Bakan, “Tüm askerlerimiz, polislerimiz mağarada şehit edilmişti. Tam altı yıl… Gecesi gündüzü, sabahı akşamı, kışı, baharı, yazı, tam altı yıl bu çocuklar sağdı. Mektup yazdılar, Semih o mektupta diyordu ki; ‘ben buradayım, sağım, ölmedim, yaşıyorum demek için yazıyorum. Sesimizi artık birileri duysun diye yazıyorum'. Biz senin sesini duyduk şehidim ama duyuramadık” ifadelerine yer verdi.

“BEŞ YILDIR, ALTI YILDIR NEYİ BEKLEDİNİZ?”

“Bizim askerimiz, bizim Mehmetçiğimiz, İsrail'in askerinden, İngiliz'in askerinden, Amerika'nın askerinden daha mı az değerli?” diye soran Bakan, “Beş yıldır, altı yıldır neyi beklediniz? Beş yıldır, altı yıldır diller lal, kulaklar sağır, gözler kör. Dünya kendi askerini kurtarmak için her türlü operasyonu, diplomasiyi, her türlü yolu kullanırken iktidar 23 Haziran İstanbul seçimleri için terör örgütü reisi Abdullah Öcalan'dan mektup getirdi mektup. Madem böyle olanaklarınız vardı, bizim askerimiz için bu olanakları kullanmadınız? Niye bunu gelip burada anlatmıyorsunuz?” sorularını dile getirdi.

“BU BAŞARISIZLIĞIN HESABINI MİLLETE VERMEK ZORUNDASINIZ”

Bakan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Dünyaya ilan eder gibi 'sürprizim var' diyecek Cumhurbaşkanı, davulla zurnayla operasyona gideceksin… Böyle bir şey olur mu? Dünyada var mı? Sessiz sedasız olur böyle operasyonlar. Bu başarısızlığın hesabını bu millete vermek zorundasınız.”

“GALAKSİLER ARASI YOLCULUK YAPSANIZ BİLE BU UTANÇTAN KURTULAMAYACAKSINIZ”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a seslenen Bakan, şöyle konuştu:

* Başarısız olduğunu Cumhurbaşkanı'nın kürsüden ilan ettiği bu operasyonun sorumluluğunu kim alacak? Bu çocukların hesabını kim verecek? Sayın Soylu, sayın Akar size soruyorum.

* Altı yıldır çocuğunun yolunu gözleyen, bayram yapmayan, düğüne gitmeyen, yüzü gülmeyen, şehit haberini almış, gözlerinde yaş, konuşamayan şehit anasını AK Parti kongresine canlı bağladınız, (şehit annesi) ağlamaktan konuşamıyor. Yani empati yoksunu ‘şahsım' verecek o zaman bunun hesabını.

* Bu başarısızlığın hesabını bu millete vermek zorundasınız. Bırakın Ay'a gitmeyi, galaksiler arası yolculuk yapsanız bu utançtan, bu ayıptan kurtulamayacaksınız.

Zincir takarken hareket eden minibüsünün altında kalıp hayatını kaybetti İlginizi Çekebilir Zincir takarken hareket eden minibüsünün altında kalıp hayatını kaybetti

Günün Trend Videosu

Daha fazla göster
Loading...