Davutoğlu da 17-25 Aralık’ı anlattı! ‘Milyon dolarları bulan hediyeler var’

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, eski bakan Erdoğan Bayraktar'ın yeniden gündeme getirdiği 17-25 Aralık süreciyle ilgili konuştu. Görevde olduğu zamanlarda kendisine verilen hediyelerin hepsinin tek tek kaydının tutulduğunu aktaran Davutoğlu, "300 bin dolarlık, 1 milyon dolarlık falan pırlantalı hediyeler falan. Binali Yıldırım'a görevi devrederken 'sizin namusunuza emanettir' diye kendisine dosya ile birlikte verdim başbakanlık kasasında bıraktım" dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bu sabah Fox TV'de yayımlanan Çalar Saat programında İsmail Küçükkaya'nın sorularını yanıtladı.

“O GÜN BAKANLARI ARADIM GEÇMİŞ OLSUN DEDİM”

17-25 Aralık operasyonu ve eski Bakan Erdoğan Bayraktar’ın ifadelerini değerlendiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

* O dönemde şunu söyledim ‘yolsuzluklarla ilgili bir dosya varsa sonuna kadar gidilmeli ve siyaset yolsuzluklardan arındırılmalı.

* Benim tutumum net  ve bu tutumu sadece sözle değil, özle de uyguladım. 28 Şubat 2014’te bakanlarla ilgili fezleke meclise gönderildi. Bütün bu süreçte Erdoğan da yani başbakan olarak bu yolsuzluklara karşı her türlü tedbirlerin alınacağını ve gerekirse gereken işlemin yapılacağını hep vurguladı.

* 4 bakanı çağırdım ‘arkadaşlar, sizler benim bakan arkadaşımdınız o kabinede. Ben sizi suçlamam ama ben hukukçu değilim, komisyon üyesi de değilim. Komisyonumuzun oluşturduğu kanaat bu. Doğru olan komisyonun böyle bir karar almadan sizin Yüce Divan’a gitmeniz’ dedim.

* Orada da söyledim sayın Erdoğan Bayraktar’ın dosyası farklı, suçlamalar farklı. 17 Aralık günü operasyon olduğu gün bu bakanların hepsini aramıştım ve geçmiş olsun dedim.

* Orada da söyledim, sizlerin buraya bugün gitmeniz ve aklanmanız…’ ki deliller gayrı meşru yollarla toplandığı için zaten hukuken yok sayılabilecek durumdaydı. Tavrımı net olarak koydum ve bu cumhurbaşkanımızla bizim ortak kararımızdır.

* Bakanlar, ‘ben rüşvet almış olsam sizinle nasıl şu ile  giderim’ dedi. Bu şekilde savunmalar yaptılar. Ben de yanlış bir şey yoksa sizi gururla yanımda ve derim ki ‘arkadaşlar bakın Yüce Divan’a kendileri gittiler, güveniyorlar kendilerine’ derim. ‘Ama eğer rüşvet aldıysanız yanıma yaklaşamazsınız’ dedim.

* Ben bu tavrı koyunca kabullenmiş olarak ayrıldılar. Yani 20 Aralık Cumartesi günü ön görüşmeyi yaptım ve cumhurbaşkanımızla görüştüm 21 Aralık Pazar günü Bolu Kongresi dönüşü 4 bakanı çağırdım orada gece 11-12’ye kadar görüştük.

* Onlara şunu söyledim’ giderseniz ve aklanırsanız bu mesele kapanır ama gitmezseniz torunlarınıza kadar bu mesele intikal eder’ dedim. Uluslararası mahkemelere sirayet edebileceği imasını da verdim.

“‘NİYE DEĞİŞTİRDİNİZ, YAPMAYIN’ DEDİM”

Bakanların Yüce Divan’a gitmesini beklerken Erdoğan’dan talimat gittiğini anlatan Davutoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

* Arkadaşlarımız gittikten sonra cumhurbaşkanımızı tekrar aradım, böyle bir mutabakata ‘hayırlı olsun’ dedi. Ben gönül huzuru içinde partim, ülkem ve bakan arkadaşlarımız için de en doğru olan oldu şeklinde yastığa kafamı koyarak öyle düşündüm.

* Ertesi gün saat 11’de bakan arkadaşlar Yüce Divan’a gitme kararını kendilerinden açıklamasını beklerken ve açıklamayınca grup başkan vekilimizi aradığımızda cumhurbaşkanımızdan farklı bir talimat gittiğini öğrendim ve çok üzüldüm. Bu üzüntüyle cumhurbaşkanımızdan görüşme talep ettim ve baş başa görüştük.

* Kendisin de şunu söyledim, ‘Sayın cumhurbaşkanım, sizinle mutabakata varmıştık, Türkiye için de bu arkadaşlar içinde en doğru olan buydu. Niye değiştirdiniz, yapmayın’ dedim.

* Erdoğan, bunun bir hükümete karşı operasyon olduğunu söyledi. Ben de ‘aynen katılıyorum. Bu hükümete karşı operasyon ve bu konuda benim tavrım net ve her zaman net olacak. Hükümetimizi, demokratik yollarla seçilmiş cumhurbaşkanı ve başbakana karşı kim tavır sergilerse karşısında demir yumruk gibi dururum’ dedim.

“HEDİYE ALMAK SUÇ MU?”

* Ama  bu noktaya gelmiş ve sizin kurmuş olduğunuz bir komisyon bu, benim kurdurduğum bir komisyon değil. Komisyon böyle bir genel temayül etmişse buna şey yapmak lazım… Ve şunu da ifade ettim, ‘lütfen bu konuda vardığımız mutabakata sadık kalalım.’ Zamanla Reza Zarrab konusunda açık tavrımı da söyledim.

* Sonra şu soruya muhatap oldum. Bir çok yerde de bu soru geldi. ‘Hediye almak suç mu?’ Hem çağdaş hukuk anlamında hediye almak devlet görevlisi için suçtur, sembolik hediyeler dışında hem de bizim değerlerimiz açısından suçtur. Bu değerleri korumamızın biz için ve bu değerler için asli olduğunu söyledim. Biraz uzun tatlı sert bir görüşme oldu.

“MİLYON DOLARLARI BULAN HEDİYELER VAR”

Yurt dışı ziyaretlerde devlet yöneticilerine verilen pahalı hediyelerle ilgili konuşan Davutoğlu, görevde olduğu dönemde kendisine verilen değerli hediyelerin hepsinin kayıt altına aldırdığını anlattı.

Görev yaptığı  dönemde Hediye Alma Genelgesi’ni yayınladığını aktaran Davutoğlu şöyle konuştu:

* 2011’de sayın Erdoğan’ın döneminde çıkan genelgeyi yeniledim, ‘kamu görevlileri hediye alamaz’ dedim. ‘Yurt dışında alınan hediyelerin tümü Hazineye intikal eder’ dedim. Bu da bir rahatsızlık zamanla doğurdu.

* ‘Hiç hediye almadınız mı?’ sorusu bana sorulduğunda dedim ki ‘almadım.’ Başbakanken aldığım hediyeleri de sembolik değeri olanları sergilerim, sonra da ayrılırken hepsini Hazineye geri vereceğim.

İçerideki hediyeler makuldür ama yurt dışı hediyeler çok yüksek, milyon dolarları bulan hediyeler vardır. Doğu’da iki önemli ülkeye gittiğimde ziyaret esnasında hediyeler verildi.

* Sare hanım hediyeleri odada görünce şaşırdı. ‘Bunları ne yapacağız?’ dedi. Ben dedim ki, ‘Bunları kayda alacağız, bizdeki Başbakanlık kasasına koyacağız ve ben bırakırken Hazineye intikal edecek. Hepsini Sare hanım fotoğraflarını çekti, dosya tuttu. Halen elinde o dosya mevcut.

“HEPSİNİN KAYDI TUTULDU”

Kendisine verilen hediyeleri kayıt altına alarak dönemin başbakanı Binali Yıldırım’a verdiğini anlatan Davutoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti:

* Tek tek, yüzüklerin, saatlerin, kolyelerin hepsinin kaydı tutuldu. O bizde duruyordu. Başbakanlıktan ayrılma kararını açıkladığımda müsteşarımı Kemal Madenoğlu çağırdım.  ‘Getir’ dedim, ‘uygulama nasıl olacaksa ben bu hediyeleri nakledeyim’ dedim.

* 1936 yılında çıkan bir kanunla yurt dışından alınan kıymetli hediyeler başbakan tarafından geri verilirken, defterdarlıktan birisi, bir başbakanlık yetkilisi bir de bilirkişi. Bir araya gelerek bir komisyon oluşturuyor, değerlendirme yapılıyor ve başbakan tutanakla bunu bir sonraki başbakana veriyor. ‘Bunu yapın’ dedim.

* Dedi ki, ‘ Bir sıkıntı problem olabilir, şu ana kadar başbakanlık kaydında böyle bir süreç işlediğine dair bir belge yok’ Başkası ne yaptı bilemem ama benim görevim kanunu uygulamak. Bilirkişi gelip bütün bunları, şu 300 bin dolarlık, şu bilmem 1 milyon dolar falan pırlantalı hediyeler falan…

* Bilirkişi söylediği bir söze ben de güldüm, ‘işte şu devlet başkanı, kralın Davutoğlu’na verdiği şu hediye diye müzayedede bunu satsam 5 misli fiyatına satarım’ diyor. Her neyse bu kayıtları tuttum Binali Yıldırım’a görevi devrederken ‘sizin namusunuza emanettir’ diye kendisine dosya ile birlikte verdim başbakanlık kasasında bıraktım.

“KURAL KONMUŞSA UYGULANACAK ARKADAŞ”

Davutoğlu iktidara gelmesi halinde yapacaklarını da şu sözlerle anlattı:

* Bu kadar tecrübeden sonra ne yapacağımızı söyleyeyim. İktidara gelsem birinci olarak ahlaklı insanlar yetiştireceğiz. İkincisi sosyal iklimi düzelteceğiz.

* Üçüncüsü de kuralları koyacaksın ve uygulayacaksın. 1930’lu yıllarda başbakanın hediye almasıyla ilgili bir kural konulmuşsa uygulanacak arkadaş, uygulamayan da hesap verecek.

Günün Trend Videosu

Daha fazla göster
Loading...