Sözcü Plus Giriş

İmamoğlu’ndan inceleme hakkında ilk açıklama

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 'türbede ellerini arkadan bağlayarak yürüdüğü' gerekçesiyle başlatılan ön inceleme ile ilgili konuştu.

Özlem GÜVEMLİ
Güncellenme: 14:23, 05/05/2021

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kültür ve sanat merkezi yapmak üzere geçtiğimiz günlerde İBB tarafından 32 milyon liraya satın alınan İstanbul'un 7. tepesindeki Bulgur Palas'ta incelemelerde bulundu.

Fatih Cerrahpaşa'daki tarihi yapıdaki incelemesinin ardından İmamoğlu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İmamoğlu'na geçtiğimiz yıl İstanbul'un fethi kutlamaları kapsamında Fatih Sultan Mehmet türbesini ziyareti sırasında ellerini arkasında bağlı şekilde yürüyerek “saygısızlık” yaptığı iddiası ile İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında  başlatılan inceleme soruldu.

“SORUŞTURMANIN SAHİBİ YOK”

Bakanlık müfettişlerine ifadesini yazılı olarak veren İmamoğlu “Savunmaya ihtiyaç duymadım açıkçası. Tabi ki yazılı bir savunma verdik. Orada da duygularımı belli etmek zorunda kaldım. Bu kadar absürt bir kavram, bu kadar kötü bir soruşturma başlangıcı, böyle bir sürecin ortaya konması çok kötü bir ortam. O kadar absürt ki; benim izlediğim ve incelediğim kadarıyla bu süreci başlatanın sahibi yok. İş, bakanlıktan başsavcılığa, savcılıktan CİMER'e kadar gitti” dedi.

“KARADENİZ DOĞA BİLGİSİ VEREYİM”

CİMER'e İmamoğlu'nun kendisini şikayet ettiği yönündeki iddianın hatırlatılması üzerine İmamoğlu “Absürtlük devam ediyor, yaratıcı. Gazetecilerin de tartışma biçimi çok acı. Şöyle bir durum doğdu artık; birilerini eli arkasında gezerken gördüğünüzde hakaret etti diye başvurabilirsiniz. Ve bu karşılık bulabilir. Mezarlıkta, anıtın önünde eli arkada… Rahmetli dedem eli arkada yürümeyi severdi. Bu alışkanlıktır. Anlatayım işin ergonomisi açısından. Karadeniz'de rampa bir yerde yürürken 90 derede duramaz, bir eğimle yürürsünüz. Bir Karadeniz doğa bilgisi vereyim, eğimle yürüdüğünüz zaman elinizi arkaya attığınızda bu size hem güç hem de merkezi denge yaratır. Bu şekilde siz o rampayı, o güç yokuşları daha kolaylıkla çıkarsınız. Bu aslında bir güvencedir. Şimdi benim de o gün geleneksel tavrımdan dolayı yaptığım yürüyüş biçimi üzerinde böyle bir anlam çıkarabilmek ve bu anlam üzerinden soruşturma sürecini başlatma becerisinin ortaya konması müthiş yaratıcı” diye konuştu.

“EKREM İMAMOĞLU İLE MÜCADELE SPORU”

İmamoğlu tepkisini şöyle sürdürdü:

* Benim dualarım yetmedi bu insanlara. ‘Allah akıl versin' duasını yaklaşık 2.5 senedir yapıyorum ama yetmedi. Ne olacak şimdi? Düşünsenize İstanbul'da herkes çıksa sokaklara inadına böyle yürümeye başlasa ne olacak? Herkes hakkında suç duyurusunda mı bulunacağız?

* Kamu yöneticilerinin akıl tutulması. Bu tarz insanlar bir milli spor bir ata sporu geliştirdiler. Onların tek derdi Ekrem İmamoğlu ile mücadele. Ata sporu bu Ekrem İmamoğlu ile mücadele.”

“KANUNLARA GÖRE SEÇİLMİŞ BİR BELEDİYE BAŞKANINI ZİYARET ETTİM”

HDP'li belediye başkanlarını ziyaretinin de inceleme konusunu yapılması hakkında İmamoğlu şu yorumu yaptı:

* Planlanmış bir güneydoğu gezisinde, nikahını kıyma sözü verdiğim bir delikanlının Batman'daki düğününe gittiğim bir gezide o dönem Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre seçilmiş bir belediye başkanını ziyaret ettim. Ben ziyaret ettiğimde kayyumla ilgili fikrimi söyledim. Orada etmedim ki sadece her yerde ettim. Hala da ederim. Milletin iradesine karşı durulan her hususla ilgili açıklamamı yaptım yapmaya da devam ederim.

* Demokrasiye ve toplumun özgürlük duygularına inanan bir insanım. Önemli bir detay daha var, ıskalamayın bunu. Ben oraya gittiğimde belediye başkanına eşimle beraber bir Mustafa Kemal Atatürk portresi hediye ediyorum. Atatürk portresini hediye ederken de diyorum ki; ‘bunu belediye başkanlık makamının en güzel duvarına asmanızı arzu ediyorum.' O da ‘siz seçin en güzel duvarı gösterin oraya asacağım' diye cevap ediyor.

* Diyarbakır'da ilçe belediyesinin binasında bu kadar güzel, milli, bu kadar değerli bir sohbeti yapıyoruz ve çıkıyoruz. Buradan da bir sebep oluşturmak bir arayış içinde olmak, bu da bir acizlik aslında.”

“MİLLETİMİZ DİYAFRAMDAN GÜLDÜ”

* CİMER'e  kendimi şikayet ettiğim iddiası var. Ben bin yıl düşünsem aklıma böyle bir şey gelmez. Milyon kez orada bir evrak imzalasam o yetkili insanların yerinde olsam böyle bir süreci başlatmam. Derim ‘hadi canım buna cevap bile verilmez.' O kadar komik şeylerle karşılaşıyoruz ki ve karşılaşmaya da devam edeceğiz görünüyor. Ben şunun fark ettim milletimiz ilk defa böyle diyaframdan güldü, kahkahalarla güldü. Espriler müthişti.

* Dalga geçtiler bu kararı verenlerle. Her yaştan insan… Sanatçısından ilkokul öğrencisine kadar insanlar güldü buna. Bu tarz gülünç işlerle karşılaşıyoruz. Devam edeceğiz, alıştık artık. Ama yapmasınlar bunu. Devletimizin milletimizin itibarını bu şekilde aşağıya çekmesinler.

* Bir şekilde şu an devletin yetkili birimleri onlar imza atıyorlar. Attıkları her imzanın binlerce yıllık bir devlet geleneğinin temsilcileri olduklarını unutmasınlar, öyle hareket etsinler. ‘Bugün neyi kurtarıyoruz' değil, ‘biz hangi büyük devletin, büyük milletin yöneticisiyiz' diyerek imza atsınlar. Israrım ve duam bu.

CUMHURBAŞKANI İLE NE KONUŞTU?

İmamoğlu'na Ümraniye Belediye Başkanı babasının cenazesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşme de soruldu. İmamoğlu “Ben, her yerde, milletimizin binlerce yıllık geleneğine yakışır bir devlet insanı tavrıyla, her ortamda bulunmayı özellikle yaşıyor ve yaşatıyorum. Orada da Sayın Cumhurbaşkanımız ile yan yana geldiğimizde, ‘Sağlığınız nasıl, iyi misiniz, Allah sizi korusun' dedim. O da bana dönüp, ‘Senin sağlığın nasıl' dedi. Ben de ‘iyiyim' dedim. Onun ötesinde bir şeyimiz olmadı” yanıtını verdi.

“KANUNİ TABLOSU GELİYOR”

Londra'da düzenlenen müzayede de satın alındıktan sonra İBB'ye bağışlanan Kanuni Sultan Süleyman tablosu ile ilgili de İmamoğlu “Fatih Sultan Mehmet'in çok önemli bir tablosunu Büyükşehrimize kazandırdık. Kanuni tablosunu duyduğumuzda, girişimlerimiz de oldu ama kısmet olmadı. Biz, itibarlı bir yönetimiz. Artık, İstanbul kenti yönetimine, herkes güveniyor. Herkes, ‘Evet, bu kentin bir değerini, bu şehrin belediyesine emin bir şekilde emanet edebiliriz' diyor. Bir iş insanı bu tabloyu almış ve Kanuni tablosunu, Fatih Sultan Mehmet tablosunun yanına koyma duygumuzu hissetmiş. Ve bunu bize, daha doğrusu İstanbul şehrine emanet etmiş. Çok teşekkür ediyoruz kendisine. Tabi şu anda pandemiden dolayı İngiltere, Türkiye'den misafir kabul etmiyor. Dolayısıyla biraz zaman aldı. Ama sanıyorum bir 10 – 15 gün içerisinde tablo buraya gelecek. Bağışlayan kişiyi açıklamam doğru olmaz. Kendisi ‘İstanbul'a geleceğim, sizi ziyaret edeceğim, gerekirse bunu paylaşırım' dedi. Ben de mutlu oldum. Ben de çok teşekkür ediyorum 16 milyon İstanbullunun adına” diye konuştu.

“SAĞLIK BAKANI İLE GÖRÜŞTÜM”

İmamoğlu, tam kapanma sürecinin tam kapanma süreciyle ilgili de konuştu.

Kapanma kararının birçok eksiği olduğunu belirten İmamoğlu esnafa gereken katkının sunulmadığını söyledi. Aşılama konusunda sıkıntı olduğunu ifade eden İmamoğlu “Daha önce İBB'nin de halka temas noktasında öncelikli grupları olduğunu, örneğin; İETT şoförleri, asla hizmetinin aksamaması gereken İtfaiye ve Zabıta gibi, mezarlık çalışanları gibi insanlarımızın öncelikli aşılanması gerektiğini 2-3 kez valiliğimize bildirmiştik. Hatta bu kapanma kararı sonrasında Sağlık Bakanı'mızı aradım. Kendisinden de bu konuda ısrarcı oldum. Sürecin devam ettiğini, yine de ilgileneceğini söyledi. Aşı sorunu bir şekilde hep birlikte aşmak zorundayız. Biz mesela turizm sezonunu kaçırmamalıyız. Onun için bu tam kapanmayı çok arzu etmiştim oldu. Oldu. Ama bir yanda da aynı hızla aşılama devam etmeliydi. Burada eksiklikler görüyorum. Türkiye’mizin bu konuda şu an sınavı iyi gitmiyor. Umarım çözülür. Çözüm noktasında da her kurumun sorumluluk alabileceği gibi İBB olarak biz de sorumluluk alabiliriz” dedi.

“TROLLÜĞE KALKIŞMASINLAR”

İmamoğlu, Adalar'da faytonların kaldırılmasının ardından İBB tarafından satın alınarak talep eden kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerine hibe edilen atların hepsinin kayıp olduğu iddialarına da cevap verdi.

İmamoğlu “Efendim ‘900 tane at nerede, 800 küsur at nerede' diye başlık atıyorlar. İnsan utanır. At meselesini başından itibaren her adımını İstanbul Valiliği de biliyor biz de biliyoruz. Çünkü süreçte sorumluluğun sorumluğun bir parçası Tarım İl Müdürlüğü. Süreci beraber yürüttük. Bu manşeti atanlar, bana sormuyorsanız, İstanbul'da valilik var ona sorsun. Kimse gizlemiyor. Ama bir siyasi partinin il başkanlığından, ya da bir siyasi partinin bir merkezinden, ya da bir milletvekilliği makamından trollüğe kalkışmasınlar.   800'ün üzerinde atı Türkiye'nin muhtelif kuruluşları ve kurumlarına dağıttık. Her atın bulunduğu ilde takip edilmesi için çiplerini taktık. Çiplerini taktığımız atların takip süreci o il ya ilçenin Tarım müdürlüklerinindir. Biz değiliz. Ben siyaseten şunu görüyorum. Bu paylaşımı yapan koca koca adamların, vekiller var, kendini vekil zanneden var -bana göre vekil de olamazlar-  top oynamakla vekilliği birbirine karıştıranlar var.  Herkes var. Üzülüyorum. Lütfen Tarım Bakanınızı, Valiliği arayın ya da bizi arayın, bizden bilgi alın. Görevimiz olmamasına rağmen emanet ettiğimiz atların akıbetini takip ediyoruz. Umarım Dörtyol'da yaşanan bu acı olay bir daha yaşanmaz” açıklaması yaptı.

İlginizi ÇekebilirEkrem İmamoğlu'na 'ellerini arkada neden bağladın' incelemesiEkrem İmamoğlu'na 'ellerini arkada neden bağladın' incelemesi
Yayınlanma Tarihi:11:31,