Bayılmalar neden ciddiye alınmalı?

Geçici bilinç kaybı olarak tanımlanan bayılmalar altta birçok farklı sorunu barındırabilir. Aksu, özellikle kalp hastalıklarına bağlı olarak gelişebilecek bayılmaların hayati risk taşıdığına işaret etti…

Bayılmalar neden ciddiye alınmalı?

Kalp durması, ani tansiyon düşmesi ve kasların gücünü kaybetmesiyle birlikte ortaya çıkan bayılmalar, her yaşta görülebilen bir durum. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolga Aksu, tek başına bir hastalık olmamakla birlikte birçok hastalığın tespit edilmesinde yararlanılan bu bulgunun özellikle kalp hastalıkları açısından çok önemli olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Tolga Aksu

Kalp hastalıklarından kaynaklanabilecek bayılmalarda sorunun tespit edilmemesi durumunda yaşam kaybına varabilen ciddi sonuçların yaşanabileceğine dikkat çeken Aksu, “Bu nedenle bayılma durumunda hastanın ilk olarak kalp sağlığı uzmanına gitmesi çok önemlidir. Çünkü erken önlem alınmasıyla riski en aza indirmek mümkün olabiliyor” dedi ve bu konuda şunları söyledi:

BAYILMA ÖNCESİ ÇARPINTI OLURSA…

Kişinin bilincini tamamen kaybetmeden kalp çarpıntısı yaşaması durumunda bayılmalar mutlaka kalp kökenlidir. Hasta, çarpıntı anında ve sonrasında baş dönmesi yaşıyorsa mutlaka bir ritim bozukluğu olduğu düşünülür. Bu noktada hatırlanması gereken ritim bozukluğunun kalıcı tedavisinin olduğudur. Ancak tedavi edilmediğinde yaşam kaybına varabilecek sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla hastalar bayılmadan önce çarpıntı, baş dönmesi, göz kararması gibi şikayetleri yaşıyorsa mutlaka kalp hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Bayılma anında kişide geçici süreyle bilinç kaybolur. Ani kalp durması, tansiyon düşmesiyle birlikte vücutta bütün kaslar gücünü kaybeder ve bayılma geçekleşir. Kısa süreli bir durum olmakla birlikte dikkate almak gerekir.

TEKRARLAYAN BAYILMALARA DİKKAT

Göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi şikayetler de kalple ilgili sorunların işaretleridir. Fakat bu belirtiler olmadan sadece bayılmaların da önemli bir belirti olacağı unutulmamalı. Üstelik bayılmalar tekrarlarsa bu durum daha kötü sonuçlara yol açabilir. Dolayısıyla öncelikle ciddi olabilecek sebeplerin saf dışı bırakılması gerekir. Bu süreçten sonra diğer tanının konması biraz daha zaman alabilir. Burada önemli olan hastanın ilk planda hayatını kurtarmaktır. Burada bizim vereceğimiz en önemli mesaj şu olmalı:

Bir bayılma her zaman ciddi olabilir. Bayılma yaşayanların yüzde 30'unda ilk kez, yüzde 10'unda ise tekrarlayan bayılmalar görülüyor. 15-30 yaş arasındaki hastalarda bayılmalar daha sık görülüyor. Kalp kökenli olan bayılma atakları ise genellikle tekrarlayıcıdır ve hayati risk taşır. Bu yüzden bayılan her hasta kardiyoloğa başvurmalıdır. Böylece kalp kökenli olup hayati risk taşıyabilecek bayılmalar erken tespit edilip geç kalmadan müdahale edilebilir. Bayılmaların bir kısmı kalp hızının düşmesi ya da çok hızlı olması gibi ritim bozukluklarından kaynaklanır. Bu grup hastalar tedavi edilmediği takdirde yüzde 50 oranında hayati risk taşır. Ancak kalp pili ya da farklı tedavi yöntemleriyle bu riski sıfıra kadar indirmek mümkün.

DOĞRU MÜDAHALE ÖNEMLİ

Toplumda her yaş grubunda bayılmalar yaşanabilir ve bu durumda doğru müdahale çok önemlidir. Bayılma anında yapılabilecek en iyi yöntem hastayı sırt üstü yatırmak ve ayaklarını yukarı kaldırmaktır. Bu sayede hastanın beyindeki kan dolaşımını hızlanır. Bayılmaların sadece kalp kökenli olmadığı unutulmamalı. Nörolojik bazı sebepler, kan şekerinin düşmesi ve psikolojik nedenler de bayılmaya neden olabileceği için altta yatan neden mutlaka tespit edilmeli.