Sözcü Plus Giriş
DENİZ ZEYREK

“Gelin Hanım” çıkışı hukuk devletiyle bağdaşmaz!

28 Mayıs 2021 Yazarlar

İYİ Parti lideri Meral Akşener'in (her ne kadar siyaset tarzını kastettiğini söylese de) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya benzetmesini doğru bulmadığımı ifade etmiştim.

Erdoğan'ın bu benzetmeye sözle tepki göstermesi hakkıydı ve çok ağır bir tepki gösterdi. Kütüphane buluşmalarında şöyle demeyi tercih etti:

“Utanmadan kalkıp beni Netenyahu'yla aynı kefeye koyacak kadar ahlaksızlaşan siyasetçi, Filistin dendiği zaman benim ciğerlerim adeta sese gelir ve O, Filistin'in haritadaki yerini bilmeyecek kadar zavallıdır. 40 yıllık siyasi hayatı bunlarla mücadelede geçmiş olan bir Erdoğan'a sen bunu söyleyemezsin, bu senin ne haddinedir ne de sana böyle bir fırsatı kimse vermez.”

Bir kadın siyasetçi için “ahlaksızlaşan siyasetçi”, “zavallı” gibi ifadeleri kullanmakla yetinmeyen Erdoğan, ayrıca Akşener'in sözlerini yargıya taşıma hakkını kullandı. Akşener'e 250 bin liralık tazminat davası açtı.

★★★

Peki “(birkaç misliyle) Karşılık verme” ve “yargıya” taşıma haklarını kullanan Erdoğan'ın, bunlarla yetinmeyip, Rize'de destekçilerinin Akşener'e saldırıp, çok tehlikeli sonuçlar ortaya çıkaracak bir provokasyon yapmasını savunma, destekleme hakkı var mı?

Eminim bu sorumu okuyan AK Parti'liler hemen “Rize'deki olayın Sayın Cumhurbaşkanı'yla ne ilgisi var” demiştir. Zaten onlara göre Rize'de Akşener'in yaşadığı da “organize” değil, “doğal gelişmiş” bir olaydı.

Çarşamba sabahına kadar ben de “Olayın Erdoğan'la ne ilgisi var” diyebilirdim.

Ancak Erdoğan'ın o sabah TBMM Grubu'nda sarf ettiği şu sözlerden sonra, gönül rahatlığıyla “evet var” demeye başladım:

“Gelin Hanım beni Netanyahu'nun yanına koyuyor ve ardından da memleketim Rize'ye gidiyor ve gelin hanıma memleketim Rize'de görüldüğü gibi gayet güzel bir ders veriliyor ve nerede nasıl adım atılacağını çok iyi bilmek lazım. Burası Rize. Sen Rize'nin uşağına bu şekilde hakaret edip onu Netenyahu gibi bebek katillerinin yanına koyarsan yapılacak olan budur. Yine dua et ki Gelin Hanım'a çok ileri gitmeden bir ders verildi. Bu da Rizelinin edebini adabını gösterir. İkizdere yetmedi bir de Çayeli'ne gitti. Orada da gerekeni yaptılar.

Trabzon'a gitmeye kalktı, meydana çıkmadan uçağa geçip Ankara'ya döndü. Bu daha bir.

Daha neler olacak neler. Daha dur bakalım. Bunlar iyi günler…”

★★★

Demokratik bir hukuk devletinde bir Cumhurbaşkanı böyle yapar mı?

Söze sözle karşılık vermek varken ve vermişken; rencide edici, hakaret içerikli bulunan söze dava açma hakkı varken ve açmışken; linç gibi ağır sonuçlar doğuracak bir karşılığı, bırakın Cumhurbaşkanı'nı sıradan bir vatandaşın dahi düşünmesi tehlikeli değil midir?

“Bu daha bir. Daha neler olacak, daha dur bakalım, bunlar iyi günler” ne demek? Akşener'in Rize'de yaşadığı o arbede “iyi günler” ise “kötü günler” ne getirecek?

Çok merak ediyorum, Erdoğan kurarken, bu cümlelerin ne tür sonuçlar doğurabileceğini düşündü mü?

Ne yalan söyleyeyim, Erdoğan'ın o sözlerini duyunca kendi kendime şöyle dedim:

“Rize'de AK Parti için destek mitingi yapan, AK Partili bir milletvekili istedi diye adamını karakola sokup eski bir milletvekiline saldırtan, yine AK Partili bir milletvekili istedi diye Hürriyet Gazetesi'ne baskın yaptıran Sedat Peker, Allah'tan Türkiye'de değil ve saf değiştirmiş. Yoksa geçmişte yaptığı gibi Erdoğan'ın sözlerini emir telakki eder ya da durumdan vazife çıkarırdı.”

Cumhurbaşkanlığı sitesinde yayınlanan konuşma özetinde “Gelin Hanım” bölümü yoktu. Bu bir “pişmanlık” belirtisi miydi bilmiyorum.

Ancak hala hukuk devletiysek şu soruyu sormanın hakkımız olduğunu düşünüyorum:

“Devletin zirvesindeki Cumhurbaşkanı kendi kişisel adaletini kendi yöntemleriyle sağlamaya çalışırsa cumhur ne yapar?”

YAZARIN TÜM YAZILARI