Türkiye iki haftadır Sezgin Baran Korkmaz – Veyis Ateş görüşmesi üzerinden bir hisse devrini konuşuyordu. Anlaşılır olsun diye tane tane anlatmak isterim:

John Naum ve kardeşi, Silcolux isimli şirketlerini Sezgin Baran Korkmaz’a satmıştı.

Silcolux, İnan Kıraç’a ait Kıraça ve Karsan şirketlerinde hisse sahibi olduğundan, Silcolux’u alan Sezgin Baran Korkmaz da bu iki şirkete hissedar haline gelmiş.

Bu durumdan rahatsız olan İnan Kıraç, Silcolux aracılığıyla Sezgin Baran Korkmaz’a geçen Kıraça ve Karsan hisselerini geri almak için bir mücadele başlatmış.

Sezgin Baran Korkmaz da o hisseler karşılığında Kıraç’tan para talep etmiş.

Sezgin Baran Korkmaz’ın iddiası, bir grubun o hisselerin Kıraç’a devredilmesi ve bunu yaparken istediği paranın yarısından vazgeçmesi yönünde baskı yaptığı yönündeydi. Korkmaz, Veyis Ateş’in de bu grup adına kendisiyle pazarlık ettiğini ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da bu çerçevede devrede olduğunu ileri sürüyordu.



★★★

Bu konuda herkes konuşmuş, bir tek İnan Kıraç tarafı sessiz kalmıştı.

Ben de SÖZCÜ’de dün yazdığım yazıda denklemin tek eksik parçasının İnan Kıraç’ın açıklaması olduğuna dikkat çekerek bazı sorular sormuştum.

Sabah saatlerinde Kıraç’ın avukatı Levent Göktaş aradı. Sezgin Baran Korkmaz ve Veyis Ateş ekseninde dönen tartışmanın kendileriyle bir ilgisi olmadığını, sorunu 10 günlük bir hukuki maratonla çözdüklerini anlattı.

Göktaş, ikinci kez aradığında yanında İnan Kıraç’ın olduğunu söyledi ve telefonu Kıraç’a verdi.

Ben de “Olayı sizden de dinlemek istiyorum” dedim.

Kıraç’ın verdiği yanıtları aynen aktarıyorum:

“Şirket (Silcolux) satıldığında, hukuki açıdan önce bana sorulmalıydı. Kanun, o şirket (Silcolux) bizim hisselere ortak olduğu için önce bize teklif edilmesini zorunlu kılıyor.  Ancak öyle yapmamışlar. Doğrudan SBK’ya satmışlar. Naum kardeşler yanımda büyüdü. Ancak bir sorun yaşadık ve bana eziyet etmek için olsa gerek böyle bir iş yapmışlar.

Ben şirketlerimi ayakta tutmak zorundayım ve o hisseleri kaybedemezdim. Haliyle geri almak için hukuki yollara başvurduk. Onlar bize alacak davası açarken biz de Silcolux’un satışı konusunda dava açtık. Hukuki sürecin sonunda 6 milyon dolar karşılığında hisselerimizi geri aldık.”

İnan Kıraç’a, “Peki diğer tarafta bir pazarlıktan söz ediyorlar. Cumhurbaşkanı’nı, İçişleri Bakanı’nı devreye soktunuz mu?” sorusunu yönelttim.

Şu yanıtı aldım:

“Cumhurbaşkanı ile görüşmemin bu konuyla ilgisi yoktu. Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde şoförsüz otobüs sürüşü sırasında görüştük. Herhangi bir şey istemedim. Sayın Bakanı (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu kastediyor) devreye soktuğumuz da doğru değil.  Konuşulan şeyler her neyse tamamen bizim dışımızda yaşanmış. Biz sorunumuzu hukuk yoluyla çözdük ve 6 milyon dolar karşılığında hisseleri devraldık. 40-54 milyon yazılıyor. 6 milyon dolar, Türk Lirası olarak o rakama denk geliyor.”

İnan Kıraç, isminin bu tür tartışmalara karıştırılmasına da üzülmüş. Eşi Suna Kıraç’ın vefatından sonra üç ay işlerle ilgilenmemiş ve döndüğünde de bu tartışmayla karşılaşmış. Bu konudaki düşüncesini de şöyle aktardı:

“Bunlar güvenilir adamlar değil. Bir roman yazılmaya çalışılıyor ama ben böyle bir insan değilim. ‘Her şeyi hukuk çerçevesinde bitirin’ dedim ve hukuk çerçevesinde hallettik. Bana maliyeti 6 milyon dolar oldu. İsmimi karıştırdıkları için hakikaten çok üzgünüm.”

Sezgin Baran Korkmaz’ın iddialarını, Veyis Ateş’in yanıtlarını dinlemiştiniz. Tartışma konusu olan hisselerin sahibi İnan Kıraç da bunları söylüyor.

Sorulara yanıt aramaya, o yanıtları size aktarmaya devam edeceğiz.