9 Mayıs 2021 Cuma günü SÖZCÜ HaftaSonu Gazetesi’ne yazdığım yazının başlığı “Şarkı yasaklayan demokratlar” idi.

Yazıda RTÜK’ün Grup Yorum tarafından ilk kez 1989’da söylenen ve 1930’larda Tunceli bölgesinde yaşandığı rivayet edilen bir hikayeyi anlatan “Cemo” isimli şarkı yüzünden Halk TV’ye ceza vermesini eleştirmiştim.

Askeri vesayetin en üst seviyede olduğu, terörle mücadelenin en çetin yaşandığı 90’larda dahi sorun olmayan bir şarkının 2021’de “özgürlükçü” ve “demokrat” olduklarını iddia edenlerin iktidarında “ceza gerekçesi” sayıldığına dikkat çekmiştim.

Yazımda bazı AK Partililerin isimlerini verip “Kendinizi kandırmayın, demokrat da değilsiniz, özgürlükçü de...” ifadesini kullanmıştım. Öğrendim ki ismini yazımda geçirdiğim bir siyasetçi RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’i aramış ve “nedir bu, şarkı mı yasaklıyorsunuz” diye sormuş. Şahin de kendi pencerelerinden olayın nasıl göründüğünü hem o siyasetçiye anlatmış, hem bana yazmış.

Ebubekir Şahin’in açıklamasını “cevap hakkı” çerçevesinde aynen aktarıp, kendi ifadesiyle “yargılaması devam eden şarkı – Cemo” yüzünden kesilmiş ceza hakkındaki yorumu size bırakıyorum:

(Açıklamayı okumadan önce “Şarkı yasaklayan demokratlar” başlıklı yazımı okumanızı öneririm. https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/deniz-zeyrek/sarki-yasaklayan-demokratlar-6529002/ )

“Saygıdeğer Meslektaşım;

Üst Kurulumuzun adını anarak ‘Şarkı Yasaklayan Demokratlar’ başlığıyla kaleme aldığınız köşe yazınızı acı bir tebessümle okudum. Yıllarımı bu mesleğe vermiş bir kişi olarak basında yayımlanan her bir makaleyi değerli bulsam da yazınızda ifade ettiğiniz suçlayıcı görüşlerinize katılamayacağımı belirtmek isterim.

Satırlarınızın ardından son toplantımızdaki Üst Kurul kararıyla ilgili bilgi verme ihtiyacı hissettim. ‘RTÜK türkülere ceza veriyor’ veya ‘türkü dinlemek de yasaklanıyor’ gibi yaklaşımlarla konuyu farklı bir yöne çekmeyi doğru bulmuyorum. Zira ekranlarımızda ve radyolarımızda pek çok müzik-eğlence programı periyodik olarak yayınlanmaktadır. Yasal çerçeve içinde ortaya konulan bu yayınlarda çalınan şarkılara, türkülere biz dâhil hiç kimse müdahale etmemektedir. Ancak, konu terör propagandası olunca 6112 sayılı Yasanın RTÜK’e verdiği görev devreye girmektedir.

Tekraren altını çizmem gerekirse, Üst Kurulumuz, 07.07.2021 tarihindeki toplantısında ekranda söylenen bir şarkı yüzünden veya türküden dolayı ceza uygulamamıştır. ‘Türkü yasaklayan RTÜK’ ve benzeri yaklaşımları üzücü bulduğumuzu açıkça ifade ediyorum. Kanunumuzda ‘radyo ve televizyonlarda türkü söylenmez’ gibi bir yayın ilkesi ihlali bulunmamaktadır.

Ahmet Kaya, Ozan Arif, Hasan Sağındık ve Musa Eroğlu gibi değerli sanatçılarımızın dizeleri ve sesleriyle büyüyen bir kişi olduğumdan bir türkü yüzünden müeyyide uyguladığımızı yazmanıza kişisel olarak da üzüldüm.

Konunun aslı şudur. Verilen yaptırım, 6112 sayılı Kanun’un 8. Maddesinin 1. Fıkrasının (d) bendinde yer alan ‘Yayın hizmetleri,.... Terörü övemez ve teşvik edemez, terör örgütlerini güçlü veya haklı gösteremez, terör örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerini yansıtıcı nitelikte olamaz’ hükmünün ihlali nedeniyle kararlaştırılmıştır.

İlgili yayıncı kuruluşun terör örgütüyle münasebeti nedeniyle yargıya taşınan ve yargılaması devam eden bir şarkının, üstelik kamuoyu tarafından bilinmesine rağmen programda seslendirilmesine, öncesinde ve sonrasındaki diyaloglara müsaade ettiği, terörle mücadele noktasında kendisine düşen sorumlulukta hassas davranmadığı görülmüştür.

Üst Kurulumuzun kırmızı çizgilerinden bir tanesi de yayınlardaki olası terör ve terör propagandasıdır. Milli güvenliğimizi tehdit eden terör propagandalarına şahsım dâhil hiçbir RTÜK Üyemiz rıza göstermez, gösteremez.

Ayrıca, yaklaşık 2 yıldır Başkanlığını yürüttüğüm Üst Kurulumuzun politikası, yasal yaptırımları en son kullanmaktır. Bu durumu defalarca ifade ettik ve uygulamalarımızda da gösterdik. Yayıncı kuruluşlarımız bu ‘açık kapı iletişim’ politikamızı yakinen bilmektedirler. Çeşitli iletişim kanalları aracılığıyla ya da yüz yüze önce uyarmayı tercih etmekte daha sonra Kanunda net olarak belirtilen yayın ilkesi ihlali olan yanlışların düzeltilmesini beklemekteyiz. Bu vesileyle de açıkça belirtmeliyim ki diyalog çağrılarımıza cevap vermeyen hatta zaman zaman yapmış olduğumuz çok insani uyarıları bile farklı algılayıp bunun üzerinden aleyhimizde propaganda yapan zihniyet, RTÜK’ü müeyyide uygulamaya zorlamaktadır. Bu durumda Yüce Meclis’te millet iradesiyle çıkarılan 6112 sayılı Yasayı uygulama görevi olan RTÜK’ün ikazlarını dikkate almayan, görmezden gelen, ciddiye almayan yayıncı kuruluşlara elinde var olan yaptırım argümanını kullanmaktan başka çaresi kalmamaktadır. Aksi durumda görevimizi ihmal etmiş, bizlere verilen emanete ihanet etmiş oluruz. RTÜK Başkanı ve Üyeleri malumlarınız TBMM’de seçilmektedir. Aziz milletimizin tertemiz oylarıyla TBMM Üyesi olan saygıdeğer milletvekillerimizin seçtiği bizler, bu sorumluluk bilinciyle vazifemizi yerine getirmekteyiz.

Köşe yazınızdaki şahsıma, Üyelerimize ve mesai arkadaşlarımıza yönelik olarak ‘siyasi talimatlarla hareket ediliyor’ tarzı bir imayı asla ve asla kabul etmiyoruz. Yazınızda açıkça isimlerini zikrettiğiniz Ak Parti’nin önemli siyasi isimlerinin de bu iddiayı kabul etmeyeceğini net olarak biliyorum.

Üst Kurul toplantısında alınan kararı, bu minvalde tekrar düşünmenizi önemle rica ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”