Millet’e gidelim

Yaşamın temel amacı insan olmanın erdemlerini yerine getirmektir. Tabii bana göre! Konunun felsefi boyutu beni aşar. İnsan doğar, büyür, iyi bir eğitim alır ve bulunduğu topluma yararlı işler yapar. Tabii yine bana göre…

Önemli olan bu yolculukta yaptığımız yanlışları fark etmemiz, düzeltmemiz ve insani erdemlerin en büyüklerinden olan dürüstçe hatamızı kabul etmemizdir. Yeter ki merkezini sağlam tutsun insan, mutlaka doğru yolu bulur.

Ancak bu yazdıklarım insanın kendi özel hayatıyla ilgilidir. Bunu siyasete hele de ülke yönetimi gibi büyük bir merciye uygulayamayız. Çünkü burada söz konusu olan sizin kendi küçük dünyanız değil, koca bir ülkenin sorumluluğudur. O yüzdendir ki, her şeye siz yetişemeyeceğiniz gibi yönetim gibi yüksek bir noktada yanınıza aldığınız danışmanların konularında çok donanımlı olmaları ve bulundukları önerilerde sizi mutlu edecek olanları değil, bilimin ışığında ülke için yararlı olacakları dile getirmeleri önemlidir.

Ülkemi Yönetenler; Sizler, Türkiye'yi yönetmek için belirli bir süreliğine halkın oyları ile seçildiniz. İktidara talip olduğunuzda ağzınızdan düşürmediğiniz “MİLETİM” sözünü hatırlıyor musunuz? İşte o söz, göreviniz sürecinde size, halkın mutluluğunu, özgürlüğünü ve yarınlara daha güvenle bakabilmesini dair bir sorumluluk yükledi. Bu sorumluluğu yerine getirebildiniz mi?

Gelin, halka soralım? Ülkenin içinde bulunduğu durum sizleri mutlu ediyor mu? Gerçek şu ki,  halkın büyük kesimi bu yönetimden mutlu değil. Bu konuyu danışmanlarınız size nasıl iletiyor bilmiyorum ama anket sonuçları durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. İktidarda olduğunuz 19.5 yılda hiç mi iyi şeyler yapmadınız? Tabii ki yaptınız. Ancak 2010 yılından itibaren her şeyi doğru yaptık diyemezsiniz.

Açıkça ifade etmek gerekirse saraya geçtikten sonra halktan koptunuz. Siz seçildiğiniz zaman halkın içinden gelen bir bireydiniz. Halk kendine benzediğiniz için sizi bu kadar süre iktidarda tuttu. Ama seçmen artık kendisinden uzaklaştığınızı, kendisine benzemediğinizi hatta artık saraylı olduğunuza inanıyor.

Yola çıktığınız yol arkadaşlarından hala yanınızda olan var mı? Yolda bulduklarınızı yol arkadaşlarınızla değişmemeliydiniz. Gerçeği görelim artık bundan sonra hiçbir seçim çantada keklik değil. Artık nasıl yapar, neleri değiştirirsek iktidarda kalırızın da size bir yararı olacağını sanmıyorum. Çünkü bu hesapları yapmak da sizi hataya zorlayacaktır.

Yönetimler, iktidardayken küçük hatalar yapabilir bunlar doğal da karşılanır. Zira bir süre sonra bu hatalar düzeltilebilir. Ancak bunlar alçak FETÖ ve 15 Temmuz gibi ülke kaderini etkileyen büyük hatalar olmamalıdır.

Neyse gelelim esas konumuza, asrın projesi dediğiniz Kanal İstanbul için konunun uzmanları yıllardır bu projenin her bakımdan sakıncalı olduğunu dile getiriyorlar. Bu kanal sadece tek başına Marmara Bölgesi'nin fiziki yapısını değiştirmekle kalmayacak aynı zamanda Uluslararası Boğazlar Antlaşması Montrö'yü de tartışılır hale getirecektir.

Kuraklığın tüm ülkemizi kavurduğu şu dönemde İstanbul'un çok önemli su havzalarını da ortadan kaldıracaktır. Üstelik ülkenin saygın bilim adamlarına göre İstanbul'da beklenen depremi de tetikleyecekmiş. Trakya'yı ikiye ayıracak olan  bu kanalın, askeri açıdan savunma sıkıntıları yaratacağı da iddia ediliyor. Yapıldıktan bir süre sonra sülfür kokusundan Marmara Bölgesi yaşanmaz bir hale gelecekmiş.

Sayın Erdoğan, temel atma töreninde yaptığınız konuşmada yanlış anlamadıysam, Kanal İstanbul'un geçişlerden büyük kar sağlayacağından söz ettiniz. Bu bir yurttaş olarak beni çok mutlu etti. Madem ki bu kanal yapıldığında çok getirisi olacak o zaman ihale edildiğinde devlet garantisi verilmeden yapılacak ve doğacak torunlarımız  bile borç ödemeyecekler. Öyle mi? Devlet garantisi verilerek yapılanlar için çektiğimiz çileler hala malum.

Siyasi olarak Rusya ile karşı karşıya geleceğimiz konuları Sayın Putin ile hiç konuştunuz mu? Kanal İstanbul'dan dolayı mutlu olacak ABD ve oraya palazlanacak yerli ve yabancı rantçılardan bahsetmiyorum bile. Rica ederim artık bu işin vahametini anlayın!..

ABD bizi Ortadoğu bataklığına bulaştırdı, 5 milyon mülteci başımıza kalmakla yetmedi, ekonomimizi de tüketti. Anlaşılan yetmemiş, Fırat'ın doğusunda bir PKK ve PYD yapılanması ile yapay bir oluşumun peşinde!

Batıdaki uygar ülkelere baktığımızda en küçük sorunlarını bile bilimsel olarak çözdüklerini görüyoruz. Siyasiler kesinlikle birbirleri ile kavga etmiyorlar hatta gerektiğinde muhaliflerle birlikte ülke sorunlarını oturup çözüyorlar.

 Değerli Okurlar; Avrupa Birliği'ne mensup ülkelerdeki yaşam koşullarını gördükçe imrenmemek mümkün değil. Problemin büyüğü küçüğü demeden tüm sorunlar bilimsel yaklaşımla çözülüyor. Ortada herhangi bir sorun olmasını istemiyorlar. Geçen yıl, baktılar futbol maçlarındaki hakem kararları maç sonu çok tartışılıyor anında bilimsel kurulları olan UEFA toplandı ve “VAR” dönemi başladı.

Maçta bir pozisyon tartışmalı ise VAR odasından orta hakem uyarılıyor, hakem oraya gidiyor, ekrandan yeniden izliyor ve kararını veriyor.

 Bu sistemle birlikte artık tartışmalar büyük oranda ortadan kalktı. Neden böyle damdan düşer gibi bir örnek veriyorsun derseniz, gelin bu Kanal İstanbul için biz de kendi VAR'ımıza yani halka gidelim. REFERANDUM yapalım.

 Sayın AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan tüm konuşmalarında hep MİLLETİM, MİLLETİM der ya, yani işte oraya başvuralım.

 Ülkenin geleceğinde tamir edilemeyecek bir fiziki durum yaratacak olan böyle bir proje, üstelik de “İNADINA” diyerek yapılamaz.Bu proje fizibilitesi yapılırken, ülkenin denizcilik konularında uluslararası bilimselliği kanıtlanmış bilim insanlarına bu konuda davet bile yapılmadığı iddiası gerçeğini de atlamayalım.

 SON SÖZ: BENİ KATARLI HEKİMLERE EMANET EDİNİZ. VATANDAŞ MEMET