Ateşi ve ihaneti gördük!

Ülkeyi yönetenler ormanlara, ağaçlara, tabiata, insana, toprağımıza, suyumuza, evimize, ekmeğimize ihanet ettiler. “Ateşi ve ihaneti” gördük.

Hesaplayamadılar.

Ufukları dardı.

Çapsızdılar.

Basiretsiz kaldılar.

THK'ya kinlenmişlerdi.

Ne derseniz deyin.

Sonuç ihanet oldu!

Ormanlar yanmayabilirdi. Yangın çıktığı anda önüne geçilebilirdi. Helikopterler gecikmeseydi, THK uçakları çalışsaydı ve TSK eğitimli askerleri yardıma koşsaydı; 10 gündür yanan ormanlar, 11'inci güne yine yanarak girmeyecek, ilk gün 20 dakika içinde söndürülebilecekti.

Doğa uyarmaktaydı.

Yangın geliyordu.

24 saat içinde (28 Temmuz günü) 81 noktada orman yangını çıktı. Aynı anda 81 noktada alevler; nasıl olur? Bilim adamları “nedenini” açıklıyorlardı. Ülkemizin Meteoroloji Genel Müdürlüğü Antalya'da, Marmaris'te, Muğla'da, Akdeniz ve Ege bölgesinin tamamında Ağustos ayına girilirken hava sıcaklığının 44-45 dereceye ulaşacağını ve nem oranının da “yangına açık en tehlikeli sınır olan yüzde 5-6'ya düşeceğini” biliyor olmalıydı. Akdeniz ekosisteminde Adana'dan Çanakkale'ye tüm bölgenin ormanlarıyla, makilikleriyle yangına açık bir yapı barındırdığı zaten yüzyıllardır var olan gerçekti.

“Fön rüzgarı” diyorlar.

Havayı kurutuyor.

Nemi sıfırlıyor.

Ormanı yangına hazırlıyor.

Önlem alınabilirdi.

Almadılar.

Bilimi dinlemediler.

İhanet ettiler.

★★★

Bu yıl “fön rüzgarı” yine Karadeniz kıyısını 13-14 derece ile aştı. İç Anadolu Bölgesi'nde 33-34 dereceye çıktı. Torosların zirvesine ulaştığında 25-26 dereceye düştü ama aşağıya Akdeniz, Ege sahillerine inerken; bu yıl her 100 metrede 1 derece artarak 44 dereceye ulaştı, kavurucu, kurutucu sarı sıcağı ile sahile indi ve havadaki nem oranını da 6 düzeyine düşürdü.

Deniz suyu 27 derece.

Karada hava 44 derece.

Nem oranı 6 derece.

Fön rüzgarı!

Bağıra bağıra…

Haber vere vere…

Uyara uyara…

“Ben sizi yakmaya geliyorum” diyerek 28 Temmuz günü yeşilden ve maviden cennet sahillerin 81 noktasına böyle ulaştı.

Yakıyor, kavuruyor.

Ülkeyi yönetenler.

Bunu bilmeliydi.

Bilim biliyordu.

Bilim adamları (örneğin Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu) Fön Rüzgarı Yakmaya Geliyor” diye uyarıyorlardı.

Dinlemediler.

İhaneti gördük.

★★★

Orman içindeki ilk örtü kuru yapraklar, dallar, fön rüzgarının yarattığı ortam içinde; yüksek enerji hattından çıkacak küçük bir kıvılcımın tutuşturması, ormana atılmış bir cam parçasının güneşin yakıcı ışığına “büyüteç işlevi görüp” kuru yaprağı yakmasıyla orman alev almaya başlıyor.

Alev 3 adımda ilerliyor.

İlk adım:

Kuru yaprak tutuşuyor.

İkinci adım:

Ateş ağacı sarıyor.

Üçüncü adım:

Ateş, ağaçların dallarına ve oradan tepesine ulaşıyor. Daha ilk adımda kuru yapraklar tutuştuğunda kontrol edilmeliydi. Bunun için de her temmuz ve ağustos aylarına gelmeden ormanların içindeki kurumuş yapraklar ile ölü bitki örtüsü temizlenmeliydi. Ya da kontrollü yakma ile” kuru yaprak örtüsünün ormanı aleve boğma riski sıfırlanmalıydı. Bilim insanlarımız (örneğin Prof. Dr. Doğanay Tolunay) bunu söylüyordu.

Dinlemediler.

★★★

Orman yangınını ikinci adımda ağacı ve makiyi sarıp üçüncü adım olan dalların tepesine ulaşınca söndürmek kara araçlarıyla mümkün olmuyor. Yangın söndürme uçakları uygun yerlerde hazır olarak ve ne yapacağını bilen eğitimli insanların yönetiminde bekletilirse yangın en az zararla” atlatılabiliyor.

Atlatılabilirdi.

Ormanlarımız.

11 gün yanmazdı.

Orman Genel Müdürlüğü'nün envanterinde” 1 tek bile yangın söndürme uçağı yoktu fakat 2016 yılında satın alınmış Citation VI model 11 yolcu kapasiteli bir uçak vardı. Bu uçak Orman Genel Müdürlüğü resmi sitesinde; Orman yangınlarında gücümüz artıyor. Citation VI tipi uçağımız orman yangınlarında personel naklinde gece gündüz hizmet verecek” diye tanıtılmıştı.

THK uçakları çökertildi.

11 koltuklu uçak alındı.

Orman Genel Müdürlüğü envanterinde 60 milyon TL ödenerek alınmış 28 lüks makam otosu vardı.

Ormanlar 11 gün yandı.

Ateşi ve ihaneti gördük.

TARİHLE RÖPORTAJ (Unutkanlığa ilaç)

Ne yapılamadı? Ne yapılmalıydı? Ne yapılmalı? (3)

Ormanlar 11 gündür yanıyor. Çözüm konuşmalıyız. Ne yapılmadı? Ne yapılmalıydı? Şimdi ne yapılmalı? Prof. Dr. Taşkın Kavoğlu: “Uydu görüntüleri üzerinden analiz ettik. Son yangın sırasında yangın çıkan alanlarda yüzey sıcaklığının 95 dereceye ve alevlerin de yer yer 500 dereceye ulaşabildiğini tespit ettik. Bu uydu görüntüleri sadece yangın sırasında hasarı görmek için değil yangını önceden tespit amacıyla da kullanılıyor. Örneğin Kanada'da uydularda bulunan orta ve termal kızılötesi sensörlerle ormanda sıcaklığın yükseldiği alanda daha yangın çıkmadan helikopterle soğutma işlemi yapıyorlar. Yangını önlüyorlar. Hava sıcaklığının yüksek olduğu aylarda ise bu kontrolü günde dört kez yapıyorlar. Türkiye'ye ait uydular “iletişim ve askeri amaçlarla” kullanıldığı için uydularımızda yangını önceden tespit edecek “orta ve termal kızılötesi sensörler” bulunmuyor. Fakat Türkiye isterse bunu bulabilir.”