Nedim Türkmen
Nedim Türkmen

Çekte kanun zoru ile dolandırılma!

Çekin ödeme aracı yerine kredi ve teminat aracı haline dönüşmesi, karşılıksız çek keşide etmenin ölçülülük ilkesine aykırı olması ve suçta kast unsurunun dikkate alınmaması nedenleri ile 2012 yılında kaldırılmış olan çekte hapis cezası, 2016 yılında dolaylı olarak tekrar getirilmiş ve binlerce esnafa hapis yolu açılmıştı. Öyle ki, 250.000 dosya ile binlerce kişi hapse girmiş ya da girmekte idi.

Yaşanan darbe girişimi ve sonrasında yaşanan FETÖ operasyonları, kur artışları ve konkordato nedeniyle kendi alacaklarını tahsil edemediği için borçlarını ödeyemeyen ve bu yüzden çekleri karşılıksız çıkan binlerce esnafın hapis tehdidinden kurtarılması için; pandemiyi de dikkate alan iktidar, 2020 Mart sonundan 2021 Mart sonuna kadar alacaklı ile anlaşmak şartı ile infazları durduran yasal düzenleme yapmıştı. Ancak pandemi ve sürenin kısalığı sorunu çözemedi.

ÇEK BORÇLULARININ MAZERETİ KALMADI…

İktidar, çekte hapis cezası olmamasına rağmen, adli para cezasını ödeyemediği için hapis cezası alan ve hapse giren, hapse girmemek için kaçak yaşayan ya da davalar sonucu hapse girmesi muhtemel çek borçlusu binlerce kişinin sorununu bu kez kesin olarak çözmek için, nihayet yeni bir yasal düzenleme yaptı.

Buna göre, 28 Temmuz 2021'de yürürlüğe giren 7333 sayılı Kanun çerçevesinde, 30.04.2021 tarihine kadar işlenen suçtan dolayı mahkum olanların cezalarının infazı durduruluyor. Çek borçluları 30.06.2022 tarihine kadar çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini ödeyecekler. Kalan onda dokuzluk kısım ise, 2 ayda bir ödenmek üzere 15 taksitle ödenecektir. Yani, kanun ile çek borçlularına 3.5 yıllık son derece makul ve yeterli bir süre tanınmıştır.

İBRAZ YASAGI KİMİN İŞİNE YARADI?

Daha önce köşemde, “Çeklerin yüzde 40'ı ödenmedi'' ve “Çeklerin ödenmesi kimler için durduruldu?'' başlıklı yazılarımda; 7813 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile Covid-19 salgın hastalığıyla mücadele kapsamında ülke genelinde uygulanan kısıtlamalar dikkate alınarak, hak kayıplarının önlenmesi amacıyla 2021 Mayıs ayında çek ibrazına yasak getirildiğini, bunun çok yanlış olduğunu yazmıştım.

Türkiye Bankalar Birliği, nihayet Haziran 2021 ayına ait çek hareketlerine ilişkin tabloyu açıkladı.

Ülkemiz ekonomisinin çek ile döndüğünü ortaya koyan tabloyu dikkatlerinize sunuyorum.

Yukarıdaki tablo çok şey anlatıyor; dünyada bir yılda (2020) bankacılık sistemine vade içeren 13.934.347 adet çek ibrazı ve bunun parasal değerinin (975 milyar 897 milyon TL) ülkenin milli gelirine yakın olduğu bir başka ülke yok. Yıllar itibari ile çek sayısı azalmakla birlikte, parasal tutarlar artıyor. Karşılıksız çek oranı %13'ler seviyesinde iken, parasal büyüklük içindeki payı %1.35 seviyesinde (2020 Yılı).

2021 yılının ilk altı ayında, mayıs ayında karşılıksız işlemi yapılmamış olmasına rağmen; karşılıksız işlemi yapılan çek tutarının ibraz edilen çeklere oranı, bir önceki yıla göre arttı.

Haziran ayında karşılıksız işlemi yapılan çeklerin bankalara ibraz edilen çeklere oranı; tutar olarak bir önceki yılın aynı ayına göre 0.6 puan artarak %2.2 ve adet olarak ise 0.6 puan gerileyerek %2.1 oldu.

Şu soruları sormasak olmaz diye düşünüyorum. Mayıs ayına ait çekler, haziran ayında bankalara ibraz edilerek tahsil edildiğine göre, bu iki aya ait karşılıksız işlemi yapılan 30.934 adet ve toplam parasal büyüklüğü 2 milyar 490 milyon TL olan çeklerin, keşidecileri kimlerdir? Bu süre içinde mallarını kaçırmışlar mıdır? Çok büyük iki grup bu süre içinde yasadan faydalanarak, faktoring şirketlerini ve alacaklılarını ofsayta düşürmüş müdür? Nisan 2021 ayında karşılıksız çek adedi 7.593 iken, Haziran 2021'de 30.934 adete çıkmasında yani %400 artmasında, işgüzarlık ya da başka nedenlerle çıkartılan yasanın etkisi var mıdır?