Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Bu sarmaldan nasıl kurtulacağız?

15 Mart 2021 Yazarlar

Ne olduğumuzu biliyoruz da, ne olacağımızı bilmiyoruz…

Gelecek günlerde bizi ne bekliyor? Meçhul!

Ulusça dar boğazdayız…

Bu sarmaldan nasıl kurtulacağız?

Bir yandan korona salgını, diğer yandan ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal güçlükler boğazımızı sıkıyor!

Rahat bir soluk almak istiyoruz ama olmuyor, olmuyor! Sıkıntıda olmayan yok gibi…

Ülkeye ekonomik güçlükler, anlaşmazlık ve hoşgörüsüzlük hâkim!

★★★

Böyle bir ortamda iktidar güya “Reform paketi” açıkladı. Fakat… Pakette gerçek anlamda reform sayılabilecek bir şey yok! Birkaç önlem dışında, sadece niyet ve temenni var!

Bunlar zaten iktidarın yapması gereken işler. Şimdiye kadar yapmadığı hata!

Reform denilen pakette benim en çok dikkatimi çeken şey, iktidar partisinin, olumsuzlukları sorgulayan muhalif partileri hedef alması ve muhalefete mensup büyükşehir belediyelerinin elini kolunu bağlayarak çalışmalarını engellemek istemesi…

Böylece muhalefeti yıpratacaklarını düşünüyorlar!

★★★

Ülkede yapılması gereken yalnız “Ekonomi reformu” değil, çok sayıda önemli reform var:

 Ahlâk reformu…

 İnsanlık reformu…

 Zihniyet reformu…

 Hukuk reformu…

 Yargı reformu…

 Medya reformu…

 Siyaset reformu…

İktidar daha önceki boş paketleri bir yana bırakıp gerçek reformları yaparsa, biz de karınca-kararınca bu reformları destekleriz.

★★★

Ülkede gerginliği bitirmek, hoşgörüsüzlük ve kavgaları önlemek için siyasi dildeki seviyeyi de yükseltip politikaya inceliği, nezaketi ve zarafeti getirmek gerekiyor.

İktidarın muhalefet için kullandığı “Terbiyesiz adam” “Yüzsüz adam” “Alçak” “Hain” “Rezil” “Terörist” gibi kaba ifadeler ülke siyasetinin düzeyini aşağılara çekiyor!

Bunun iktidara da, topluma da hiçbir faydası yok, ülkeye zararı ise pek çok!

Politik hatadan dönüş!

Yandaş medya sevinç içinde… Neredeyse zil takıp oynayacaklar…

Onların gazetelerini okuyorum, televizyonlardaki programları izliyorum. Büyük bir memnuniyet hâkim…

Nedir bu sevincin sebebi?

Mısır ve İsrail ile aramızdaki buzlar erimiş, onlarla karşılıklı güzel temaslar yeniden başlamış, Doğu Akdeniz'deki elimiz güçlenmiş…

Bunlar iyi tabii ki… Fakat… Daha önce Mısır ve İsrail ile neden bozuştuk? Onlara ağır sözlerle yüklenmemizin gerekçesi ne?

Aslında kavganın önemli bir sebebi yok! Tamamen politik hata!

★★★

Halimiz “Ağa ile kâhyasının öyküsüne” benziyor.

Köyün ağası, yanına kâhyasını almış, at arabasıyla kasabaya gidiyormuş…

Yolda bir tezek gören ağa kâhyasıyla dalga geçmek için:

“Bana bak kâhya” demiş “Yoldaki şu inek pisliğini yersen bu arabayı sana veririm.”

Kâhyanın gözleri parlamış. Fırsatı kaçırmamak için hemen atılıp o pisliği yemiş… Tabii, biraz zor olmuş ama arabanın aşkıyla buna katlanmış!

Ağanın canı çok sıkılmış fakat sözünden dönemediği için “Tamam” demiş “Bu araba artık senin oldu! Güle güle kullan!”

Kasabada işlerini bitirip köye dönerlerken kâhya bakmış ki, ağası çok hüzünlü… Durumu hemen anlamış ve:

“Bak ağam” demiş “Sen de yoldaki şu tezeği yersen arabayı sana geri veririm.”

Zaten pişman olan ağa hiç tereddüt etmeden atılıp inek pisliğini yemiş ve tekrar arabanın sahibi olunca da pek sevinmiş.

Kâhya, köye varırlarken:

“Yahu ağam” demiş “Köyden çıktığımızda bu araba senindi. Şimdi köye döndüğümüzde araba yine senin… Peki biz bu b.kları niye yedik?”

NOT: Öyküyü hatırlatan Mustafa Küçükaslan'a teşekkürler.

GÜNÜN SÖZÜ

El âlemin parası ile yaşanırsa, sonunda sömürge olunur!

YAZARIN TÜM YAZILARI