Cehaletle mücadele önderi büyük bir insanı kaybettik!

Türkiye'nin en büyük birkaç aydınından biri olan Prof. Dr. Doğan Kuban'ı geçtiğimiz hafta kaybettik.

Bu değerli bilim ve kültür adamının ölümü medyamızda fazla yer bulmadı. Sanatçı geçinen bir sosyetik şaklaban hayatını kaybetseydi sanırım ondan çok daha fazla söz edilirdi.

Türk mimarlık tarihinin en önemli isimlerinden olan ve 95 yaşında aramızdan ayrılan Doğan Hoca, cehaletle mücadele önderi ve eşsiz bir düşünce ve kültür adamıydı.

Türk halkını aydınlatmak için tüm yaşamını bu ülkeye vakfetti ama o halkın en az yüzde 95'inin Doğan Kuban'ın kimliğinden, değerinden, kitaplarından ve hepsi bilgi dolu olan makalelerinden haberi yoktu.

★★★

Doğan Hoca muhteşem bir bilgeydi ve bu ülkenin para hırslısı, gösteriş meraklısı, cahil yöneticilerden kurtulmadan rahat ve huzura kavuşamayacağını savunurdu.

Ona göre cahil kadroların yönettiği tüm ülkelerin halkları cahil kalmaya, demokrasi ve özgürlüklerden uzak, kıtlık ve sıkıntı içinde yaşamaya mahkûmdu.

★★★

Doğan Kuban Hoca mimarlık alanındaki kitaplarının dışında, önceleri “Bilim ve Teknik Dergisi”nde, daha sonra “Herkese Bilim ve Teknoloji” adlı dergide uzun yıllar yüzlerce, hatta binlerce makale kaleme aldı.

90'ı aşan ileri yaşında bile düşünce üretmeye devam ediyor, duru zekâsından bilgi kıvılcımları fışkırıyordu.

Okurlarıma fikir vermek için, büyük kültür adamının yazdığı makalelerden küçük alıntılar yaptım. Bu kısa örnekler bile onun kimliği ve kişiliği hakkında güzel bir fikir verir diye düşünüyorum. Okuyalım:

★★★

İslâm dünyasındaki devrimlerden mevcut tek devrim bizim Cumhuriyet'tir. Gerçekleşmesi Mustafa Kemal gibi bilinçli ve dahi bir askerin varlığı ve vizyonundan kaynaklanmıştır. Bugün bile İslâm ülkelerinde laik olan tek bir cumhuriyet yok. Eğer cumhuriyet yerine oturmazsa, kargaşa ve kölelikten kurtulamayız.

Bir kültürün birikmesi bakkaldan mal almaya benzemez. Dünya tarihine bakarsanız kötünün şansı iyiden daima azdır… Aslında çağdaş yaşamla din arasında bir zorluk yok. Bu zorluğu, çıkarlarına sarılmış din adamları ve siyasetçiler çıkarıyor. Din, ya gelişen teknoloji ile anlaşacak,  ya kendine yeni bir kozmos tanımı yapacak, ya da haçlı savaşları olacak!

Osmanlı'da resim yasağı vardı. Doğu ve Batı'da İslâm'ın egemen olduğu Avrasya toprakları dışında, görsel sanatların iki temel tekniği, resim ve heykel, insan yaşamını zenginleştiren etkinlikler olarak gelişti. İslâm bu alanlarda kendine dogmatik ve Kuran'da olmayan bir yorumla resmi ve heykeli yasaklayarak uygarlık yarışını terk etti. Bugün İslâm uygarlığı denilince resimsiz, heykelsiz bir ortaçağ görüntüsü akla geliyor.

Resim düşmanı bizim mollalar insan resmini suç saydığında, Fatih'in İtalyan ressam Bellini tarafından yapılmış portresi vardı. Resim dünyanın öğretisiydi. Sadece Müslümanlar değil, insanların hepsi bilmedikleri şeyleri çizimlerden öğreniyordu. Bir filozof veya bilim adamı çıkıp da saçma yasağa karşı çıkmadı. Bu durum, kültür açısından bir çöküşü getirdi. Bugün hâlâ dünya biliminde yerimiz yok!

– Dünyanın en insafsız despotları 20'nci Yüzyıl'da ortaya çıktı. 21'inci Yüzyıl'da da bu geleneği sürdürenler oluyor… Hitler'in Avrupa'daki en uygar ülkelerden birinde ortaya çıkması, bilginin ve uygarlık dediğimiz davranışsal dünya görüşünün, politik iktidarla doğrudan ilişkisi olmadığını bilimsel olarak kanıtlamıştır. Bilge insanlar hiçbir zaman iktidara gelmek istememişlerdir. Hükümdarlar hiçbir zaman en bilgili insanlar olmadı. Kimi gücünü Tanrı'dan, kimi gelenekten, kimi fiziksel güçten almıştı. Şimdi, bilgi yerine oy geldi, fakat bilgelik gelmedi!

İster cumhurbaşkanı seçmek, ister tarihi ve doğal çevreyi yok etmek, ister ağaç kesmek, ister kadınları boğazlamak, ister hırsızlık yapmak, ister tarih bilmeden tarihle övünmek, ister dindar olmadan dini istismar etmek… Hepsi cehaletten meydana gelir.

– Cahil halkın seçtiği insanlar da cahil oluyor. Planlama yok, çünkü planlama yapacak adam işbaşına getirilmiyor. Önce yağma yapılıyor, sonra plan yapılıyor. Birisi oy almak istiyor, biri ev sahibi olmak istiyor. Bu ikisi birbirleriyle çok iyi örtüşüyor.

Eski Türkiye daha namusluydu. Tabii ki şimdi namussuz demek istemiyorum. Kesinlikle öyle bir düşüncem yok ama insanların çoğu cahil olduğu için kolayca aldatılabiliyor, kolayca kötülük yapabiliyor. Haksızlık, adaletsizlik, cehaletten kaynaklanıyor.

– Toplumda kültür yok. 200'den fazla üniversite var ama hoca yok, cehalet kurbanı olarak devam ediyoruz. Eğitim her düzeyde çökmüş durumda. Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke haline geldi!

★★★

Prof. Dr. Doğan Kuban, ülke olarak düzlüğe çıkmak için önce çaresizlikten kurtulmamız ve cehaletle savaşmamız gerektiğini söylüyor ve “Cehalet bir hastalıktır” diyordu.

Çağdaş hiçbir ülkenin cahil kadrolarla yönetilemeyeceğini söyleyen Prof. Doğan Kuban'ın şu sözleri de önemlidir:

“Cehaletle meraksızlık bir arada yürür. Türkiye ve Türk ulusu olarak dünyayı öğrenmeye, her şeyi sorgulayarak başlamak ve Osmanlı'nın akıl almaz meraksızlığını aşmak zorundayız.”

Nur içinde yat Doğan Hoca… Mekânın cennet olsun…

TEBESSÜM

Dünya fanidir, her şey geçer!

Ülkede açlık ve yoksulluk dörtnala gidiyor, millet kan ağlıyormuş… İnsanlar çığlık çığlığa yardım çağrıları yapıyormuş…

Bilge kişiye sormuşlar:

“Üstadım, ne diyorsunuz bütün bu olanlara?”

Bilge kişi “Üzülmeyin, bu da geçer” demiş…

Salgın başlamış, insanlar perişan olmuş… Her gün bir sürü insan ölüyor. Adamın cevabı yine aynı olmuş:

“Bu da geçer!”

Derken bilge kişinin işleri bozulmuş, borçlarını ödemek için malını mülkünü satmış, hazin bir yoksulluğun kucağına düşmüş. Fakat, fukaralık girdabında çırpınırken bile cevabı aynı:

“Bu da geçer yahu!”

Sonra devran değişmiş, adam çalışmış çabalamış, tekrar zengin olmuş ama düşüncesi aynı:

“Bu da geçer! Zenginlik de iktidarlar da her şey geçicidir.”

Bilge kişi, günü gelmiş hakkın rahmetine kavuşmuş… Vasiyeti gereği mezar taşına “Bu da geçer!” diye yazmışlar ama bir yandan da:

“Ölümden ötesi var mı yahu? Neresi geçecek bunun?” diye konuşulurken, fırtına çıkmış, yağmur suları her yanı basmış, seller adamın mezarını alıp götürmüş… O zaman:

“Haklıymış yahu. Bu dünyada gerçekten her şey geçiyor!” demişler!

GÜNÜN SÖZÜ

İçinde yalan söz olmayan siyasi demeçler çok sıkıcı olur ve birçok politikacı yalanlardan hayat bulur!