“Kendisi himmete muhtaç dede…”

Türkiye'yi ağlatan orman yangınları karşısında gösterilen çaresizlik (beceriksizlik de denilebilir) yüreklerimizi yaktı.

Bu olay ülkemizdeki yönetim zafiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.

Gerçek olarak 814 bin 578, iz düşüm olarak 779 bin 452 kilometrekarelik geniş toprakları ve büyük ormanları olan koskoca bir ülkenin, bir tane bile “yangın söndürme uçağı” olmaması yönetim zafiyetinden başka hangi sözle ifade edilebilir?

Görevli bakan beyler, sadece bakıyorlar, o kadar!

Lüks VİP uçaklarına, yazlık-kışlık saraylara, her türlü şatafata para var ama “yangın söndürme uçaklarına” para yok, öyle mi?

★★★

Kızılay'ın “Ateşi birlikte söndürelim” mesajıyla vatandaşlardan bağış talep etmesi, Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu'nun da Antalya Valiliği'nin orman yangınları için yardım hesabı açtığını haber vermesi içinde bulunduğumuz çaresizliği gösteriyor.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “Milletimiz cömerttir, elinden gelen desteği her zaman yapar” derken şu ünlü söz aklıma geldi:

“Kendisi himmete muhtaç dede, nerde kaldı gayrıya himmet ede?”

Yani, insan kendisi yardıma muhtaçken, başkasına nasıl yardım edecek?

★★★

Türkiye'nin ormanları alevler içindeyken insanlarımız, yanan o güzelim yemyeşil ağaçların acısını içinde hissediyor.

71 yerdeki yangınları 3 kiralık uçakla söndürmeye çalışıyoruz!

Orman Bakanı Pakdemirli “Envanterimizde yangın söndürme uçağımız yok. Yangın söndürme helikopterimiz de yok. Bu ezelden beri böyle. Bu yıl artık ‘Cumhurbaşkanımızın talimatıyla' harekete geçilecek” derken aslında bu ülkenin nasıl yönetildiğini özetlemiş oldu.

Yıllardır yaz aylarında yaşadığımız yüzlerce orman yangınına karşı şimdiye kadar ‘yangın söndürme uçağı da helikopteri de” düşünülmemiş! Nihayet bu yıl harekete geçilecekmiş!

Bu hazin gerçeği, Bakan Bey'in ağzından öğrenmiş olduk! Allah yardımcımız olsun!

Alnından öpüyorum!

Dün günlük yazılarımı yazdığım sırada Japonya'dan harika bir haber geldi.

Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda Türk okçu Mete Gazoz şampiyon olarak “Altın Madalya” kazanmıştı.

Mutluluktan gözlerim dolu dolu oldu!

Ulusça böyle muhteşem bir başarıya hasrettik doğrusu…

Ülkede, sadece geri vitesimiz varmış gibi her alanda gerisin geriye giderken, bir sporcumuzun okçulukta tüm rakiplerini alt ederek bu dalda Türkiye'ye tarihindeki ilk “Altın Madalya”yı getirmesi ve Japonya'ya İstiklal Marşımızı dinletmesi hepimize gurur verdi.

Altın Madalya için büyük heyecana sahne olan finalde durum 29-29 puanla eşit iken, son sette İtalyan okçu hedefi 8'den vurdu.

Son atışta kalpler duracaktı neredeyse…

Şampiyon olabilmemiz için bizim okçunun hedefi 9 veya 10'dan vurması şarttı.

Milli okçumuz Mete Gazoz, yayını gerdi, nefesini tuttu, nişan aldı ve hedefi tam 10'dan vurdu. Altın Madalya getiren muhteşem bir atıştı bu!

22 yaşındaki milli okçumuzu kutluyor, alnından öpüyorum.

TEBESSÜM

Temel ve kız babası!

Kız istemeye giden Temel'e baba sorar:

“Oğlum, sen kızımı istiyorsun…”

“Evet efendim, Allah'ın emriyle Peygamber'in kavliyle istiyorum efendim.”

“İyi de senin evin var mı?”

“Var efendim.”

“İşin var mı?”

“Var efendim.”

“Maaşın iyi mi? Kızımı rahat ettirecek misin?”

“Maaşım çok iyi ve tabii ki kızınızı çok rahat ettireceğim efendim.”

“Sigara, kumar, içkin var mı?”

“Yok efendim.”

“Peki oğlum, senin hiç kötü alışkanlığın yok mu?”

“Var efendim. Çok yalan söylerim!”

GÜNÜN SÖZÜ

Zor olan bir şey yoktur, tüm zorlukların kaynağı bilgisizlik ve cehalettir!