“Kula kulluk edenlere yazıklar olsun!”

Komedi ustası büyük sanatçı Levent Kırca'yı 6 yıl önce 12 Ekim 2015 günü kaybetmiştik.

65 yaşında ölen değerli sanatçının dün 6'ncı ölüm yıldönümü idi…

Dostları olarak onu özlemle andık… En verimli çağında, yakalandığı amansız hastalık sonucu hayata veda eden büyük ustanın ölmeden kısa süre önce düzenlenen bir ödül gecesinde yaptığı konuşmasında Cumhuriyet'in olmadığı bir yerde sanatın da olmayacağını söylemişti.

Levent Kırca'nın, “topluma ders” gibi olan konuşmasını özetle naklediyorum:

★★★

“Cumhuriyet gitti gider! Cumhuriyet'in olmadığı yerde sanat da olmaz, sinema da…

Ayrıca, siz korkakların sanatla ne işi olur? Sanat sizin neyinize?

Efendiler, bugün cesur olma, mert olma, yiğit olma günüdür!

Gelin, birlik olalım, gün bugündür!

Şeref, haysiyet, onur, kişilik, dürüstlük, erdem…

Bunlar hayvanlarda olmaz!

İnek anlamaz şereften filan…

Öküz namuslu olsa ne yazar?

Hiç tanıdığınız şerefli bir merkep var mı?

Köpek kişilikli olabilir mi?

Sözlüğe baktığınızda, bu meziyetlerin ancak insanlar tarafından taşınabileceğinden söz ediliyor. Sanki insan olmanın şartı gibi…

Sizde bu meziyetler yoksa, çocuğunuza ne öğreteceksiniz? Neyi aşılayacaksınız ona?

Para kazan, insanları sömür, büyü ve akıllı ol mu diyeceksiniz?

Yazıklar olsun! Kula kulluk edenlere gerçekten yazıklar olsun!”

“Koyun gibisin kardeşim”

Dün 6'ncı ölüm yıldönümünde özlemle andığımız büyük sanatçı Levent Kırca'nın ölmeden kısa bir süre önce söylediği “Kula kulluk edenlere yazıklar olsun” sözleri, büyük şairimiz Nazım Hikmet'in (1902-1963) ünlü bir şiirini hatırlattı.

Şairin 70 yıl önce kullandığı ifadeler, 70 yıl sonra bugün için de ders gibidir.

★★★

Korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.

Serçe gibisin kardeşim, serçenin telâşı içindesin.

Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat.

Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun kardeşim.

Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef.

Koyun gibisin kardeşim,

Gocuklu celep kaldırınca sopasını,

Sürüye katılıverirsin hemen.

Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.

Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,

Hani şu derya içre olup, deryayı bilmeyen, balıktan da tuhaf.

Ve bu dünyada, bu zulüm, senin sayende,

Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak,

Kabahat senin, -demeye dilim varmıyor- ama,

Kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

TEBESSÜM

Korkunun faydası var mı?

Son yıllarda ülkemizde herkes bir şeyden korkar hale geldi.

Demokratik bir hukuk devletinde gereksiz korkulara yer olmaması lâzımdır ama bizde fazlasıyla var ne yazık ki…

Korku nedir? Korkunun sonu var mıdır?  Fayda mı getirir, zarar mı?

Bir Hint masalına göre:

Kedi korkusundan endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye döndürür.

Fare kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.

Büyücü bu kez onu bir kaplana döndürür. Kaplan olan fare sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar.

Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkân yok. Onu eski haline döndürür ve:

“Sen çok korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var! O yüzden sana yardım edemem! Sen fareden başka bir şey olamazsın!” der.

GÜNÜN SÖZÜ

Hayatta hedefiniz yoksa bir hedefe varma ihtimali asla mümkün değildir!