Sahabenin yanında Nemrut Dağı yazılı tabelayı istemediler

Dünyanın 8. harikası olarak bilinen ve UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasları arasında yer alan, güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlendiği yerlerden biri 2 bin 206 metre yükseklikteki Nemrut Dağı'dır. Adıyaman'a gelenler mutlaka Nemrut'a çıkar.

Menzil Şeyhi Saki Erol'la röportaj için Menzil'e gittiğimde, güneşin doğuşu için değil ama gün içinde fırtınaya direne direne Doğan Kitap'tan Sefa Kılıç'la Nemrut'a çıkmıştık. Hep kitaplarda, turizm dergilerinde, broşürlerde gördüğüm Nemrut'ta, Aslan, Zeus, Kommagene, Antiochos, Apollon, Harekles, Kartal heykellerini görmüştüm. Kitapçı ve kırtasiyeci Zeynep Yaşar da bana o heykellerin maketlerini armağan etmişti.

TEKER TEKER SİLİNİYOR

Adıyaman'da yol tabelalarında şu günlerde önemli değişiklikler olmaya başladı. Yol ortasında bulunan büyük tabelalarda örneğin Kahta, Safvan Bin Muattal, Nemrut Dağı, Diyarbakır yazılıyken, şimdi Nemrut adının Karayolları Bölge Müdürlüğü ekipleri tarafından boyayla kapatıldığını görürsünüz. Yalnız orada değil,  Safvan Bin Muattal ile Nemrut adının birlikte yazılı olduğu tabelalarda artık “Nemrut”u göremezsiniz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin AKP'de olduğu dönemde verilen maddi destekle Adıyaman'ın Samsat ilçesi sınırlarında yer alan, sahabe Safvan Bin Muattal hazretlerinin türbesinin bulunduğu yerde külliye yapılıyordu. Sahabe adına kurulan Safvan Eğitim, Çevre, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği yöneticileri ve bazı AKP'li milletvekillerinin baskısı sonucu Nemrut Dağı ismi yol tabelalarından teker teker silinmeye başlandı. 

AYNI TABELADA İSTEMEDİLER

Turizm kenti Adıyaman'a gelirken yollarda bulunan mavi renkli tabelalarda yer alan yazılarda Nemrut Dağı isminin üzerine beyaz boya sürülerek kapatılması, aynı güzergahta bulunan sahabe Safvan Bin Muattal yazısının kalması dikkat çekti.

Sahabe Safvan Bin Muattal türbesi adına kurulan “Safvan Eğitim, Çevre, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği yetkililerinin, bazı siyasilere yaptığı “Nemrut'la aynı tabelada olmak istemiyoruz” baskısı sonuç verdi.

Böyle bir uygulama ile adı geçen Adıyamanlılardan, bu saçmalığa izin verenler ve tabelaları boyamak suretiyle Nemrut Dağı ismini silenler hakkında yasal işlem başlatılmasını isteyenler var. Ama açıkçası kimsenin sesi çıkmıyor.

ÜNİVERSİTEDE ZİKİR 

Turizm kenti olan Adıyaman'da etkili bir tarikatın sosyal hayata baskısı ve buna benzer onlarca derneğin faaliyetlerinin AKP hükümeti ve bazı milletvekilleri tarafından maddi olarak desteklenmesi de halkı rahatsız ediyor. Aynı kentte, üniversitede tefli, ilahili zikirler edilmişti. Şimdi de ören yerlerini gösteren tabelalardan tarihi mekanların ismi silindi.

Konuyu Karayolları yetkililerine sorduğumda, “Tabelada yazılı olan Nemrut Dağı solmuştu o yüzden boyandı” diyenler oldu. Aynı tabelada, aynı renkte yer alan Safvan Bin Muattal yazısı neden solmamış ya da onun üzeri beyaz boyayla kapatılmamış? Adıyamanlıların aklıyla resmen dalga geçiyorlar.

Karayolları yetkilisi de dalga geçiyor. Nasıl mı? Kendisine, tabeladan “Nemrut”un niçin çıkarıldığı sorulduğunda, “Tabelanın mavi zemini üzerine sahabe Safvan Bin Muattal ile Nemrut Dağı kahverengi zeminde yazılıydı. Ne hikmetse, Nemrut yazısı kavladı. Çirkin gözükmesin diye üzerini beyaza boyadık”  diyor. Pes yahu pes… Bu kadar yalan da olmaz ki.

SAHABEYE 40 MİLYONLUK KIYAK

Dini çevreler, tanrı heykelleri olduğu için Nemrut Dağı'na sıcak bakmıyor. Menzil'de bir sofuyla konuşurken, “Hayatımda bir defa Nemrut'a çıkmıştım” dedi. Nemrut'a ilgisiz kalanlar, Safvan Eğitim, Çevre, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği yöneticilerinin ellerindeki gücü bir bilseniz. Samsat'ta sahabe türbesinin bulunduğu yere yapılmakta olan külliye için AKP milletvekilinin İller Bankası'ndaki girişimi sonucu mutfak yapımı projesine 40 milyon liralık destek sağlandı. Mutfak işini konuştuğum kişi şunları anlattı:

“Samsat'ta türbenin bulunduğu yere yapılan külliye içerisinde yer alan mutfak inşaatı için 40 milyon ödeneğin ilk dilimi olan 4 milyon lira alındı. Dernek yetkileri bu kadar büyük bir bütçe ile nasıl bir mutfak inşa etmeyi planlıyor merak ediyoruz.  Bu para kuşkusuz mutfak dışı işlerde de kullanılacaktır. Bir tarafta 3 bin yıllık tarihi Commagene medeniyetine ait ören yeri perişan durumda. Bunlar yaşanırken diğer tarafta 40 milyon lirayı mutfak için sağlayanlar bu vebalin altından nasıl kalkacak? Çocuklar eğitim görecek okul bulamazken, bir mutfak için 40 milyon lira harcanmasının önüne kimler geçecek?”

Ülkemizde, sahabelerden mezarları belli olanların birisi Eyüp Sultan, diğeri de Safyan Bin Muattal'dır. Yörede çok büyük saygı duyulan zattır. Ama tabelada yan yana diye Nemrut'un adını çıkarmak ve üstelik bunu “Kavlıyordu onun için Nemrut'un üstlerini kapattık” diye açıklamak da hiçbir kamu görevlisine yakışmıyor. Milleti bu kadar aptal yerine koymayın.

Göstermelik denetim raporları ve sonuç

AKP iktidarı döneminde, Sayıştay'ın denetimleri ve denetim raporları da değişikliğe uğradı. Sayıştay'ın yeni düzenlemeye göre yapmış olduğu düzenlilik (uygunluk) denetimlerinde, kurumların gelir-giderleri ile taşınır-taşınmaz mallarına ilişkin hesap ve işlemleri mevzuata uygunluk yönünden inceleniyor. Uygun bulunmayanlar, bulgu konusu yapılarak denetim raporlarına alınıyor.

Denetimler sırasında kamu zararına neden olan hesap ve işlemlere rastlanılması halinde ise bunlar için düzenlilik denetim raporlarından ayrı olarak “yargılamaya esas rapor” düzenleniyor. Yazının başında sizi yordum ama teknik konular başka türlü anlatılamıyor.

KALDIR ARŞİVE

Sayıştay'ın ilgili kurulları tarafından görüşülerek kesinleştirilen düzenlilik denetim raporları TBMM Başkanlığı'na sunulurken, ilgili idarelere de gönderiliyor. Ayrıca kamuoyuna duyurmak için de denetim raporları Sayıştay'ın web sitesinde yayımlanıyor. Böylece denetim ve raporlama konusunda yasanın öngördüğü süreç yerine getirilmiş oluyor. Bundan sonra raporların normalde gönderildiği kurumlar tarafından işleme tabi tutulması gerekiyor. Peki ne oluyor?

Raporlara muhatap olacak sorumlular yasada belirlenmemiş. Dolayısıyla sorumluların ve sorumluluklarının tayin edilememesi, nedenleriyle yaptırım gücü olmayan raporlar, idareler tarafından çoğu zaman gerekleri yerine getirilmeyerek arşive kaldırılıyor. Dolayısıyla yapılan denetimler boşa gidiyor.

DENETİM OLMADAN

Genel bütçe kapsamındaki bakanlıkların genelde taşra teşkilatları bulunuyor. Bakanlıkların bütçe uygulamalarına ilişkin muhasebe kayıt ve işlemleri merkezde strateji daire başkanlıkları tarafından, ilçelerde mal müdürlükleri, illerde defterdarlık muhasebe müdürlükleri tarafından gerçekleştiriliyor.

Bakanlık denilince haliyle merkez ve taşra birimleri birlikte anlaşılır.  Denetlenecek kurumların denetim planları merkez ve taşra birimlerine ait veriler (birleştirilmiş mali tablolar) göz önünde bulundurarak yapılır. Bu şekilde hazırlanan denetim planlarına karşın bakanlık denetimleri sadece merkezde yapılıyor, il ve ilçe birimlerinde ise döner sermayeli kuruluşlar hariç herhangi bir denetim faaliyeti gerçekleştirilmiyor. 2010 yılından bu yana mal müdürlükleri ve defterdarlık muhasebe müdürlükleri denetimsiz kaldı.

BU DA ÖRTÜLÜ DENETİM

Buna karşın, bakanlık denetim raporlarında denetim görüşleri, merkez ve taşra teşkilatlarının mali tabloları birleştirilerek oluşturulan mali tablolar esas alınarak belirleniyor. Böylece fiilen denetlenmeyen taşra birimleri için de örtülü olarak denetim görüşü verilmiş oluyor.

Sonuçta Sayıştay'ın düzenlemiş olduğu denetim raporları göstermelik olmaktan öteye gidemiyor. Geçmişte hesap verebilirlik ve denetim vardı, mevcut sistemde ise bunlar yok edildi. Dolayısıyla yaşananlar ağırlıklı olarak sistemden kaynaklanıyor. Sayıştay denetim raporları TBMM Başkanlığı'na sunuluyor. Ancak, TBMM tarafından bu raporlar hakkında ne gibi işlemler yapılacağı mevzuatta belirtilmediğinden Başkanlık, bu raporları arşivinde tutuyor.

Yasa uyarınca kurumların denetim raporları kamuoyunu bilgilendirmek için Sayıştay'ın web sayfasında yayımlanıyor. Ayrıca raporlardaki denetim bulguları ile ilgili önerilerin yerine getirilmesi için de raporlar ilgili kurumlara gönderiliyor. Ancak, raporların yerine getirilmesinden yasa ile belirlenmiş sorumlular bulunmadığından, çoğu zaman bu raporlar işleme alınmıyor, TBMM Başkanlığı'nın yaptığı gibi arşive kaldırıyor. Böylece Sayıştay'ın oldukça zahmetli ve maliyetli denetim faaliyetleri yaptırım gücü olmadığı için boşa çıkmış/çıkarılmış oluyor.

BOŞA HARCANIYOR

Sayıştay'ın kamu zararı yargılamalarına gelince; Sayıştay, görevleri gereği hesap vermekle sorumlu olan kamu görevlilerinin hesap ve işlemlerini yargılayarak kesin hükme bağlayan bir hesap mahkemesidir.

Yapılan yargılama kusursuz sorumluluk-görev sorumluluğu yargılamasıdır. Kamu zararlarının yargılanması ise kusur-tazminat yargılaması olup, bu görev adli yargıya ait, Nasıl ki adli yargı kamu görevlilerinin hesap verme sorumlulukları ile ilgili olarak yargılama yapamıyorsa, Sayıştay'ın da kamu zararlarını yargılamaması gerekiyor.

ADLİ YARGIYA

Kamu zararı yargılamalarında kamu görevlilerinin kamu zararlarının doğmasında kusurlu olup olmadıklarının tespit edilmesi gerekiyor. Ancak, Sayıştay'ın kusur tespit etme yetkisi, diğer bir deyişle böyle bir uygulaması bulunmuyor. Bu nedenle Sayıştay'ın isabetsiz bulunan kararlarına konu olan ihtilaflar muhatapları tarafından sıklıkla adli yargıya taşınıyor. Sonuçta adli yargının kararları itibar gördüğü için Sayıştay'ın kamu zararı yargılamaları da boşa çıkmış oluyor.

Kamuoyuna açıklanan denetim raporlarıyla, “Sayıştay, denetim yapıyor” algısı yaratılıyor ve kamuoyu yanıltılmış oluyor. Böyle olduğu için de kamuoyu tarafından halen Sayıştay'ın görevlerini eski gibi yerine getirdiği sanılıyor. Oysa Sayıştay bir yerde boşa kürek çekmiş oluyor.