Sözcü Plus Giriş
SERPİL YILMAZ

İstanbul Teknik Üniversitesi eski rektörlerinden Prof. Dr. Gülsün Sağlamer’in bakana yanıtı: “Kusura bakmayın; kampüsüme ne asker, ne de siyasetçi davet ettim”

10 Ocak 2021

Türkiye'nin “fildişi üniversitelerinin” gözde arazileri var; kimisi işgal atında, kimisi amacına ulaşmamış.

Maliye ve Hazine Bakanlığı tarafından Kilyos sahilde bir kısmı Boğaziçi Üniversitesi (BOUN) Mezunlar Derneği'ne tahsis edilmişti. Sosyal tesis olarak kullanıyorlar.

★★★

BOUN'un Rumeli Hisarı'ndaki kampüsüne bir cami yaparlar mı orasını bilemem…

İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) Maslak'taki kampüsüne 2019 yılında yapılan Abdülhakim Sancak Camii'yi Erdoğan açmıştı.

★★★

Caminin adı, Katarlı ortağı ile Tank Palet Fabrikası'nı işleten ünlü işadamı Ethem Sancak'ın babasından geliyor.

Ethem Sancak, caminin yapımına destek olmuş.

Siirt'te tarımla uğraşan bir çiftçi olan babasının adı akademinin bir parçası olmuş!

Aslına bakarsanız İTÜ Maslak kampüsü Katar Caddesi'ne de komşudur…

★★★

İTÜ'nün İstanbul Armutlu ve Florya'da arazi hakları bulunuyor.

İTÜ'nün çatısı altında kurulan Arı Teknokent'e tahsis edilen Florya'daki 106 dönüm arazide bugüne kadar proje geliştirilemedi.

★★★

Çok uluslu gıda şirketlerinin de içinde yer aldığı araştırma merkezi bulunan Hollanda Wageningen Üniversitesi'yle ilişki kurmuşlardı.

Dünyanın en iyi üniversiteleri” liginde ilk 100 içinde yer alan Belçika'nın Ghent Üniversitesi ile görüşmeler ilerlemişti…

Florya'daki araziye “gıda ve tarım” alanlarında araştırma yapmak üzere bir enstitü kurmak için başlatılan girişimler henüz sonuçsuz kaldı.

★★★

Burada dikkat çekici olan bir başka gelişmeyi aktarayım…

Geçtiğimiz Ağustos ayında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İTÜ Rektörlüğü'ne Prof. Dr. İsmail Koyuncu'yu atamıştı.

★★★

Dönemin mevcut rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca da İTÜ rektör adayları arasındaydı.

Yeniden atanmayan Karaca teamüllere uygun olarak Arı Teknokent Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan istifa etti.

★★★

Ulus'tan Boğaz'a inen İstanbul'un en kıymetli arazilerinden biri de İTÜ'nün…

Ne var ki bu Armutlu'daki 50 hektarlık alan, gecekondular tarafından işgal edilmiş durumda.

2003 yılında Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, mahkemelerden bu arsadaki 500 gecekondu için yıkım kararı aldırmıştı.

Sağlamer, Ankara'ya gidip AKP iktidarının çiçeği burnunda “bir bakanına” durumu anlatıyor.

Seçim bölgelerini karşılarına almak istemediklerini söyleyen söz konusu bakan, rektöre, kendisini üniversiteye davet etmesini teklif ediyor.

Sağlamer,“Sayın bakan ben bugüne kadar kampüsümüze ne siyasetçi, ne de asker davet ettim. Tek istisna Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel'dir. Çünkü Demirel hem tarafsız cumhurbaşkanıdır, hem de okulumuzun mezunudur” karşılığını veriyor.

Armutlu'da aldırdığı yıkım kararı da kadük oluyor!

★★★

Akademinin geldiği duruma bakar mısınız, konuk olarak bile “siyasetin” üniversiteye davet edilmediği günlerden; AKP genel başkanı tarafından AKP'li bir siyasetçinin rektör olarak atandığı günlere geldik…

ODTÜ'de 9 ay süren “ülkücü rektör” krizini Korkut Özal çözmüştü

Takvim yapraklarını 44 yıl geriye saralım, 14 Şubat-5 Ekim 1977…

Türkiye'nin üniversite tarihine geçen 9 ay…

2. Milliyetçi Cephe Hükümeti (21 Temmuz 1977-5 Ocak 1978), Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ne (ODTÜ), ülkücü camiadan Prof.Dr. Hasan Tan'ı rektör olarak atamıştı.

Bu atama ODTÜ'de öğretim üyelerinden, öğrencilerine topyekün direnişle karşılandı.

ODTÜ'nün 15 gün kapatılması ve 9 ay süren boykot; işçi gibi 200 kadar eli silahlı militanın üniversiteye yerleştirilmesi, öğretim üyelerinin evlerinin bombalanması, çıkan olaylarda 2 öğrencinin hayatını kaybetmesi ve bölüm başkanlarının, dekanlarının istifası, tüm öğretim üyelerinin ortak imzası verilen tepkiler sonucu; Tan nihayet istifa etmişti.

Geride kan ve gözyaşı kalmıştı; umudu büyüttüler…

Olayları durduran ne dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ne de koalisyon ortakları Alpaslan Türkeş ve Necmettin Erbakan olmuştu.

Koalisyon ortağı MSP'den İçişleri Bakanı olarak kabineye atanan Korkut Özal, arabuluculuk yaptı, tarafları ikna etti.

Aksi halde ne olacaktı derseniz? Hükümet kanadından “ODTÜ'yü kapatalım, hastane olarak kullanalım” diyenlerin sayısı az değil.

Buradaki isimlerden hiçbiri şu anda yaşamıyor, yaşasalardı onlara “Boğaziçi Üniversitesi'ne Prof. Dr. Melih Bulu'nun atanmasına ne diyorsunuz” diye sorardık!..

Tecrübelerinden yararlanırdık. Kitapların tanıklığı ile yetineceğiz.

Henüz yayınevinden çıkmamış,  Prof. Dr. Uğur Ersoy'un “ODTÜ'de Hasan Tan Dönemi 1976-1977 Krizi” başlıklı kitabı elime geçti.

1960-1970 dönemi ODTÜ mezunlarından Yüksel İnşat Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Candemir, 50. yıllarında kitabı bastırmaya karar verdiklerini söylüyor.

Pandemi nedeniyle gecikme yaşanmış olsa da yetişecek…

Boğaziçi Üniversitesi'nde (BOUN) yaşanan rektör krizi, AKP iktidarının üniversitelerde “fikri” hakimiyet projesinin devamından başka bir şey değil…

Ahmet Necdet Sezer ile başlayan Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı döneminde kurumsallaşan, Erdoğan ile de iradenin “teke indirildiği” atamaların müsebbibi olarak, hep 12 Eylül ürünü YÖK gösterildi.

Daha gerilere gidebiliriz,1950'lere… Dönemin Başbakanı Adnan Menderes, Amerikalıların kurduğu ODTÜ'nün ilk mütevelli heyet başkanıydı.

Üniversitelerde “siyasetin” tek işlevi, bilimin önünü açmak ve üniversitelere öğrenci başına 8-10 bin dolar yatırım yapan ülkeler seviyesine çıkarmak olmalı.

Türkiye'de bu rakam 2 bin 500- 3 bin dolar… Vakıf üniversitelerini hiç konuşmadık; sınıflı ve ayrımcı bir toplumuz!..