Serpil Yılmaz
Serpil Yılmaz

Sağlık Bakanlığı yılda 150 milyon dolar ihracatı niye engeller?

Hırsızlık, uğursuzluk peşine düşmekten sağlığımızı tartışmayı ikinci plana atıyoruz ama kazın ayağı öyle değil; asıl gerçek yaşamak, yaşattırmak!

Pandemiden beri ilk kez geçtiğimiz günlerde fiziki bir toplantıya katıldım.

★★★

Küçük bir grup ekonomi yazarı meslektaşımla, Novartis Grup Türkiye Başkanı Dr. Altan Demirdere'den İngilizcesi Health Economy Report (HER) olan,  “Türkiye Sağlık Ekonomisi Raporu” sunumunu dinledik.

★★★

Almanya'da konusunda uzman akademisyenlerin kurduğu Wifor Institute'nün  “Türkiye Sağlık Ekonomisinin Toplam Ekonomik Büyümeye ve İstihdama Katkısı” çalışmasını paylaştı.

★★★

Türkiye'de sağlık ekonomisinin “gayrisafi katma değeri” (GKD) 2019 yılı rakamlarıyla, toplam 67 milyar dolara çıkmış.

Bunun 36.3 milyar doları doğrudan, 21. 1 milyar doları dolaylı, 9.8 milyar doları da tetiklenen etkiler olarak sınıflanıyor.

★★★

Ekonomik katkının 7.8 milyar doları sağlık, 2.1 milyar doları da ilaç endüstrisinden geliyor.

Türkiye'nin toplam ilaç ihracatının yüzde 30'unu gerçekleştiren Novartis'in GKD'ye etkisi anılan yıl içinde 182 milyon dolar olarak hesaplanmış.

★★★

Sağlık ekonomisinin GSYİH'ye (milli gelir) yüzde 4.2; inşaat sektörüne yüzde 5.1, turizme yüzde 2, finansa yüzde 3.4 olan katkısı, tarımda 7.7'ye çıkıyor.

Türkiye'deki sağlık harcamaları, gayrisafi milli hasılaya düşen yüzde 4.4 oranıyla küresel ortalamanın altında yer alıyor (Dünya ortalaması yüzde 9.9).

Dahası, sağlık harcamaları son on yıl içinde düşüş gösteriyor.

Türkiye'deki hesaplamayı 2021 itibarıyla görmek isterim.

Şehir hastanelerinin etkileri ayrı analiz edilmeli.

★★★

Novartis'in İsviçre'nin Basel kentindeki merkezi, Türkiye ile birlikte fabrika yatırımı olan 40 ülkede bu çalışmayı yapıyormuş.

Wifor tarafından Güney Afrika ve Kenya'daki çalışma internet sayfasında kamuya açıldı. Sağlık harcamalarının ekonomiye yük olarak değerlendirilmemesi gerektiğini “verilerle” açıklama yoluna gidiyorlar.

★★★

Bu raporun hazırlanmasına yol açan etkenleri konuştuğumuzda Türkiye'deki “piyasa düzenlemesinden” örnek veriyor.

2017'den itibaren klinik araştırma yapmak üzere 60 milyon dolar yatırım yaparak, dünyaya ihraç edilmek üzere geliştirdikleri bir ilaç, “T.C” sınırlarına hapsolmuş.

Oysa ki Gebze fabrikasında üretilen ilaç için  yılda 150 milyon dolar ihracat potansiyeli öngörülüyormuş.

Novartis, SGK'dan “geri ödeme” güvencesi almasaydı bu yatırımı yapar mıydı?

★★★

Demirdere , “Novartis bir ilacın ihraç edilebilmesi için üretildiği yerde kamunun geri ödeme listesine alınmasını şart koşuyor” diyor.

Söz konusu ilacı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) alım listesine koymayınca ihracat yapamamışlar.

Yalnızca Türkiye'deki eczanelerde satılır olmuş. Tahmin edeceğiniz gibi ilacın fiyatı ucuz değil, değerini doktorlar bilir.

★★★

Bu örnek neden önemli derseniz; sağlığa erişim hakkını savunmak  bir yana…

Uluslararası sermayenin Türkiye'ye yönelttiği “öngörülebilir olmaktan uzak” eleştirisini somutluyor.

Sık sık değişen yasal düzenlemeler yatırımcının 3-5 yıllık planlar yapmasını engelliyor.

★★★

Yabancı ilaç firmalarının Türkiye'deki fabrikalarını kapattığını vurgulayan Demirdere, satın almaları da hatırlatıyor:

2009'da 58 yıllık firma Eczacıbaşı İlaç Fransız firması Sanofi'ye geçti, Amerikan ilaç firması Amgen 2012 yılında 89 yıllık Mustafa Nevzat'ı satın aldı.

Novartis de geçen yıl Gebze'deki 2 üretim tesisinden birisini reçetesiz satılan ilaçlar (OTC) alanında üretim yapan Amerikan firması Generica'ya satmıştı.

★★★

Türkiye'de ilk fabrikalarını 1957'de kurduklarını belirten Demirdere, 2004'te Kurtköy, 2007'de Gebze fabrikasını açtıklarını belirtiyor.

En son fabrika temeli atma yılını 2010 olarak tarihliyor.

Uluslararası ilaç sanayi yeni fabrika kurmak yerine,  mevcut tesisleri satın alma yoluna gidiyor” diyor.

İran bir istisna; aşı için 100 milyon dolar yatırım yaptı…

★★★

2010 yılı “eşiği” bir kez daha sohbetimizin konusu oluyor.

AKP iktidarının ilk 10 yılda sektöre en büyük katkısını “Bizi dinlemesiydi” diye özetleyen  Demirdere o yıllara dönüyor:

SGK'nın ilaç satış hizmetini eczanelere devretmesiyle birlikte mantığı olan düzenlemeler yapıldı. Fiyat belirlenirken Avrupa'da en ucuz ilaç satan 5 ülkenin ortalaması alınıyordu, Euro sabitlenmişti.

★★★

Günümüze geliyor.

Sağlık Bakanlığı'nın ilaç fiyatını belirlerken Euro kurunun yarısını esas aldığını, ilaç fiyatlarının zaman içinde yüzde 40'a kadar indirildiğini belirten Demirdere, kararlarda mantık arıyor…

Mantığı söyleyeyim: Maaşınızı dolar olarak mı alıyorsunuz?!