Sözcü Plus Giriş
SONER YALÇIN

Werther etkisi

6 Mayıs 2021 Yazarlar

Nevin Seval (1920-1958), devrin şöhretli sinema-tiyatro oyuncusuydu. (Ki Attilâ İlhan, aşık olduğu Nevil Seval'in “afyonlu gözlerine” şiir yazdı.)

Sanatçı intihar teşebbüsünde bulununca iktidar organı Ulus gazetesi haberi şöyle verdi:

-Sanatçı yere düşerken elindeki meyve bıçağı kalp nahiyesine yanlışlıkla saplandı. (1.5.1950)

Günümüzdeki “intihar salgınından” haberiniz vardır. Şehirlerden ardı ardına intihar haberleri geliyor. İktidarın intihar haberlerine sansür getireceği konuşuluyor…

Açıklanan devlet verilerine göre, 2002 ile 2019 yılları arasında 53 bin 984 kişi canına kıydı.

Aile içi sorunlar, geçim sıkıntısı, ticari başarısızlık gibi sebepler çoğunluğu oluşturuyor. Ki her intiharın da kayıtlara geçirilmediğini aktarmalıyım…

2020 yılında 99 bin 588 esnaf dükkânı, 40 bin 735 şirket kapandı; gerçek işsiz sayısı 10,7 milyona ulaştı. Yani… Ekonomik krizin intiharlara neden olduğu yalın gerçek. Günde ortalama sekiz kişiydi intihara dayalı ölüm; pandemi sürecinde oran ne oldu?

İktidar yanlısı medya, intihar haberlerinden ya hiç bahsetmiyor ya da “kaza oldu” diye geçiştiriyor!

Bunlar yeni değil… Dün de “başı dönüp balkondan düşen”, “ayağı kayıp denize düşen”, “tabancanın düşmesiyle başından vurulan adam” gibi absürt gerekçelerle basın, sansür yüzünden intiharların üzerini örterdi…

Ne demek istediğime geleceğim:

İSLAM'A RAĞMEN

İkinci Abdülhamit intihar haberlerinin verilmesine karşıydı. Örneğin, “Biçarelerin Batağı Marmara” başlığıyla intihar haberi yapan İkdam gazetesinden hesap soruldu. Gazetenin sahibi Cevdet Efendi, haberin gece getirildiğini, gazetenin son sayfasında yer aldığını, çok fazla yer kaplamadığını, havadis-i adiye kabilinden olarak yazıldığını, sansür memuru tarafından tasdik olduğunu ve (ne olur ne olmaz diye) kendisinin haberden bilgisi olmadığını açıkladı!

Osmanlı'da intihar gerekçesi “cinnet” ya da “illet” diye açıklanırdı. Amaç kişinin intiharı aklı başında değilken gerçekleştirdiğini belirtmekti! Böylece dini ve sosyal meşruiyeti olmayan intihar meşrulaştırılırdı! Çünkü, merkezinde İslam olan sosyal yaşam intiharı kabul etmezdi…

İslam inancına göre, intihar Allah'a karşı gelmekti; insanın canı/nefsi kendisine emanetti.

Hz Muhammet dedi ki:

-“Kim bir tepeden kendini aşağıya atıp, kendini öldürürse o, ebediyyen devamlı cehennemde yuvarlanır. Kim zehirli bir madde içerek kendini öldürürse o, ebediyyen elinde zehir olacak ve devamlı cehennemde onu içecektir. Kim demirden bir aletle kendini öldürürse o, demir aleti elinde ebediyyen cehennemde onu karnına saplayıp duracaktır…”

Bu sebeple Sultan Abdülaziz'in intiharını kimi muhafazakârlar kabul etmez; “öldürüldü” der!

Bu sebeple –Abdülaziz'in oğlu- Veliaht Yusuf İzzettin Efendi'in intiharını kimi muhafazakârlar kabul etmez; “öldürüldü” der!

Peki…

İslam dinine rağmen günümüzde intiharlar neden artıyor?

Ekonomik krizin/ umutsuzluğun bunda etkisi büyük.

Ya medyanın?

ZİNCİRLEME ETKİ

Goethe, 1774 yılında iki haftada yazdığı “Genç Werther'in Acıları” eseri Avrupa'da “Werther etkisi” denen -birbirini taklit eden- zincirleme intiharlara yol açtı…

Eser yazarına büyük ün sağlasa da intiharı yücelttiği için Goethe ağır eleştirilere uğradı. Goethe ve roman kahramanı Werther “iyi Hristiyan olmamakla” suçlandı. Leipzig, Kopenhag, Milano gibi şehirlerde kitap yasaklandı. (Katoliklerde, intihar edenler Katolik mezarına gömülmez ve cenazesinde rahip bulunmazdı. İngiltere'de bir zamanlar, intihar edenler vücutlarından kazıklar geçirilerek yola gömülürdü!)

Osmanlı'nın sıra dışı düşünürü Beşir Fuat, 1887 yılında intihar etmesinde “Werther etkisi” var mıydı? Bu intiharın da Osmanlı'da “Beşir Fuat etkisi” yarattığı iddia edilir…

Toparlarsam:

Türkiye'de “fakr u zaruret”/ fakirlik nedenli intiharlar artıyor.

Peki… Bu haberleri vermek toplumda “Werther etkisine”  neden oluyor mu? Evet, bence maalesef oluyor! Star TV haber müdürü iken intihar haberlerini pek vermezdim. Haber yaptıkça, Boğaz Köprüsü'nden atlamak salgın haline gelmişti çünkü…

İktidara her türlü eleştiri yapılabilir ama bunu insan hayatı/intiharlar üzerinden yapmak -nedenselliği olsa da- bana ahlâki gelmiyor.

Keza: Tıpkı -Nevil Seval'in intiharı gibi- hakikati çarpıtıp tuhaf gerekçeler uydurmak da saçmadır.

Gazeteciler sosyal sorumluluk görevini yerine getirip, intihar haberlerine titizlikle yaklaşmalıdır…

YAZARIN TÜM YAZILARI