Diplomasıyla kazandığı 80 milyon lirayı bağışladı!..

‘Öğrenme yoksulluğu' 10 yaşındaki bir çocuğun okuduğu çok basit bir metni anlayamaması. Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir. Çünkü, yoksul evlerde doğan çocuklara ekonomik, kültürel, sosyal yani ‘insani kalkınma' şansını kaybettirir. Özgür, onurlu ve öz güvenli hayat yaşamaktan uzaklaştırır. Bu, ülkelerin kalkınma hedeflerini hızla aşağı çeker. Dünya Bankası İnsani Gelişme Raporlarına göre, küresel salgın 72 milyon yoksul çocuğu ‘öğrenme yoksulu' yaptı. Türkiye'deki öğrenme yoksulu çocuk oranı yüzde 38'e çıktı. İktidarın kapalı kapılar ardında 3-5 kişiyle aldığı aç-kapa eğitim kararları, bu yoksulluğu tetikledi.

KAYIP NESİLLER

Ana sınıfından üniversiteye 26.5 milyon öğrenci ve ailelerini doğrudan etkileyen kararlarla ilgili eğitimcilerin çığlığı inatla duyulmuyor. Gelişmiş ülkeler, öğrenme yoksulluğunu engellemek için her yeri kapatıp, okulları açık tutmak için çabalıyor. Türkiye'de ise önce okullar kapatıldı. 1 yıl süren bu kapalılıkta bilgisayarı, interneti hatta televizyonu bile olmayan 6 milyon çocuk, eğitimsiz kaldı. Zengin ve yoksul çocuklar arasında eğitime erişim makası açıldı. Türkiye, bugün yüzleşmek istemese de kayıp nesil gerçeği, en geç 5 yıl sonra ulusal bir krize dönüşecek. Karamsar ama gerçekliği her evde yaşanan bu tabloya rağmen eğitimde umut veren gelişmeler de oluyor.

YETİMLERİN UMUDU

Abdülaziz'in 1863'te yetim ve yoksul çocukların eğitimsiz kalmaması için kurduğu, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın bağışçıları arasında yer aldığı ‘Şefkat Yuvası' yani Darüşşafaka Cemiyeti'nin kapısı, geçen hafta sessiz sedasız çalındı. Kapıyı tıklatan Haşim Gürdamar, açan Tayfun Öktem'di. Cumhuriyet kazanımlarıyla okuyup, diplomaları ilk sermayeleri olan iki yetim çocuk olmaları ortak özellikleri. Öğrenme yoksulluğu ve öğrenme zenginliğinin insan hayatında yol açtığı değişikliği görmek için somut örnekler. Haşim Gürdamar (89), Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Apçağa köyünde Ümmügülsüm-Ali çiftinin oğlu olarak doğmuş.

‘BABA' DİYEMEMEK

Kendi tanımıyla babası ‘maraba' yani bir karış toprağı olmayan yoksulun yoksulu bir köylü. Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı derken, cephelerde 12 yıl gönüllü savaşıp, 45'inde ardında en küçüğü 2 yaşında olup, hayatında bir kez bile ‘baba' diyemeyen Haşim Bey'in de olduğu 5 yetim bırakmış. Annesi, ‘Sizin karnınızın tokluğu benim yüzümün aklığı' diyerek, 1942'de bir umut İstanbul'a göç etmiş. Ağabeyleri bakkal-kasap çıraklığı yapıp, onu okutmuş. Üniversiteyi bırakın, ailede ilkokul diploması bile yokken İTÜ İnşaat Mühendisliği'ni bitirmiş. Bir süre mesleğini yapıp, 1978'de bugünkü adıyla Şen Piliç'i kurmuş.

SERMAYESİ DİPLOMASI

Türkiye'nin en büyük 66. şirketinin sahibi Gürdamar, geldiği yeri unutmaz. Sakarya'da 20 derslikli lise, ortaokul, üniversiteye fakülte, İTÜ'ye ek bina yaptırmış. Son olarak 80 milyon lira değerinde Gebze'deki 26 bin metrekare arazisini Darüşşafaka'ya bağışlayan Gürdamar, “Köyde yokluk içinde yetişen bir çocuktum. Hayata, tek sermayem diplomamla atıldım. Yoksul çocuklar ziyan olmasın istiyorum. Bugünkü varlığımın çocuklukta çektiğim, yokluğa bir faydası yok. Varlıklı bir toplum olmak için her çocuğun iyi eğitim alması için çabalayalım. Cumhuriyet sayesinde kazandıklarımızı Atatürkçü, Cumhuriyetçi nesiller yetiştiren Darüşşafaka'ya bağışlamak görevim” diyor.

KİMSESİZLERİN KİMSESİ

Milli Piyango'nun büyük ikramiyesi gibi bağışı teslim alan Darüşşafaka Cemiyeti Başkanı Tayfun Öktem, “Bizim için en büyük ikramiye bize duyulan güven. Ana paraya hiç dokunulmayıp, kurulan fonla her yıl 50 çocuk okutulacak” dedi. Öktem de, 30 Mart'ta 158. yaşına girecek Darüşşafaka'ya, 10 yaşında annesi Müşide Hanım'ın emanet ettiği, babası Çetin Öktem'i küçük yaşta kaybetmiş bir yetim. Boğaziçi Üniversitesi'ni dereceyle bitirip, ABD'de burslu okumuş. Londra'dan Kopenhag'a küresel şirketleri yönetip, yuvasına dönmüş. Hayırsever bağışları ile halen bin çocuk okuyor. Bu yıl, 120 yetim-öksüz-yoksul çocuk daha alacaklar. Milletimiz, eğitimde en umutsuz zamanlarda bile ulusal kalkınma için Darüşşafaka gibi Atatürkçü nesiller yetiştiren kurumlarda, kimsesizlerin kimsesi olacaktır!..