Yangın doğal olmayan en büyük felakettir!..

Çaresiz bir kadın, Manavgat'ta yanan evinin karşısına geçmiş, gözyaşları arasında feryat ediyor: “Allah'ım bu ne? Böyle acı mı olur? Hiçbir şeyimiz kalmamış ama daha yanıyor. Ne yapacağız,  nerede kalacağız? Yavrumun çeyizleri gitti. Ciğerimin çeyizleri yandı. Dayanılır mı buna?..”

★★★

Bir başkası kül olan serasının önüne oturmuş ağlıyor.

Kollarında yanıklar olan biri, kendisine uzatılan mikrofona canını zor kurtardığını anlatıyor.

Köylerinde yanmadık ev kalmadığı gibi dumandan hastaneye kaldırılanlar olduğunu söyleyen biri de “Bittik” diyor. “Biz de bittik, bizim için hayat da bitti!..”

Elindeki şişenin çoktan boşaldığını fark edemeyen bir felaketzedenin içi öylesine yanmış ki hala şişeyi dikip su içmeye çalışıyor!

Bebesini göğsüne bastırmış bir anne, can havliyle güvenli gördüğü bir yere doğru koşuyor, kaçışan çocukların çığlıkları, ağlayanların hıçkırıkları göğe doğru yükseliyor.

★★★

Herkes o sesi, yangın söndürme helikopterinin sesini duyabilmek için dumanlar arasından, yalvaran bakışlarla ve kurtarıcı ararcasına gökyüzünü tarıyor.

Ama helikopter yerine jandarma aracından yapılan anonsun sesi geliyor:

“Yangın bulunduğumuz bölgeye doğru ilerliyor. Burayı derhal tahliye etmemiz gerekiyor…”

İnsanlar eşyalarının, anılarının bulunduğu evlerden çıkıp jandarmanın işaret ettiği yöne doğru koşuşuyor…

Çıtırtılar arasında güzelim evler, yaşam boyu çalışılıp borç harç edinilmiş mekanlar, geleceğe dönük beklentiler, umutlar ve hayaller tutuşuyor.

Geride için için yanan hayalet taş yığınları kalıyor!..

★★★

Televizyon canlı yayınlarını ve sosyal medya paylaşımlarını izlerken, doğal olmayan en büyük felaketlerin başında gelen yangınlara karşı, toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla, dönemin en çok dinlenen radyolarından biri olan Radyo-D'de, 2010 yılında başlattığımız kampanyayı hatırlıyorum.

★★★

Bir gazete röportajında o kampanyayı şöyle anlatıyoruz:

“Ormanların D'lisi, Yangınların Düşmanıyız” sloganıyla başlatılan kampanyanın amacı orman yangınlarına dikkat çekmek. Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar ve Radyo D programcısı DJ Hakan Gündüz kampanyaya öncülük ediyorlar. Proje; izmarit atılmaması, ormanda yakılan ateşin söndürülmesi ve yangın durumlarında ‘Alo 177 Yangın İhbar Hattı'na haber verilmesi gibi mesajlarla vatandaşların bilinçlendirilmesini hedefliyor. Kampanya hakkında merak edilenleri Uğur Dündar'a sorduk.

Sayın Dündar, projeye nasıl dahil oldunuz?

– Radyo D'nin bu işi ciddiyetle götüreceği inancımdan dolayı projeye katıldım. Ayrıca üç yıldır hafta içi her sabah Radyo D'nin efsane DJ'yi Hakan Gündüz'ün programına katılıyor ve orman yangınlarına duyarlı bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Bunu bir kampanya haline dönüştürmenin uygun olacağını düşündüm ve seve seve kabul ettim.

Kampanyadaki misyonunuzdan bahsedebilir misiniz?

– Kuş gribi paniği olduğunda “tavuk eti yiyebilirsiniz” dedim, insanlar bana güvendi ve tavuk eti yemeye başladı. Amacım, en ucuz protein kaynağı olan tavuktan dar gelirli insanlarımızın çocuklarını mahrum etmemekti. O kampanya başarıyla sonuçlandı. Sonra Gazze için 5 milyon lira civarında para topladık. Şimdi bu kampanyayı üstlendik.

Sizce orman yangınlarına yeteri kadar duyarlılık gösteriliyor mu?

– Bilinçli insanlarımız tabii ki duyarlı ama toplumun büyük bir çoğunluğu bu konuda yeterli bilince sahip değil. Toplumumuzda “Ormanı yok edip, acaba nasıl bir yapılaşma olanağı yaratabiliriz” diye bakan rantçılar var. Siyasetçiler ne yazık ki bu yağmaya geçit veriyor. Mesela ‘2B Proje'sinin yasalaşması, ormanlık alan vasfını kaybetmiş arazilerin bir anlamda imara açılması demek. Ormanları katledenleri affetmek ve ödüllendirmek gibi olduğu için, buna şiddetle karşı çıkıyoruz.

Farkındalık yaratmak için neler yapmalı?

– Bence sarsıcı açıklamalar yapmak lazım. Büyük düşünür Goethe, bir yerin ağaçlandırılmasını istemiş ama çevresindeki herkes burun kıvırmış, 20 yılda büyür demişler. O da “Ne duruyorsunuz hemen dikin” demiş. Ağaç yetiştirmenin çok zaman aldığını, yitip giden ormanların yerine yenisini var etmenin büyük zaman ve maliyet gerektirdiğini bilmemiz gerekiyor. Dilleri olmadığı için feryatlarını duyuramayan binlerce canlıyla birlikte yok olan ormanlar, bizi doğal afetlere karşı koruyan en büyük dayanağımız. Kesilen ve yakılan ormanların ileride felaketimize sebebiyet verebileceğini unutmamalıyız.

Medyanın rolü nedir?

– Medya konuya taş, toprak, ağaç olarak bakıyor. Sansasyonu olmayan haberler olduğu için soğuk davranıyor. Bizi bekleyen tehlikeyi görebilmek için Ankara'nın etrafında kısa bir tur atmak yeterli. Ankara'nın çevresi şu anda çölleşmiş durumda. Türkiye'nin nasıl bir kuraklık felaketine doğru gittiği apaçık ortada, herkes bunu görüp bu kampanyaya destek vermeli.

DJ HAKAN GÜNDÜZ: “Yangınların çıkışı yüzde 85 oranla insan kaynaklı. Biz de ‘Birkaç ağaç bile kurtarsak kâr' deyip bu projeyi başlattık. Uğur Dündar, ülkenin en güvenilir insanı olduğu için en doğru isimdi. Radyo D, bu konuda çok ses getirecek…”

★★★

Keşke bizler, o kuruluşlardan ayrıldıktan sonra da bu kampanyalar devam edebilseydi. Keşke sadece Radyo-D ile sınırlı kalmayıp tüm yayın organlarının katılımıyla sürebilseydi.

Keşke yaratılacak bilinçle yangın tehlikesine karşı riskli bölgelerde köylere kadar inen örgütlenmeler yapılabilse, köylerde bile yangın söndürme ekipleri oluşturulabilseydi.

Keşke her bölgede çok sayıda yangın söndürme uçağı ve helikopter filoları kurulabilseydi…

Ama maalesef olmadı.

★★★

Cumhurbaşkanlığı'nın filosunda 13 uçak bulunuyor!..

Bakanlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne 8 ayrı uçakla gidiyor!..

Buna karşılık koskoca Türkiye'de, sadece 2 yangın söndürme uçağı görev yapıyor!..

Ayrıca her geçen yıl, orman yangınlarının artmasına karşın, helikopter sayısı sabit tutuluyor!

Yangın söndürme konusunda engin deneyime ve güçlü hafızaya sahip Türk Hava Kurumu ve uçakları devre dışı bırakılıp bu iş, soru işaretleriyle dolu ihalelerle özel kuruluşlara devrediliyor!

Sonuçta pilotlar, orman görevlileri, itfaiye ekipleri ve yerel yönetimler tüm güçleriyle, hatta canlarını tehlikeye atarak çalışmalarına rağmen, mevcut organizasyon -son Akdeniz Bölgesi yangınlarında gördüğümüz gibi- felaket karşısında aciz kalabiliyor.

★★★

Unutmayalım; tedbiri gerektiği gibi almak, yangını söndürmek kadar önemlidir!..