AKP’li kadın üyenin kısaca anladığı şey!

* 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi… O gün gelene kadar memlekette neler oldu neler! Alt alta yazmaya kalkılsa onlarca cilt kitap olur. Fakat Mustafa Kemal Atatürk bütün olup bitecekleri Cumhuriyet'in ilanından 5 koca yıl önce, hem de memleket esirken, toprakları düşman postalları altında ezilirken, düşman gemileri toplarının namlularını padişahın sinip kaldığı sarayına çevirmişken şunu demiştir kısaca: Geldikleri gibi giderler!

* Alınmaz denilen İstanbul'u alıp bir çağı kapatıp dünya için yepyeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet, dünyanın gözünün kaldığı bu kent için şunu demiştir kısaca: İstanbul'da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar Allah'ın gazabına uğrasınlar!

* MİT'in bünyesinde çalışmaya başladığında kimseciklerin haberi yoktu ondan. Susurluk'ta bir Mercedes bir kamyona bindirince şapka düştü memlekette, her türlü kirli ilişki ortaya çıktı. O günden sonra herkes onu konuştu, kod adı Yeşil'di. Mide bulandıran ilişkilerde adı duyulunca birileri titriyordu. Neler yazılır, neler anlatılırdı ama işte o Yeşil, Tilki Selim'e ve de ‘tek başına götürenlere' şunu dedi kısaca: Ben sana diyorum ki oğlum yalnız yeme! Akıllı ol! Yalnız yedirmezler adama! Yalnız yiyen adama da bir gün kustururlar!

* Dünyada her geçen gün aç insanların sayısı artıyordu. 2009 yılında 1 milyardan çok dünyalının açlık çektiği raporlandı. Raporlardaki dramlardan binlerce saatlik belgesel çıkardı ama Dünya Gıda ve Tarım Örgütü Başkanı olduğu günlerde Senegalli Jacques Diouf şunu dedi kısaca: Açlık yardım etmekle ilgili bir konu değildir. Adaletle ilgilidir!

* Adalet insanlık için önemli meseleydi. Başta memleketimiz dünyada yüzyıllardır döne döne aranan şeydi. Büyük Çin bilgesi, filozof ve Çin tarihinde resmi din olarak kabul edilen öğretilerin kuramcısı Konfüçyüs, Hristiyanlığın doğuşundan 500 yıl önce sanki bugünleri görmüş gibi şunu dedi kısaca: Devletin hazinesi adalettir!

* Umut fakirin ekmeğidir. Doğrudur ama eksiktir. Fakire de lazımdır, zengine de… İster zindanlarda ister açık havada olsun zulüm, insanlar direnir ona! İnsan var oldukça umudun tükenmeyeceğini anlatırken Che Guevara şunu demiş kısaca: Bir çiçeği öldürebilirsiniz ama baharı asla!

* Her seçim milyonlarca insan için umuttur aslında. Sandığa atılan her oy, ‘daha iyiye' duyulan özlemdir. Daha iyi; kimine göre cukkanın artmasıdır, kimine göre daha adaletli yönetilmektir. Birine göre seçim siyasi tercihken, bir diğerine göre üniversite bitiren ama iş bulamayan oğluyla kızına iş umududur. Yani milyonlarca ayrı öyküdür seçimler. Umutlar üzerine neler yazılır neler. İşte yine öyle umutlu ve bol engebeli bir seçimdi. İstanbul'da seçim otobüsünün yanında umutla koşan gencecik bir oğlan Berkay, şunu dedi kısaca: Her şey güzel olacak Ekrem abi!

* İnsanlar taş devrinden bu yana ben kimim, ne için varım, diğer canlılardan farkım ne diye sordu. Düşünürler kütüphaneleri dolduran kitaplar yazdı, araştırmalar yaptı. Bir Descartes çıktı, insanlara koyun olmadıklarını kısaca şöyle anlattı: Düşünüyorum öyleyse varım!

* Gaziantep'te AKP toplantı yapıyordu. Kürsüde konuşan il başkanı salonu dolduran partililere AKP Genel Başkanı'nın talimatlarını aktarıyor ve bol bol üye kaydı yapmalarını, bunun hayati önemde olduğunu söylüyordu. Salondaki erkekler her zamanki gibi şakşaklarken, AKP'li bir kadın üye şöyle haykırdı kısaca: Başkanım olmuyorlar, olmuyorlar… Siz bize yalan söylüyorsunuz diyorlar!

***

Atatürk'ün “Geldikleri gibi giderler” sözü, İstanbul Fatihi'nin İstanbul'la ilgili bedduası, Konfüçyüs'un adalet tanımı, Che Guevara'nın insanları bahara benzettiği tükenmez umudu, Yeşil'in karanlıklardan gelen ‘tek başına yeme kustururlar' çağrısı yıllar geçse bile ‘anlayana' her dem güncel kaldı, her boşluğa cuk oturdu…

Bu yüzden kürsülerde laga luga yapmak yerine, AKP'ye üye kazandırmak amacıyla çaldığı kapılar art arda yüzüne kapandığı için, kendisine yalancı denildiği için, bunu bizzat yaşayıp gördüğü için AKP'li kadın üyenin “Siz bize yalan söylüyorsunuz diyorlar” sözü kısaca olacakları anlatır, anlamak isteyenlere!

Loading...