Sözcü Plus Giriş
YÜCEL ARI

Kızlar bikini giymiş erkekler slip öyle mi

9 Temmuz 2021 Yazarlar

Memleketimize ve iktidarı 20 yıldır ellerinde tutanlara haksızlık etmemek lazım… Sayelerinde bu topraklarda her gün çevrilen Oscarlık bir filmde rol alıyoruz hepimiz!

Oscar deyince akla hemen Hollywood ve Amerika geliyor… Öyleyse önce Hollywood yapımı, 9 dalda Oscar adayı olmuş bir filmi anlatayım…

***

1930'lu yıllar… ABD'de ‘Büyük Ekonomik Buhran' yaşanıyor. 3 milyona yakın işsiz kısa sürede 13 milyona fırlamış! Fakirlik, çaresizlik diz boyu… Açız diyenleri abartılı bulan yöneticiler, ‘Thank God there is no hunger in our country' yani ‘Hamdolsun ülkemizde aç yok' dese de milyonlarca 

insan gerçekten aç. Karın tokluğuna bile olsa iş bulabilmek için savruluyorlar…

Bu ümitsizlik denizinde bir yarışma ilanı gencine yaşlısına can yeleği gibi geliyor. Koşuyorlar ilanın peşinden. İlana göre Dans Maratonu yapılacak. Yarışmayı kazanacak çifte ise o günler için küçük bir servet, 1500 dolar ödül var!

Yarışmayı düzenleyenler dans maratonunun günler, haftalar belki de aylar süreceğine dikkat çekip, “Amerika'nın en güçlü çiftini seçiyoruz” diyerek yarışmaya kendilerince bir amaç vermeye çalışıyorlar! Oysa tek amaçları var, radyodan canlı yayınlanacak yarışma ile büyük para kazanmak.

Binlerce katılım oluyor. O çaresizlerden biri de Gloria (Jane Fonda)… Ancak dans partneri yok. O da sokakta tanıştığı ve film yönetmeni hayalleri kuran bir aylağı, Robert'i (Michael Sarrazin) seçiyor… Yarışmanın bir de güvenilmez sunucusu Rocky (Gig Young) var.

Küçük molalar dışında duraksamak bile yarışmadan elenmek anlamına geliyor. Katılanlar dev pistte sabahtan akşama, haftalar ve aylarca dönüp duruyorlar. Mecali kalmayıp elenenler olurken, 1500 dolar için direnenler dansa devam ediyor. İkinci ayda yarışmacılar sadece yorgun değil artık, çıldırmak üzereler. Psikolojisi iyice bozulan Gloria, partnerinden bu eziyete bir son vermesini, kendisini vurmasını istiyor! Tıpkı sakatlanıp eziyet çeken atlara yapıldığı gibi…

Orijinal adı ‘They Shoot Horses, Don't They?' olan, Türkiye'de ‘Son Gerçek' adı ile 1972 yılında vizyona giren, 1979 yılında TRT'de ilk kez yayınlandığında en uygun isme, yani Atları da Vururlar'a kavuşan harika dönem filmi. Sydney Pollack'ın 1969'da aynı adlı romandan uyarlayıp çektiği film. 9 dalda Oscar adayı olmasına rağmen, sadece ‘en iyi yardımcı oyuncu' ödülünü Gig Young kazandı… Anlaşılan Hollywood da bizim yöneticiler gibi fakirlik edebiyatını sevmiyor!

***

Bunlar da yüzde yüz yerli ve milli filmler.

Hakim, savcı, avukat, kaymakam olmak için dört yıllık üniversite bitiren onlarca mezun Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ‘zabıta' alımı için başvuran binlerce gencin arasında sıranın kendilerine gelmesini bekledi.

Haziran ayının son günlerinde memleketin dört bir yanında bir üniversiteye girip daha iyi işler, yüksek kazançlar hayali kuran 2 milyon 607 bin 903 gencimiz baş döndüren üniversite sınavlarına girdi. 

ÇAYKUR, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı'nın memleketi Rize'de fabrikaya 210 işçi alacağını duyurdu. Üniversite, lise, ilk öğretim mezunu 22 bin 956 kişi umutla kuyruğa girdi, başvuru yaptı! Rize'nin nüfusu mu? Tüm ilçeler ve köyler dahil 346 bin…

Best Model Türkiye 2021 elemeleri yapıldı İstanbul'daki bir otelde. Hepsi boylu boslu… Kızlar birbirinden güzel, erkekler birbirinden yakışıklıydı. Vücut ölçüleri ideal 79 kadın, 196 erkek aday seçmelere katıldı.

Başvuru için bile birbiriyle yarışan gençler haklı… Kıvanç Tatlıtuğ, Kenan İmirzalıoğlu, Güzide Duran, Deniz Akkaya gibi isimlere ünlü olup iyi para kazanmanın kapısını açmış bir yarışma bu.

Sevgili yurdumuzda da iyi para kazanmanın bir elin parmakları kadar yolu var. Onlardan biri iktidar partisinin şanslısı olup üç beş yerden ayrı maaş almak ya da Best Model'i kazanıp diziler, filmler çevirip hem üne hem de yüksek gelire erişmek. Bir seçenek de, bulunursa asgari ücretle bir yerde çalışmak…

Fakat şöyle bir manzara vardı Best Model seçmelerinde. Otelin kocaman salonu hınca hınç güzel insan doluydu. Bu güzel insanlardan kadın adaylar bikinili, erkek adaylar da slip mayoluydu. Erkek adaylar minicik slipleriyle yan yana dizilmiş, seçici jürinin kendilerini daha iyi görüp değerlendirmesi için diz çökmüşlerdi.

Bir salon dolusu gencimizin bu görüntüleri sosyal medyada çok tartışıldı. Manzara ‘köle pazarı'na bile benzetildi, garip bulundu, yarışmayı düzenleyenler topa tutuldu.

Katılmıyorum…

Bir ümitle İstanbul'daki otelin salonunu dolduran gençlerin, Rize'de çay fabrikasına alınacak 210 kişi arasına girmek için birbiriyle yarışan 22 bin gençten, Ankara Belediyesi'nde zabıta olmak için kuyruğa giren hakim, savcı, avukat adayı gençlerden, iyi bir gelecek umuduyla üniversite sınavına giren 2 milyon 600 bin gençten ne farkı var?

***

Olup biteni, onca yoksulluğu ve memleketin her köşesinde çevrilen onca ‘Atları da Vururlar' filmini, bu filmlerdeki her biri Oscarlık çaresizliklerimizi, sunucunun cinliklerini görmek yerine gözünüze sadece el kadar slip mi takıldı?

YAZARIN TÜM YAZILARI