İstanbul’daki Gezi eylemlerinde 169 gözaltı

İstanbul Beyoğlu'nda Gezi Parkı direnişinin 9. yıl dönümü etkinliklerine katılan en az 169 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınanların emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Gezi Parkı direnişinin 9’uncu yıl dönümünde vatandaşlar ve sivil toplum örgütleri Taksim'de toplandı. Eylemler öncesinde Gezi Parkı, polis bariyerleriyle çevrildi. Taksim Meydanı’nda da güvenlik tedbirlerinin alındığı görüldü.

Meydanın bariyerlerle çevrilmesi dolayısıyla Taksim Dayanışması öncülüğündeki eylemciler Pera'da toplandı. Taksim Dayanışması tarafından “Karanlık Gider, Gezi Kalır” yazılı pankart açıldı, “Her Yer Taksim, Her Yer direniş” sloganları atıldı, ardından Gezi olaylarında yaşamını yitirenlerin ismi tek tek okundu.

Gezi’de hayatını kaybedenlerin ve Gezi tutukluların aileleri de eyleme katıldı.

Eylemlerini İstiklal Caddesi’nde devam ettirmek isteyen Taksim Dayanışması’nın önü çevik kuvvet ekipleri tarafından İpek Sokak’ta kesilince gerginlik yaşandı.

Taksim Meydanı'nda ise aralarında Türkiye İşçi Partisi üyelerinin de bulunduğu grup eylem yapmak istedi. Polisin müdahalesiyle arbede yaşandı.

BİBER GAZLI MÜDAHALE

Ara sokaklardan İstiklal Caddesi’ne geçişleri engelleyen çevik kuvvet ekipleri, eylemcilere biber gazıyla müdahale etti. Sıraselviler’de de polis müdahalesi sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

GÖZALTI SAYISI 169

Etkinliklere katılan en az 169 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Gözaltına alınanların emniyetteki işlemleri devam ediyor.

TMMOB BİNASINA SIĞINDILAR

İpek Sokak'ta eylemcilerin İstiklal Caddesi'ne geçişinin polis tarafından engellenmesi gerginliği tırmandırdı. Barikat kuran çevik kuvvet ekipleri eylemcilerin üstüne yürüyerek kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Bunun üzerine çok sayıda kişi İpek Sokak'ta bulunan TMMOB binasına sığındı.

Binayı abluka altına alan polisin binaya girmeye çalıştığı görüntülere yansıdı. Makine Mühendisleri Odası, “Binamıza dönük saldırılar devam ediyor. Kamuoyunu binamızın bulunduğu sokaktaki ve bina içindeki yurttaşlara sahip çıkmaya çağırıyoruz” açıklamasında bulundu.

TMMOB'dan yapılan açıklamada ise, “Taksim’de bulunan Makina Mühendisleri Odamıza ait bina içerisine sığınan yurttaşlarımızın çıkışına izin verilmemekte ve bina kapısını koruyan kepenkler polis tarafından zorlanmaktadır. İstanbul Valiliği bu duruma bir son vermeli ve binamızın etrafındaki abluka kaldırılmalıdır” denildi.

BİNADAN ÇIKIŞLAR BAŞLADI

Makine Mühendisleri Odası, binadan çıkışların başladığını belirtti. Odadan yapılan açıklamada şöyle denildi:

* “Polis içerideki arkadaşlarımıza 3’erli gruplar halinde, slogan atmadan dağılınırsa binaya operasyon düzenlenmeyeceği söylendi. Valilik ile yapılan görüşmeler sonucunda binaya sıkışan yurttaşlarımızın gruplar halinde çıkışı başladı. Ancak slogan olursa operasyon yaparız tehditleri sürüyor.

* Yüzlerce yurttaş 3’erli çıkılacak dayatması nedeniyle dışarı çıkabilmek için bekleyişini sürdürüyor. Binamıza sıkıştırılanların tahliyesi için yaptığımız çağrıya omuz veren herkese, binamızda fenalaşanlara ilk müdahaleyi yapan arkadaşlarımıza, umudunu ve direncini kaybetmeyenlere dayanışmaları için teşekkür ederiz. Karanlık gider Gezi kalır.”

“GEZİ DİRENİŞİNDEN ‘DARBE’ ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK BEYHUDE BİR ÇABADIR”

Taksim Dayanışması'ndan yapılan basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:

* “Gezi’de sahip çıkılan değerlerin karşısında insanlıkla örtüşmeyen bir anlayış çaresizlikle çırpınıyor.

*Buradan herkese bir kez daha açıklıkla ifade ediyoruz. Gezi Parkında simgeleşen irade ile baş edebilmeniz için “iş makinası ve çimento kamyonlarından” çok daha fazla şeye ihtiyacınız olacak.

*Gelmeyen turist için öfkelenen esnafın dükkan önünün Gezi Parkına ne kadar benzediğine şaşacaksınız.

*Ürününün karşılığını alamayan köylünün de, köleliğe mahkum ettiğiniz “taşeron” işçinin de Gezi parkına uğramış olduğunun farkına varacaksınız.

*Kadınların her an Gezi parkından dönüyormuş gibi yaşadıklarını ve davrandıklarını herkes gibi zaten siz de çok iyi biliyorsunuz. Çünkü Gezi Parkı, Topçu Kışlası görünümlü rezidans ve alışveriş merkezi haline getirmek isteyenlerin iştahını kabartacak bir “kupon arazi” olmaktan çoktan çıktı.

*Hatta Gezi, Park olarak bile tanımlanamaz artık. Binlerce beton bina ile kuşatılmış Taksim meydanı etrafındaki tek yeşil alan, gölgesinde oturabilecek ağaç barındıran tek park olduğu doğru. Ama daha büyük bir hakikati var artık o parkın.

*Uğruna “Ağırlaştırılmış müebbet cezaları alarak hapis yatan dostlarının yanı sıra, insanım diyenlerin görebilecekleri suretler, duyabilecekleri ağıtlar arasında, on dördünde, yirmi birinde toprağa düşmüş, oradaki ağaçlara can suyu olmuş gençlerin anıtlar’ duruyor o parkta.

*İşte bu nedenle ve bir kez daha gür bir sesle haykırıyoruz; ülkenin demokrasi şöleni olarak tarihe geçecek olan Gezi direnişinden “Darbe” çıkarmaya çalışmak beyhude bir çabadır!

*Osman KAVALA, Çiğdem MATER, Mine ÖZERDEN ve Hakan ALTINAY’ı seçim hesaplarınıza malzeme yaparak hapiste tutmaktan vazgeçin. Arkadaşlarımızı Gezi’nin Taksim Dayanışması’nın güler yüzlü temsilcilerini Ayşe Mücella YAPICI’yı, Tayfun Kahramanı ve Şerafettin Can ATALAY’ı serbest bırakın!

*Özcesi; düşün yakamızdan, ülkemizi ve milyonlarca yurttaşımızı rahat bırakın…Herkes bilsin ki; Karanlık gider Gezi kalır! Herkes bilsin ki; Hapislik biter mücadele kazanır! Herkes biliyor. Her yer Taksim. Her yer direniş!”

OSMAN KAVALA: GEZİ RUHUNU YAŞATANLARI SELAMLIYORUM

Osman Kavala’nın Gezi mesajı ‘Kavala’ya Özgürlük’ platformunun sosyal medya hesabından paylaşıldı. Osman Kavala’nın şu ifadelerine yer verildi:

* “Gezi'nin yıldönümünde orada sizinle birlikte olamamaktan dolayı üzgünüm. Dayanışmanızı burada güçlü bir şekilde hissediyorum.

* Gezi direnişi sırasında yüz binlerce insan özgürlük talebi ile bir araya geldi. Gezi davasının da toplumun büyük çoğunluğunu adalet talebi etrafında birleştirdiğine inanıyorum. Gezi ruhunu yaşatanları selamlıyorum.”

CAN ATALAY: KARANLIK GİDECEK, GEZİ KALACAK

Gezi Davası'nda tutuklanan Can Atalay, Gezi Parkı eylemlerinin 9. yıl dönümü nedeniyle Silivri Cezaevi'nden mektup yolladı. Atalay'ın mektubunda şu ifadeler yer aldı:

* “Değerli arkadaşlarım; Sizi birlikte ördüğümüz, ısrarla sahiplendiğimiz kardeşliğimizle kucaklıyorum! Bugün 31 Mayıs! Bir yanımız Sinan’la Adıyaman’ın İnekli köyünde, bir yanımız Metin’le Hopa’nın Dereiçi köyünde… Sinan’lardan miras kalanla, Metin öğretmenimizden öğrendiğimizle; gelenekten geleceğe Taksim’deyiz…Her yerdeyiz!

*Gezide 24 Ocak kararlarına, 12 Eylül Darbesine, AKP’nin yarattığı istibdat düzenine ve ülkeyi sokmaya çalıştıkları cendereye hep birlikte karşı koyduk. Hep birlikte mücadele edeceğiz, hep birlikte kazanacağız!

*Gezi Direnişinde; dinbaz, kapkaççı, sosyal cinayetleri sıradanlaştıran ahbap çavuş kapitalizminin karşısına güçlü bir kamusal tahayyül ile dikildiğimiz için; eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmacı olduğumuz için; kurmaya çalıştıkları hegemonyanın mayasının tutmayacağını gösterdiğimiz için bizden korkuyorlar!

*Gezi Direnişi, çoğul türkümüzdür! Aşağıdan bir kardeşleşme inadıdır Gezi! Haksızlığın karşısında dimdik duran, zulme boyun eğmeyen kardeşlerim; güncel görevimiz, Gezi’de işaret ettiğimiz demokratik bir toplumsal ve siyasal yaşamın müştereken inşasıdır. Karanlığı, kendi kaderini tayin etmeye kararlı müşterek irademiz sonlandıracak.

*Karanlık gidecek, Gezi kalacak! Her Yer Taksim Her Yer Direniş! Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet! Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez!”

MÜCELLA YAPICI: NE KADAR KORKUTMUŞ BİRLİKTELİĞİMİZ MUKTEDİRİ…

Gezi Parkı direnişinin 9. yıl dönümü dolayısıyla Bakırköy Cezaevi'nden mektup gönderen Mücella Yapıcı, şu ifadelere yer verdi:

* “Ne kadar haklıymışız 9 yıl önce ‘Her Yer Taksim, Her Yer Direniş’ derken… Birbirimizin elinden tuttuğumuz ‘Her Yer Taksim’, haksızlığa, adaletsizliğe, karanlığa karşı tüm renklerimizle, farklılıklarımızla birbirimize sarıldığımız ‘Her Yer Direniş’

*Ne kadar doğruymuşuz ‘Bu daha başlangıç mücadeleye devam’ diye sesimizi yükseltirken… Ne kadar korkutmuş birlikteliğimiz muktediri… Bugün yanınızda olamamam bu korkudandır.

*Ancak bilin ki, biz nerede olursak olalım çocuklarımız Ethem, Medeni, Ali İsmail, Abdocan, Ahmet, Mehmet, Hasan Ferit ve Berkin’in özgür düşleri için mücadeleye devam ediyoruz, ‘gideceğiz. Çünkü ‘Bu daha başlangıç’…

*’Karanlık Gidecek, Gezi Kalacak’ yazıyoruz da duvarlara… Üstümüze örtülmeye çalışılan karanlığa inat, o parktaki umudu hatırlayın. Geleceğe kalacak olan o umuttur. Geziyi komplolarla kirletmeye çalışan, bizleri tek bir delil göstermeden ceza evlerine gönderen, çocuklarımızın katillerine ödül gibi ceza verenlere de tavsiyemdir; o parktaki dayanışmayı anlamaya çalışın.

*Bizi korkutamayacağınızı göreceksiniz. Korkmak bir yana, adımızın Gezi ile anılması bizim için onurdur. Böylesi bir onur nasıl hak edilebilir?

*Onur demişken, birbirimize ‘Neredesin Aşkım?’ diye sorardık ya… Bana sorarsanız ‘Neredesin Aşkım?’ diye, ‘Buradayım, Bakırköy’deyim, Taksim’deyim, Gezi’deyim aşkım derim size… Çünkü ‘Her Yer Taksim!’

TAYFUN KAHRAMAN: ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDEN EDİLEREK BEDEL ÖDÜYORUZ

Tayfun Kahraman ise Silivri Cezaevi'nden gönderdiği mektubunda şu ifadelere yer verdi:

* “Sevgili arkadaşlar, dostlar, yoldaşlar; bu yıl Gezi Direnişi’nin 9. yılı. Bizler bedenen yanınızda olamasak da; emin olun kalben ve aklen sizlerin yanında, memleketin tüm özgür meydanlarındayız.

*Tutsak olduğumuz tüm hücrelerde biz de sizlerle birlikte “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” sloganımızı büyük bir kararlılık ile haykırıyoruz.

*Her nerede ve her ne koşulda olursak olalım, biliyor ve inanıyoruz ki; gün gelecek ve hep birlikte Gezi Direnişimizin yıl dönümlerinde özgür meydanlarda kaybettiğimiz canlarımızı hep beraber anacağız.

*Bizler bugün özgürlüğümüzden edilerek bedel ödüyoruz, onlar ise canları ile bedel ödediler ve aileleri onlarsız geçen her gün bedel ödemeye devam ediyorlar.

*Ethem, Ali İsmail, Medeni, Hasan Ferit, Abdocan, Ahmet, Mehmet ve Berkin özgür, demokratik ve kardeşçe bir dünya istedikleri için canlarını verdiler. Onları unutmayacak ve davalarının takipçisi olmaya devam edeceğiz.

*Dostlar, demokratik bir ülkede özgürce yaşamak için, 85 milyon yurttaşın kardeşçe ekmeğini paylaştığı bir memleket için, kentimizi, doğamızı korumak için, sağlıklı konut hakkımızı korumak için ve tabi ki Taksim Cumhuriyet Meydanı’nı, Gezi Parkı’nı, memleketin tüm meydanlarını, tüm yeşil alanlarını, tüm kamusal değerlerini savunmak için her koşulda mücadelemizi sürdüreceğiz ve çok yakında yeniden yan yana olacağız.

*Bizler özgür düşlerimizden ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Gezi Direnişi’nin verdiği sönmeyen umut ve yarınlara olan inancımla hepinizi hasretle kucaklıyorum. Silivri’den sevgi ve selamlarımla…”

Mektuplar; Tayfun Kahraman, Mücella Yapıcı ve Can Atalay’ın sosyal medya hesaplarından da yayımlandı.

Erkan Baş'tan Soylu'ya yanıt: 'Savcılığa gitmişken kendi ifadeni de ver' İlginizi Çekebilir Erkan Baş'tan Soylu'ya yanıt: 'Savcılığa gitmişken kendi ifadeni de ver'

Günün Trend Videosu

Daha fazla göster
Loading...