Bireysel başvuru tazminatında rekor

Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı Anayasa'ya 2010 referandumuyla girdi, iki yıl sonra da hayata geçirildi. Amaç, AİHM'deki ihlal başvurularını azaltmaya yönelikti ama bu defa “içerideki” başvurularda olağanüstü artışların önüne geçilemiyor.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın, birkaç gün önce AB ve Avrupa Konseyi işbirliğiyle yürütülen bir uluslararası hukuk etkinliğinde yaptığı konuşma, büyüyen bu soruna işaret ediyordu.

Arslan, “felç edici” olarak nitelediği, 110 bine yaklaştığını söylediği bireysel başvuru sayısını “kontrol etmenin, yönetmenin çok zor olduğunu” belirtti. Arslan'ın aktardığı bilgiye göre bu sayının yaklaşık yarısı, “makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetler”den oluşuyor.

BEŞ AYDA 255 MİLYON TL TAZMİNAT

Yönettiği devletin, hukuk devleti vasfını dert eden bir siyasal iktidar olmadıkça, ne Arslan'ın yakındığı bireysel başvurudaki artış ne de diğer sorunların çözümlenmesi mümkün. Bu kadarını biliyoruz.

Ancak merak edip bütçe verilerine baktığımda bireysel başvurulardaki bu “felç edici” artışın, tazminat tarafının da ciddi tutarlara ulaştığını gördüm. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın iki gün önce açıkladığı mayıs ayı bütçe gerçekleşmeleri ile birlikte ocak-mayıs dönemini içeren beş aylık bütçe harcamaları da ortaya çıktı.

★★★

Bütçede “bireysel başvuru tazminat ödemeleri” başlığı altında, devletin vatandaşa mayıs ayında 65 milyon TL tazminat ödediğini görüyoruz. Ki, nisan ayında bu rakam çok daha yüksek: 122 milyon 172 bin TL. Böylece bu sene, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru dosyalarında verdiği tazminat kararlarının 5 aylık bilançosu 255 milyon 156 bin TL'ye ulaştı.

Meselenin çarpıcı bir yönü de beş aylık bu tazminat tutarının, geçen yılın tamamının 2.5 katı olması. 2021 yılında bireysel başvurulardaki ihlal kararlarıyla birlikte Hazine'nin hakkını ihlal ettiği vatandaşa ödediği tutar 100 milyon 713 bin TL'ydi.

TBMM'de görüşülmekte olan ve iktidarın “dezenformasyonla mücadele” amaçlı diye savunduğu kanun teklifi içeriğindeki bazı düzenlemelerin hak ihlallerini artırma “potansiyeli” bu günden görünüyor. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi Başkanı Arslan'ın “Uzun yargılama artık ülkemizde yapısal bir sorun haline gelmiştir. Bu yapısal sorunun çözülmesi de yine yapısal reformlarla mümkündür. Radikal adımların atılmasıyla mümkündür” temennisinin siyasal iktidar değişikliği olmadan gerçekleşmesi olanaksız.

Sonuç olarak devlet eliyle gerçekleşen hak ihlallerinin, vatandaşların hayat hakkı, yaşam kalitesine olduğu kadar (umursanmasa da) bütçe kaynaklarına verdiği zarar günden güne artıyor.

Loading...