Bütçeyi “gazi” eden Osmangazi

Ekonomik kriz derinleştikçe AKP iktidarının, Yap İşlet Devret modeliyle yaptırdığı ulaştırma altyapı projelerinin bütçeye yükü artıyor. Bu yük, dar gelirli ve yoksullar aleyhine dengesizliği büyütüyor.

Nurol-Özaltın-Makyol-Astaldi-Yüksel-Göçay ortaklığının kurmuş olduğu Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş adlı şirketin işlettiği Osmangazi Köprüsü, bütçeyi deyim yerindeyse “gazi” eden projeler arasında ilk sıralarda geliyor.

Gebze-İzmir otoyolunun bir parçası olan Osmangazi Köprüsü'nün orijinal adı aslında İzmit Körfez geçişi. Topluma açıklanmayan Yap İşlet Devret uygulama sözleşme metninde, adı böyle geçiyor. Altı müteahhitlik şirketinin kurduğu Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş. adlı şirket, köprüyü 13 yıl daha işletecek. (Köprü, 2035 yılında devlete geçecek.) 35 ABD Doları artı KDV'den günlük 40 bin aracın garanti edildiği köprü için, dolar üzerinden belirlenmiş tarife, ABD enflasyonuna göre güncelleniyor.

KAMU ARACINDAN DA PARA

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, ambulansların dahi Osmangazi Köprüsü'nden geçerken ücret ödediğini bütçe görüşmelerinde dile getirmişti. Köprü ve otoyolların kamulaştırılması çağrısında bulunan Şeker, Anka'ya Ulaştırma Bakanı'nın verdiği cevapta  yalnız ambulansların değil, jandarma, itfaiye, polis, askeri araç gibi bütün kamu araçlarından köprü geçiş ücreti alındığını itiraf ettiğini aktardı. Yeni zamlarla ambulanslar için Osmangazi Köprüsü'nden geçiş ücretinin 295 TL olduğunu söyledi.

ÇÜNKÜ ASLOLAN DİNGİL

Paralı köprülerde, kamu hizmeti gören resmi araçların da tarifedeki parayı ödemek zorunda olduğunu tüm toplumun bilmesi olumlu bir gelişme. Halktan saklanan Yap İşlet Devret uygulama sözleşmelerinde, önceliğin kamu yararı olmadığını gösteren bir kanıt daha.

Daha da somutlaştırmak gerekirse aslolan dingil sayısı. Hangi araçtan ne tutarda ücret alınacağı; araçların gördüğü hizmetin niteliğine veya özel mi kamusal mı olduğuna göre değil, aks (dingil) aralığı, dingil sayısına göre belirleniyor. Bu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü için de böyle, Osmangazi Köprüsü için de. Halktan saklanan bu sözleşmelerin eklerinde, araç tipleri dingillerine göre bir tablo olarak veriliyor, karşılarında da döviz cinsinden ne alınacağı belirtiliyor.

Şeker, bu  sözleşmelerin kamulaştırılmaları gerektiği yönünde CHP'nin artık resmi sayılabilecek tezini bir kez daha dile getirmiş oldu.

GÖRÜŞ AYRILIĞI

Yeri gelmişken bu konuda muhalefet cephesinde yekpare bir fikir birliği olmadığını belirtelim. Geçtiğimiz hafta DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın bir grup gazeteciyle yaptığı sohbet toplantısında yönelttiğim soru ve cevabın altını yeniden çizelim. (Not: sozcu.com.tr'de haber olarak duyurmuştuk)

Babacan'a, Kamu Özel İşbirliği sözleşmelerinin bütçeyi rehin aldığını  ve geri dönüp baktığında Hazine'den sorumlu bakan olduğu dönemde modeli desteklemesi konusunda ne düşündüğünü sordum. Babacan, modelin doğru, uygulamanın yanlış olduğunu, yapılan ihalelerde rekabetin sağlanmadığını söyledi. “Bir defada kamulaştırma” fikrini doğru bulmadıklarını belirtti. “Peki hukuksuzluklar ve kamu yararına aykırı düzenlemeler?” dediğimizde, “Sözleşmeleri, idari, yargısal ve Meclis denetimlerinden geçireceklerini, hukuksuzlukların yine hukuk yoluyla giderilmesi gerektiğini” söyledi. “Ticari sır diye sözleşmelerin bilgisi halktan saklanıyor?” hatırlatmasını yaptık. Bunun üzerine eğer TBMM'de bu konuyu eksene alan bir soruşturma komisyonu kurulursa, mahkeme gibi işlev göreceğini ve belgelerin saklanamayacağını söyledi Babacan. “Gerçekçi davranılmazsa, yatırım ortamında ciddi güvensizlik oluşur” diye eklendi.

★★★

Bütçeyi rehin alan Kamu Özel İşbirliği sözleşmelerine ne olacağı, AKP sonrası dönemin önemli mali başlıklarından biri olacak. Bu sorunun çözümüne bakış, kamu yararına nasıl bakıldığının da anahtarı.

Not: Değerli okurlar, kısa bir ara rica ediyorum.

Loading...