Demokraside birleşmek

Değerli okurlar. Bugün de sıklıkla olduğu gibi yine kamu kaynaklarını ilgilendiren bir altyapı projesiyle ilgili bir yazı yazmaktaydım. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki Yargıtay kararına ilişkin haber üzerine yazıyı son anda değiştirdim.

Hayır, bundan böyle karar ve istikamet değiştirip siyaset yazmaya karar verdiğim için değil. Siyasetin hepimizin hayatı, geleceği, çocuklarımızın hayalleri ve tabii ki kamu kaynaklarıyla kopmaz ilişkisi gerçeğine dikkat çekmek kaçınılmaz olduğu için.

★★★

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Kaftancıoğlu hakkında üç ayrı davada verilmiş kararların 4 yıl 11 ay 20 günlük kısmını onadı. Karar duyulur duyulmaz CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bütün milletvekillerine “derhal” İstanbul'a gitmesi talimatını verdi.

CHP liderinin bu talimatı, sosyal medya hesabından vermesi, mesajın kendisi kadar önemli. Bu tercihi, talimatın muhataplarına hızlı erişim kabiliyetiyle sınırlı görmek yanıltıcı olur. Kılıçdaroğlu'nun “Partimizin tüm milletvekilleri, derhal İstanbul il başkanlığı binamıza doğru yola çıkın” mesajını Twitter üzerinden iletmesi, mecranın yapısından dolayı; seçmenlerine, ülkenin tamamına ve hatta dünyaya bir mesaj olma niteliği taşıyor.  Dahası, Kaftancıoğlu'na hapis cezası verilmesine gerekçe gösterilen eylemlerinin de Twitter mesajları olması meseleye farklı bir boyut katıyor.

★★★

Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, geçen hafta gazeteci İrfan Aktan'a verdiği mülakatta (artigercek.com) “Komplo teorisi olarak söylüyorum ama bu işin varacağı yer açık. Ekrem İmamoğlu'na siyaset yasağı getirip Canan Kaftancıoğlu'nu hapse atacaklar” demişti. Bu satırları okuyan kimse de herhalde, Ahmet Şık'ın “abarttığını” düşünmemişti. Sorun biraz da bu değil mi? Hukuk düzeni ve siyasi iklim bakımından çok uzun bir süredir; dozu sürekli artan öyle olağanüstü bir dönemden geçiyoruz ki, Türkiye'de hiçbir şey hiç kimseye şaşırtıcı ve abartılı gelmiyor. “Bu da olmaz” denilen hemen her şey oluyor. Anayasa'ya aykırı kanunlar, haksız hukuksuz yargılamalar, şiddetle ilişkisi olmamış ancak mesleklerini toplum yararına icra etmeleriyle tanınan kişilerin cezaevine atılması, uluslararası sözleşmelerden tek kararla çıkış, gençlerin nefes alıp eğlenebileceği etkiliklerin yasaklanması, kamu kaynaklarının rekabete kapalı, gizli saklı büyük kamu ihaleleriyle seçilmiş şirketlere transferi.

★★★

Kaftancıoğlu hakkındaki Yargıtay kararının, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan ceza davasını akla getirmesi boşuna değil. İktidar partisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni kaybetmiş olmayı bir türlü hazmedemedi. Kaftancıoğlu'nun bu galibiyetteki mesaisi ve payı da malum. Öte yandan meselenin sadece en büyük metropol belediyesini kaybetmekle sınırlı olmayıp, yönetenin hüküm ve tasarruf altında bulunan kamu kaynaklarını kaybetmekle ilgisi olduğu da ortada.

Kaftancıoğlu hakkındaki karar, bir büyük fotoğrafın parçası. Seçim mevzuatının değiştirilmesini, iktidar partisine yarayacak yeni maddeleri, listesi uzayan yasaklamaları, Anayasal haklara her gün eklenen kısıtlamalar birlikte düşünüldüğünde, -baskın ya da zamanında- seçimi ne olursa olsun kaybetmemeye yönelik bir strateji var bu fotoğrafta.

Fotoğrafın hakiki bir karanlığa dönüşmemesini tek yolu, demokrasi talebinde birleşmekten geçiyor.

Loading...