Ek bütçe yeni vergi demek

Yılın ilk günü, kanunla yürürlüğe giren 2022 bütçesi altı ayda eskidi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM'den ek bütçe yetkisi istiyor. Bu vesileyle, demokrasinin 8 asır geriye giden (1215 Magna Carta Anlaşması) temel dayanağı “bütçe hakkı” nedir bakalım:

Bütçe hakkı ülkeyi yönetenin kafasına göre vergi toplayıp harcama yapamaması, bunun için bir yetkiye ihtiyacı olmasıdır. Bu yetkiyi yasama organı verir. TBMM o yetkiyi verince yani bütçe kanunu çıkarınca -bugün bizim memlekette kağıt üzerinde görünse de -vergi toplama ve bunları harcama yetkisini aslında biz vatandaşlar vermiş oluruz.

Tam da bu nedenle hesap sormaya, yolsuzlukları ihaleleri, partililere akrabalara, onların kamu parasını kendilerine hak gördükleri göz diktikleri için kurduğu  şirketlere aktarılan kamu kaynaklarını sorgulama hakkımız vardır. Hepimizin… O yetkiyi TBMM yani biz işte bunun için veriyoruz!  Bunu durmadan ve durmadan hatırlamak, hatırlatmak zorunludur.

★★★

Hatırlatmanın ardından güncel durumumuza bakalım:

2022 yılı bütçe büyüklüğü 1 trilyon 751 milyar TL'ydi.

Yetmedi. 20 Haziran'da Erdoğan imzasıyla TBMM'ye sunulan ek bütçe ile toplamda 1 trilyon 80 milyar 515 milyon TL daha isteniyor. Bunun 880 milyar 474 milyon TL'si, genel bütçe kapsamındaki kamu ve özel idarelerin bütçelerine eklenecek. 200 milyar 40 milyon TL'si de, kamu kuruluşlarının personel giderleri, SGK prim giderlerine dair ödeneklerin yüzde 40.5 oranında artırılmasından oluşacak. (Ayrıca bir de Cumhurbaşkanı ödeneği de yüzde 20.2 oranında artırılıyor.)

Böylece 2022 yılı 2 trilyon 831 milyar TL'yi aşmış olacak.

GEREKÇE GAYET STERİL

Ek bütçe ihtiyacına gerekçe olarak ne gösteriliyor biliyor musunuz?

Dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik ve jeopolitik gelişmeler sonucu genel fiyatlar seviyesinde önemli artışların meydana gelmesi.

Gayet steril bir açıklama. Kötü politikaların, faiz inadının, hesabı sorulmayan yolsuzlukların sorumluluğuna üstlenme ve özeleştirinin olmayışı yakışır. Ek ödenek ihtiyacının nerelerde kullanılacağı, “genel gerekçe”de uzun bir liste halinde sıralanmış. İlk sırada BOTAŞ'a yapılan kaynak transferi gösteriliyor. Bunun de gerekçesi, doğalgaz ve elektrik fiyatlarında yaşanan maliyet artışlarını vatandaşa yansıtmamakmış. (Yansıtılmayan kısım bu ise yansıtılsa ne olurdu diye düşünüyoruz.)

KUR KORUMA İÇİN 40 MİLYAR TL

İktidarın TL tasarrufu teşvik için çıkardığı, ancak Hazine'den parası olanlara transfer anlamına geldiği için eleştirilen Kur Korumalı Mevduat (KKM), ek bütçede kendisine yer buldu. Daha doğrusu “dayanak” demek belki daha doğru. Zira, son olarak 21.1 milyar TL olarak açıklanan bu “icad”ın yasal dayanağı bulunmuyordu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı için ayrılan ek ödenek listesinde KKM için 40 milyar TL ayrıldığı görülüyor. (Bu ödenek, Mevduat ve Katılma Hesaplarının Kur Artışlarına Karşı Korunmasına İlişkin Giderler başlığı altında düzenlendi.) Yanı sıra “görevlendirme giderleri” başlığı altında BOTAŞ ile EÜAŞ'a 14.5 milyar TL ayrıldı. Yakın zamana kadar adı “görev zararı” olan bu kalemin içeriği değişmedi. Ancak bununla sınırlı değil.

BOTAŞ İLE TTK'YA 120 MİLYAR TL

KİT Sermaye Transferleri” başlığı altında BOTAŞ ile Türkiye Taş Kömürü Kurumu için 120 milyar 490 milyon TL, TCDD için 8 milyar 353 milyon TL, TMO, Çaykur, TİGEM, ESK ve Türkşeker için 8 milyar 751 milyon TL ayrıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine ek bütçe ile konulan yeni ödenekler arasında Türkiye Maarif Vakfı'na 482.5 milyon TL dikkat çekiyor. Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye Maarif Vakfı'na Milli Eğitim bütçesinden 1.8 milyar TL ayrılmasına karar vermiş, bu karar Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.

★★★

Ek bütçe ile konulan yeni ödeneklerin büyük tutarlı olanları paylaştım. Tamamını alt alta topladığınızda yazının girişinde belirttiğim toplam 1 trilyon 80 milyar TL'ye ulaşıyor. Peki bu yeni harcamalar nereden karşılanacak?

Tabii ki yeni vergilerle. Ek bütçenin TBMM'de kabulü bundan sonra yeni vergilerle, yeni zamlarla karşılaşmamız anlamına gelecek.

Unutmayın, bütçe yetkisini TBMM yani biz veriyoruz.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan Sayıştay'a “açık aramayın” dese de hesap sormak, başta TBMM (yani biz) adına görev yapan Sayıştay olmak üzere hepimize hem hak hem ödevdir.

Loading...