Özenli olması gereken Diyanet’tir

Malumunuz, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun “Ticarette kâr haddi var mı?” sorusu üzerine verdiği fetva çok tartışıldı.

Öncelikle çok tartışılan, gündem belirleyen bu haberi yazan Cumhuriyet muhabiri Sefa Uyar'ı tebrik edip hakkını teslim edeyim.

Aslında fetvada fiyatların piyasada oluştuğu vurgulanarak İslam ekonomisinin serbest piyasa fikri üzerine kurulduğu anlatılıyor.

Ancak diğer taraftan da Hz. Muhammed'in “Fiyatları tayin eden, darlık ve bolluk veren Allah'tır” hadisine yer veriliyor.

Hadisi araştırdım. “İslam'da fiyatlandırma” konusuna ilişkin birçok akademik makalede rastladım. 1994 tarihli İslami Sosyal Bilimler Dergisi'nin 2. sayısının 2. cildinde hadis şöyle nakledilmiş:

“Şüphe yok ki fiyatı tayin eden (az vererek) kısan, (çoğaltarak) yayan, rızıklandıran ancak Allah'tır. Kıyamet gününde, can ve mal hususunda bir haksızlık dolayısıyla bana karşı bir iddiada bulunulmamasını arzularım.”

★★★

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir fetvasında bir hadis aktarmasından daha doğal bir durum olamaz.

O halde yanıtını bulmamız gereken soru şudur:

Peki halk o soruya verilen bu yanıta neden bu kadar tepki gösterdi?

Ben okuduğum eleştirilerden yola çıkarak şu yanıtı buldum:

Sorulan soruya verilen yanıtın ilk bölümünde “İslam dini, alım satım akitlerinde kesin bir kâr haddi koymaz, bunu piyasa şartlarına bırakır” görüşü savunuluyor. Ardından da “Fiyatları tayin eden Allah'tır” hadisi aktarılıyor. Bu tam bir çelişkidir.

Fetvayı hazırlayana sormak isterim: Hangisi doğrudur?

Fiyatları piyasa mı belirler Allah mı tayin eder?

★★★

Diyanet İşleri Başkanlığı bu fetva üzerine yapılan eleştirilere yanıt verirken, hadisin söylendiği koşulları anımsatıp, fetvayı daha anlaşılır hale getirmiş. Buna saygı duyarım.

Ancak açıklamanın sonunda, “Bu konuda yazan, konuşan, yorum yapan herkesi son derece özenli ve dikkatli olmaya davet ediyoruz” denilmiş.

Sayın Diyanet İşleri Başkanı'nın unutmaması gereken şudur:

İnsanların bu fetvadan yola çıkarak eleştirdiği, dalga geçtiği hadis değildir.

Eleştirilen, “piyasa belirler” ve “Allah tayin eder” gibi birbiriyle çelişen iki yaklaşımın aynı fetvada yer almasıdır.

Eleştirilen, ekonomik kriz ve astronomik fiyatların, iktidarın beceriksiz ekonomik politikalarından kaynaklandığı gerçeği ortadayken, Diyanet'in bu fiyatları ve ekonomik krizi Allah'a havale edip iktidarı temize çıkarma çabasıdır.

Eleştirilen dini siyasi iktidarın konfor alanını genişletmek için kullanma çabasıdır.

Eleştirilen, Diyanet'in Anayasa'nın değişmez ilkesi olan laikliği takmamasıdır.

★★★

Cumhuriyet'in en önemli kurumlarından biri olan Diyanet'in temel görevlerinden biri de insanların kutsallarını günlük siyasettin olumsuz etkilerinden uzak tutmaktır.

Yapılması gereken şey dini değerlerin, kutsalların iktidarı koruma çabasına alet edilmesine son vermektir.

Ez cümle, bu olayda asıl özen göstermesi gereken, o fetvayı eleştirenler değil o şekilde hazırlayıp kamuoyuna duyuranlardır.

Yani asıl özen göstermesi gereken Diyanet İşleri Başkanlığı'dır.

“Güç zehirlenmesi”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bir televizyon programında Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi lideri Ali Babacan'la ilgili bir soruyu yanıtlarken “Onlar nasıl bir ihanet içinde olduklarını kendileri düşünmelidir. Onlar o makamlara layık oldukları için gelmediler, getirildiler” dedi.

Erdoğan, ilk bölümde iki siyasetçiyi ihanetle suçluyor. Herkes, haliyle, başlangıçta bu bölüme takıldı. Oysa iktidarın son zamanlardaki kutuplaştırıcı siyaset üslubunun rutin klişelerinden biriydi başkalarını hainlikle, ihanetle suçlamak.

Ben Erdoğan'ın konuşmasında en çok ikinci bölüme taktım. Bir siyasetçinin başka siyasetçilerin varlığını milletin iradesine değil kendi iradesine bağlamaya başlaması, siyasetin geldiği nokta açısından çok üzücüdür. Bir siyasi liderin başka siyasetçiler için kullandığı “(millet değil, kendileri değil) ben getirdim” yaklaşımı, aynı zamanda bir “güç zehirlenmesi” göstergesidir.

Bu durumun tek panzehiri de demokrasidir, milli iradedir.

Ülkemizde millet iradesine saygı duyan bir siyaset anlayışının en kısa zamanda yeniden hâkim olmasını diliyorum.

Loading...