Devrim Demirel
Devrim Demirel

Basketbol yaşıyor

“Türkiye’de hiç görülmemiş, örnek olması gereken, küçük adımlarla ilerledikleri bir organizasyon yapıları var. Bu proje tutarsa, tüm Türkiye’ye, Türk basketboluna örnek olacak.”

Bu ifadeleri geçen yıl eylülde yazdığım yazıda kullanmıştım. Bu proje, bugün örnek olacak noktaya geldi. Çok zor bir işi başardılar. Basketbolda başarının parayla değil düzenle geleceğini yine kanıtladılar. Bazı büyüklere ders verip EuroLeague’in kapısına dayandılar!

Bütçesi sadece 1 milyon Euro olan bir takımla; 6-7 oyunculu rotasyonla; Onuralp adında bir Türk oyuncunun var olduğunu göstererek; en skorerleri Freeman’ı CSKA’ya göndermelerine rağmen; çok tecrübesiz oldukları bir kulvarda “Bursa’nın değil, Türkiye’nin takımı” unvanıyla gövde gösterisi yaptılar.

Bu süreçte ‘coaching’in çok önemli olduğunu kanıtlayan kişiyi atlamayalım: Dusan Alimpijevic. Yaşıtları parkedeyken kenarda oturan, Sırp ekolünden yetişen, Kızıl Yıldız ile EuroLeague deneyimi yaşayan 36 yaşındaki koç; asla geri atmayan, ne zaman ve nasıl savunma-hücum yapılması gerektiğini bilen oyunculardan oluşturduğu takımla harikalar yaratıyor.

Çok zorlu final yolculuğunu Bologna’da noktalayacaklar. Sırp, Sloven, İspanyol derken Avrupa’nın bir başka basketbol ekolünün, İtalya’nın temsilcisi olacak karşılarında. Kazansalar da kaybetseler de ‘yılın takımı’ unvanını hak ettiler.

Bundan sonra daha zorlu bir süreç bekliyor camiayı… Hem çıtayı yükselttiler, hem de EuroLeague gibi basketbolun NBA’den sonraki en güçlü organizasyonuna katılmaya karar verirlerse, bütçelerini katlamak zorundalar. Karar aşaması, parkedeki mücadele kadar zor olacak!

Alkışlar Frutti Extra Bursaspor’a…

Okul kültüründen çıkıp kulüp kültürüne kavuşan iki önemli oluşum var Türk basketbolunda: Galatasaray ve Darüşşafaka. Listeye yenisi eklendi.

Kuruluş sonrası çalkantılı geçen tecrübe kazanma sürecini atlatıp, hep bahsettiğimiz düzeni oturttuktan sonra, koç tercihlerini de iyi yaparak Türkiye’ye bir Avrupa kupası kazandırdılar. Belki de en önemlisi; çocuklara ve gençlere, Türkiye’nin en kötü yönetilen branşının hala hayatta olduğunu gösterdiler!

Alkışlar Bahçeşehir Koleji’ne…

Şaşırtmadılar…

Türk basketbolun lokomotifi olduklarını bir kez daha kanıtladılar. Hiç boş salonda oynamadılar. Ayakkabı-parke bütünleşmesinin sesini sevenlere, bilenlere; bu ülkede basketbolun bitmediğini gösterdiler.

Olimpia Milano ile oynadıkları serinin maçları bambaşka seviyedeydi. İki kaliteli kadroyu yöneten Ergin Ataman ile Ettore Messina’nın karşılıklı hamleleri, ders niteliğindeydi. Kulübün gelmiş geçmiş en iyi oyuncu grubu, rotasından sapmadı; istikrarını koruyup bir kez daha Final Four’un yolunu tuttu.

Belgrad’da bir kez daha şampiyonluk kovalarken; EuroLeague döneminde Maccabi ve Olympiacos’tan sonra “Avrupa’nın en büyüğü” unvanını koruyan üçüncü takım olmaya çalışacaklar.

Alkışlar Anadolu Efes’e…

Loading...