Apayrı bir dünya: Cezaevleri

Sevgili okurlarım dışarıda olan bizlerin cezaevlerinde yatmakta olanların halinden anlaması epeyce zor!…

Oralar başka bir dünya.

Cezaevlerinde her şey kısıtlı, kurallar katı, her şey zorunlu.

İsteklerinizi cezaevi yönetimlerine sözlü olarak bildirmeniz hiçbir zaman söz konusu değil.

En basit bir isteğiniz için bile cezaevi yönetimine dilekçeyle başvurup izin ve onay istemek zorundasınız.

Katı kurallar her konuda geçerli.

İzin verilmediği takdirde infaz hakimliğine başvurma hakkınız var ama çoğu zaman sonuç değişmiyor.

★★★

İrili ufaklı cezaevlerinde koğuş sistemi var. Fakat koğuş ağalığı falan yıllar öncesinde kalmış bir şehir efsanesi…

Koğuşlar küçük, kalabalık büyük!

Bütün cezaevlerinde kantin var.

Ancak içeriye para sokulmuyor. Paralı mahkûmların diğerleri üzerinde şu veya bu biçimde üstünlük kurması da bu nedenle mümkün olmuyor.

Paralar belli bir rakamı aşmamak kaydıyla haftalık olarak cezaevi yönetimine aileler tarafından teslim ediliyor ve mahkûmların bireysel kantin harcamaları o yolla sağlanıyor.

Kantinlerde çok sayıda çeşit var.

Diş macunundan peynire, yağdan deterjana kadar pek çok mal piyasadan biraz daha düşük fiyatla satılıyor.

Listedeki isteklerin koğuşlara ve odalara dağıtımı haftanın belli günlerinde çilekeş infaz koruma memurları tarafından yapılıp mahkuma elden teslim ediliyor. Yani kantine gidip doğrudan alışveriş yapmak gibi bir durum kesinlikle yok.

★★★

Koğuşlar dar ve küçük…

Ve hemen hepsi tıklım tıklım dolu.

Koğuşların durumu gerçek anlamda bir felaket.

Yaşanacak gibi değil.

Örneğin 14 kişilik koğuşta 32 kişi kalıyor. Yer olmadığı için çoğu mahkûm yere serilen yataklarda yatmak zorunda.

Bu kadar insanın kaldığı yerde sadece bir veya iki tuvalet var.

Üstelik her cezaevinde koğuşlarda sigara içiliyor.

Sigara içmeyenler için ayrılan koğuşlar hemen hiçbir cezaevinde yok.

Bu işin sıkıntısını ise sigara içmeyenler çekiyor. Koğuşlar, özellikle dış kapılar akşam saatlerinde kilitlendiği andan başlayarak duman altı vaziyete bürünüyor.

Havalanma saatleri kesinlikle yetersiz…

Mahkûmların temiz hava almaları, biraz olsun idman yapmaları çok zor.

★★★

Bugüne kadar cezaevlerinden (abartmadan söylüyorum) yüzlerce mektup aldım ve alıyorum. Bazıları da parasını ödemek koşuluyla PTT yoluyla faks çekiyor.

Bunlara yanıt verme olasılığım sıfır!

Tomarla biriken bu cezaevi belgelerini tarih sırasına göre saklayıp biriktiriyorum da, ne yapacağımı doğrusunu isterseniz bilemiyorum.

Atsan atılmaz satsan satılmaz!

Güvenilir birileri karşınıza çıkacak ki veresiniz…Kitap olsun, doktora tezi olsun.
Bu konuyu burada birkaç kez yazmıştım ama ne yazık ki değerlendirmek isteyen bir gazeteci, ya da araştırmacı çıkmadı.

Oysa o mektuplarda ne hikayeler, ne acı gerçekler ve hatta kara mizahlar var.

★★★

Bir diğer önemli konu, mahkûmların (bilerek ya da bilmeyerek) ailelerinden uzak cezaevlerine gönderilmesi.

Örnek vermek gerekirse ailesi Erzurum'da, kendisi Edirne cezaevinde.

Üstelik bunların çoğu fakir fukara, maddi gücü olmayan aileler.

Yakınlarını nasıl ziyaret edecekler?

Bir diğer yakınma konusu da açık görüş saatlerinin son derece kısıtlı olması.

★★★

Bu konuda bir şey dikkatimi özellikle çekiyor…

Gönderilen eleştiri mektupları benim görebildiğim kadarıyla cezaevi yönetimleri tarafından sansür edilmiyor.

Ama gelen her mektubun üzerinde ve bütün sayfalarında yönetim tarafından basılan “Görülmüştür, okunmuştur” damgası yer alıyor.

★★★

İster tutuklu olsun ister hükümlü, çoğu kimse mahkemelerde haksızlığa uğradığını iddia ediyor.

Bazıları suçunu itiraf ediyor.

“Uyuşturucudan yatıyorum” diyenlerle birlikte Fetö'den yattığı anlaşılanların sayısı hiç de az değil,

“Yemeklerimiz yetersiz, aç kalıyoruz” diyen bir mektup bugüne kadar almadım.

Tutuklu ve hükümlülerin karnı, devletin verdiği o kısıtlı ödenekle doyuyor. Sanırım kişi başına günde 18 lira…

Ve bu kadarcık parayla iyi kötü üç öğün yemek çıkıyor.

Kalitesi ayrı da, öğle ve akşam yemekleri üç çeşitten oluşuyor.

★★★

Kitap okuma olayına gelince…

Yine anlayabildiğim kadarıyla Adalet Bakanlığı ve cezaevi yönetimleri bu konunun üstesinden yerince gelemiyor.

Mahkûmun, istediği kitaplara cezaevi kütüphaneleri yoluyla ulaşabilmesi çok zor. Üstelik içeriye aileler tarafından kitap getirilmesi de bir sürü engelleyici kurallara bağlı.

Siyasi kitaplara çoğu zaman izin verilmiyor.

Anladığım kadarıyla gazeteler konusunda sıkıntı yok. Gazeteler düzenli geliyor.

En çok okunan gazete Sözcü.

İçeride bazı kurslar açılıyor, en yoğun olan ve katılımı yönetim tarafından teşvik edilen Kuran kursları.

★★★

Hükümlü veya tutuklusunuz…

Sizden elektrik parası alınıyor!

Eğer varsa küçük buzdolabı, televizyon, su ısıtıcısı ve tepenizde yanan ampul!

Bunlar için elektrik parası ödüyorsunuz.

Yemek parası da cabası!

★★★

Cezaevleri apayrı bir dünya.

O dünyada hiçbir özgürlüğe yer yok.

Daha yazılması gereken çok şey var ama…

Loading...