80’li yaşlar!

Bu pazar, değişik bir konudan bahsediyorum. İnsan 80'li yaşlara gelince ne yapar? Hayata küser mi, her şeye boş verir mi? Kalan zamanının kısaldığını düşünerek üzülür mü?

Benim, uzun yıllar önce beraber çalıştığım, çok sevdiğim değerli arkadaşım Melih Aşık, usta kalemiyle 80'li yaşları bakınız nasıl anlatıyor? Ben ilginç buldum. Okuyalım:

★★★

“Bizim nesil 80 yaş çıtasını ya aştı, ya aşmak üzere…

Kimi dostlar artık demir alıyor zamandan… Kimileri umut ve gayretle asılıyor hayata…

Gençler günün birinde 80 yaşını göreceğini pek düşünmez…

Gençliğin penceresinden bakınca hem uzak, hem yolun sonu gibi görünür 80'li yaşlar…

Oysa uzaktan göründüğü gibi değildir hiçbir şey…

Göz çevrende gülümsemenin bıraktığı çizgilerle birlikte gülümseyip geçtiğin çok şey de oluyor.

Saçlarını daha kısa tutuyor ama günlerini daha uzun yaşıyorsun…

Evet, eski enerjin yok belki ama zaten buna gerek de duymuyorsun.

Dostlarınla içtiğin kahveler, yerini tek başına içtiğin kahvelere bırakıyor. Kimseler duymasın ama sen bundan daha keyif alıyorsun.

Önceden dinlediğin şarkılar çok tempolu geliyor…

Sonra ‘Günün minesi soldu' diyen şarkılar daha iyi geliyor.

Keşkeler yerini sağlık olsunlara, öfkeler yerini, huzura bırakıyor.

İnsanları olduğu gibi kabul etmeyi, edemediklerini de oldukları yerde bırakmayı öğreniyorsun.

Seni sevenlerle bitirmek istiyorsun gününü kısaca…

Zaman daraldıkça bir telaş düşüyor yani insana, daha fazla geç kalmak istemiyor yaşamaya… Sabahları daha çok özlüyor, havayı daha bir lezzetle çekiyorsun içine…

İnsanın doğası gereği… Öleceğini de hiç düşünmüyorsun. Dünyaya yeni gelmiş gibisin. Hayat seni bırakmıyor.”

★★★

Melih Aşık'ın “80'li yaşlar” yazısı aklıma, 7 yıl önce kaybettiğimiz Prof. Dr. Sedat Katırcıoğlu'nu getirdi.

O da Melih Aşık gibi “İnsan öleceğini düşünmez” derdi…

Türkiye'nin yetiştirdiği efsane hekimlerden biri olan Sedat Hoca benim çok iyi bir dostumdu…

Büyük bir doktor olduğu kadar, mütevazı, hayat dolu, muhteşem bir insan olan Prof. Sedat Katırcıoğlu, 80 yaşını geçtiği günlerden birinde eşim Emel ile bana aynen şöyle söylemişti:

“İnsan öleceğini bilir ama öleceğine inanmaz… Hayat her yaşta, 80'inde de çok güzel…”

Sedat Hoca'nın “İnsan öleceğini bilir ama öleceğine inanmaz” cümlesi bizim hiçbir zaman unutmayacağız sözlerden biri oldu.

O büyük insanı 2015 yılında 85 yaşında kaybettik. Şimdi, Sedat Hoca'nın öz oğlu kadar sevdiği damadı Prof. Dr. Osman Gümrü ile onu sık sık rahmetle anıyoruz. Nur içinde yatsın.

TEBESSÜM

Baba deve ve yavrusu…

Doğru Parti Genel Başkanı Rifat Serdaroğlu'ndan bir fıkra:

Deve yavrusu (köşek) babasına sormuş:

“Babacığım, ben neyim?”

Babası yanıtlamış:

“Sen benim yavrumsun. Büyüyünce sen de benim gibi deve olacaksın oğlum.”

Deve yavrusu yine sormuş:

“Babacığım bizim ayaklarımız neden böyle kocaman?”

Baba deve “Çölde kolay yürümek için yavrucuğum” demiş.

Deve yavrusu tekrar sormuş:

“Peki, kirpiklerimiz neden böyle çok ve oldukça uzun?”

Baba deve cevaplamış:

“Eğer kirpiklerimiz uzun olmasaydı çöldeki fırtınalarda gözlerimize kum dolardı.”

Deve yavrusu daha büyük bir merakla sormaya devam etmiş:

“Tamam da babacığım, o zaman biz niçin çölde değil de hayvanat bahçesindeyiz?”

Baba deve başını sallamış:

“Ee oğlum, dünyada insanlar da var. Bazıları kendilerinin ne olduklarını bilmezler! İşte onlar gibiler bizi buraya kapatanlardır!”

Maalesef, dünya hapishane gibi oldu. O kendini bilmeyen insanlar, yalnız deve ile yavrusuna ve tüm hayvanlara değil, kendi cinsine, insanoğluna da dünyayı zindan ediyorlar!

GÜNÜN SÖZÜ

Bir milletin büyüklüğü çokluğuyla değil, insan kalitesiyle belli olur!

 

Loading...