Yağma sofrası!

İYİ Parti lideri Meral Akşener, Kırklareli'nde kendisini büyük bir coşku ile karşılayan kalabalığa seslenerek:

“5 maaş, 10 maaş, 15 maaş alan danışmanların bulunduğu bir ülkede bu düzen bir harami düzenidir. Bu harami düzenini el ele verip, helâl oylarınızla, demokrasiyle, hep birlikte sandıkta yıkacağız. Yaptıkları yanlarında kâr kalmayacak, merak etmeyin” dedi.

Meral Akşener'i dinleyen heyecanlı kalabalık coştu, ortalık alkışlarla çınladı.

★★★

“Harami” kelimesi Arapça'dan Türkçe'ye geçmiştir. “Haydut, eşkıya” anlamına gelir.

Meral Akşener'in halka hitabı bize, 110 yıllık tarihi olan önemli bir şiiri hatırlattı.

1867-1915 yılları arasında yaşayan büyük şair Tevfik Fikret'in Osmanlı Devleti'nin son döneminde yazığı “Han-ı Yağma” (Yağma Softası) adlı ünlü şiiri, aradan bir asırdan fazla zaman geçtiği halde tazeliğini koruyor.

Tevfik Fikret'in şiiri yazdığı yıllarda Osmanlı Devleti tarihinin en acı günlerini yaşıyor, millet yoksulluk içinde kıvranıyordu.

Tevfik Fikret'in, dönemin muktedirlerini eleştiren şiirinin temelindeki genel mecaz, hayali bir yağma sofrası etrafında, devrin önemli kişilerinin ve nüfuzlu soyguncuların milleti gırtlağına kadar yolup sömürmeleridir.

Sait Maden'in bugünün Türkçe'sine uyarladığı uzun şiirin bir bölümü şöyledir:

★★★

Bu memleket efendiler, satılmak üzere hazır,

Huzurunuzda titreyen şu millet sapır sapır,

Şu ıstıraplı milletten (ki, ölmekte ağır ağır)

Bütün hayatıdır, satın çekinmeden şakır şakır.

Evet bütün sizin ne varsa yoksa, vay ki vay,

Hesap, nesep, şeref, şataf, düğün, konak, saray,

Sizin efendiler, bu gök, bu deniz, bu yıldız, bu ay,

Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay.

Bu hortumun gelir sonu, kapıştırın giderayak,

Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak,

Bugün söğüşlemek kolay, hazır bütün köşe bucak,

Alıp satın, kapıp satın avuç avuç, kucak kucak.

Satın efendiler satın, bütün memleket sizin,

Haraç-mezat satın hemen gerekmiyor izin-mizin.

Türk futbolunu öldürüyorlar!

Lig maçları bu hafta başlıyor.

Yine yabancı futbolcularla dolu maçları izlemek zorundayız. Bir takımda 14 yabancı futbolcuya izin var. Bu 14 futbolcudan 8'i aynı anda oynayabiliyor. Yani, 3 Türk futbolcuya karşı 8 yabancı futbolcu…

Birçok yakınımdan şu mealde eleştiriler duydum:

“Yabancı futbolcu sayısı aşırı fazla… Bu bir fincan kahveye 8 tane şeker atmaya benziyor. O kahve içilir mi? Bizim futbolumuz da böyle… Biz, Avrupa'da hep nal toplamaya mahkûmuz, çünkü sığ düşünceli yöneticiler Türkiye'de futbolcu yetiştiremiyor.”

Türkiye liglerinde yabancı futbolcuların çokluğunu eleştirenlerden biri de eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk… Bana gönderdiği mesajda özetle şöyle diyor:

“Yabancı futbolcu konusunda hatalı uygulamayı sürdüren Türkiye Futbol Federasyonu, Türk futbolunu yabancılarla mı geliştirmek, futbolu yabancı oyuncularla mı yurt sathına yaymak istiyor? Federasyon, yasal görevlerini böyle mi yerine getirecek? Başta sporseverler olmak üzere, Türk halkı bu soruların cevaplarını bekliyor.”

Hikmet Sami Türk haklıdır. Ben de aynen öyle düşünüyorum. Vizyonu dar yönetim kadrosu Türk futbolunu öldürüyor!

TEBESSÜM

Zengin ve fakir…

Temel ve arkadaşı Dursun bir danışmanlık bürosu açmışlar… Hem zenginlere, hem fakirlere yapacakları yatırım konusunda tavsiyelerde bulunuyorlarmış.

Zenginler için yatırım araçları:

Altın, Döviz, Ev-arsa, Borsa ve Kur Korumalı Mevduat Hesabı.

Fakirler için yatırım araçları:

Ahret, Cennet, Huriler ve Sabır-Sabır!

GÜNÜN SÖZÜ

Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır!

Loading...