Ruhat Mengi
Ruhat Mengi

Hilafet de gelmez saltanat da bunu herkes aklından çıkarsın

ÜNLÜ TARİHÇİ PROF. DR. İLBER ORTAYLI GÜNDEMİ SÖZCÜ'YE DEĞERLENDİRDİ…

Ortaylı, “Hilafet geri gelmez, çünkü kristal gibidir, kırılır gider. Hilafet zaten 20'nci yüzyılla birlikte işlevini yitirmiş bir kurum olduğu için kaldırılması Cumhuriyet'in iç ve dış politikasını önemli bir şekilde etkilemedi” dedi

Türkiye'nin devam eden iç ve dış sorunları; Irak'ta Suriye'de verdiğimiz şehitler, ABD ve Yunanistan'la Ege'de artan gerginlik, Suudi Arabistan Prensi Selman'ın, İngiliz, İsrail Dışişleri Bakanı ve ABD Hazine Bakanı'nın Türkiye ziyaretleri, Osmanlı ile bugünkü bazı olayların karşılaştırması, en değerli koylarımızın, zeytinliklerimizin “sit alanı olmasını da dinlemeden” imara açmalarını nasıl önleyebiliriz ve daha birçok konuyu ünlü tarihçimiz, Türk Tarih Kurumu Şeref Üyesi Prof. Dr. Sayın İlber Ortaylı ile konuştum. Kendi hayatını anlatan ve bu arada birçok ülke, birçok farklı konu hakkında bilgiler veren son kitabı Zaman Kaybolmaz'ı imzalattıktan sonra söyleşimize başladık.

Prof. Dr. İlber Ortaylı Ankara Üniversitesi, Chicago Üniversitesi, Galatasaray, Bilkent, MEF üniversitelerinde öğretim üyesi olarak görev yapmış, 7 yıl Topkapı Sarayı Müze Başkanı görevinde bulunmuştur. Televizyon programları da yapan Ortaylı Osmanlı tarihi ve Türkiye'nin yakın tarihi hakkında derin birikime sahip bir bilim insanıdır, sayılamayacak kadar çok kitabı, yurt içi ve yurt dışından birçok ödülü vardır…

‘HERKES ABDÜLHAMİT OLAMAZ'

 Sayın Ortaylı, Yakın Tarihin Gerçekleri kitabınızda “Cumhuriyetin Osmanlı'yı reddetmediği” de anlatılıyor. Oysa iktidar partisi hep Cumhuriyetçilerin Osmanlı'yı reddettiğini öne sürdü, hala Osmanlı'yı yaşatma isteğini de görüyoruz. 2023'te “davamız” dedikleri davanın hilafeti, sultanlık rejimini geri getirmek olduğunu iddia edenler var. Bu mümkün mü?

19'uncu yüzyılda Sultan Abdülmecit, Sultan Abdülaziz döneminde sultan hükümetin gerisinde kalmıştır, Abdülhamit Babıali'yi bastırmıştır. Abdülhamit'i sevmek başka bir şey, onun şartlarına sahip olmak başka bir şey, bu çok önemli, belirli vasıfları, nitelikleri var, herkes Abdülhamit olamaz. Abdülhamit kozmopolit bir imparatorluğun başında, onu tanıyor ve gereklerini yerine getiriyor. Diğer tarafta bazı noksanları var, donanma çok ihmal edilmiş, geriye hiçbir şey kalmamış. İkincisi sansür meselesi, o iyi bir şey değil. Sen sansürle asıl ayaklanan ve İmparatorluğa karşı kastı olan azınlıklara bir şey yapamıyorsun. Yayın organları dışarda, basılıyor geliyor. Cumhuriyet'te Osmanlı'yı reddetme durumu söz konusu değildir. Bugün Türkiye, askeri bakımdan birçok Avrupa ülkesinin önündedir.

 Yunanistan'ın bu cesareti ne o zaman?

Yunanistan'ın cesareti yukardan Amerika'dan geliyor, gidip oradan alkış alınca “Ay ne güzel alkışlandık” diyor, Amerikalılar zaten alkışlayacak adam arıyor, çünkü her yerde kendilerine hakaret ediliyor.

 Neden Amerika Yunanistan'la bu kadar yakınlaştı, derdi nedir?

Çünkü Yunanistan Batı'nın, Avrupa'nın ileri karakoludur, onu her zaman bilmek ve çok büyük bir kışkırtma olmadığı sürece çok dikkatli politika izlemek lazım. Yunanistan'ın stratejisi çok uygun, Batılılar kendilerini Yunan medeniyetine bağlamakta çok ileriler ve iddialılar. Oysa Batı'nın Yunancaya  geçişi çok sonradır. Yunanistan ortaçağdan beri gemici, bu bölgeyi kontrol ediyor. Balkan Hristiyanları ister istemez kendilerini Helen dünyasına bağlıyorlar ve Amerika için Yunanistan budur. Yani geniş adalara, İyonya denizine ve Ege'ye hükmeden bir bağlantıdır. Şark hakimiyetini Türklere bırakmak istemez.

‘SONUNDA BİRİLERİ SUÇLANACAK'

 Bugün medyada en çok sorulan soru “Amerika ne yapmak istiyor, Yunanistan'la Türkiye'yi kapıştırmak mı istiyor” sorusu…

Kapıştırır tabii, petrol yüzünden. Çok önemli, Ege'de petrol rezervi olduğunu zannettikleri için Amerika da işin içine girdi. Bu kapışmanın sonunda birileri suçlanacak, Doğu Akdeniz'de kim kaybederse o suçlu olacak, düşecek aşağı ama Yunanistan'a çok şey kaybettirmezler, bıraktığı yerleri bile geri verirler ona.

‘TÜRKİYE 3 MİL'DE ISRARCI OLMALI'

 Yunanistan şu anda bir sataşma içinde Türkiye'ye, bunun ne yararı var kendisine?

Çünkü öyle isteniyor. Ege'de Meis burnumuzun dibinde, yüzerek gidebilirsin, adamlar kıta sahanlığını 12 mile çıkarmak istiyor, Türkiye 3 mil konusunda ısrarcı olmalıdır.

 İlk soruma dönecek olursak, sosyal medyada da birilerinin çıkıp hilafetin geri geleceğinden söz ettiği görüldü, bugünkü rejim sultanlık rejimine benziyor, hilafeti geri getirmek de denenebilir mi?

Hilafet geri gelmez, çünkü hilafet Bohemia kristali gibidir, kırılır, gider. Kırıldığı yerden onu bir daha bitiştiremezsin, eski görünümü kaybolur. Porseleni bağlarsın, tınısı gider ama kristali hiç bağlayamazsın. Hilafet kurumu zaten 20'nci yüzyılla birlikte işlevini yitirmiş bir kurum olduğu için kaldırılması Cumhuriyet'in iç ve dış politikasını önemli bir şekilde etkilemedi. Bundan sonra saltanat da gelmez, hilafet de gelmez, bunu herkes aklından çıkarsın.

NEBATİ FELAKETİN ÜZERİNE OTURDU ZATEN

 İktidarın Osmanlı hayranlığı var ama Osmanlı'da var olan üretimi taklit etmediler. Türkiye üretmiyor, her şeyi dışardan aldığı için de iki yakası bir araya gelmedi.

Yapamadı, yeni ekonomi politikası olmadı, kadrolarını iyi kuramadı, rekabeti kaldırdı, rekabetin kalkması çok kötü, “Ben bu işleri şu kişilere vereceğim dersen” ve verirsen böyle olur işte. Bakan Nebati maliyecilerin belki en kötüsü değil ama onunla alay edenler sadece muhalifler mi, kendi partisindekiler de alay ediyor, sonra da adamı oraya koyuyorlar, bu dürüst bir davranış mı? Yani sen birini “Bu benim bakanım” diye koyuyorsun, bırak muhalifleri kendi adamların en başta onu iğneliyorlar ve ben bunu çok ayıp buluyorum.

Nureddin Nebati

 Ama geldiği günden beri ekonomi giderek daha beter olmadı mı?

Batmış ekonomi, adam geldiği gün felaketin üstüne oturmuş zaten, farkında değil, o başka. Kaç lirayla devraldılar, neredeyse dolarla TL eşitti, değil mi, 20 yılda geldiğimiz yer belli, Nebati'yi mi bekliyordu o yani. Her memlekette az bulunan iki cins adam vardır; birisi hariciye memurlarıdır, en önemlisi de maliye memurlarıdır. Hitler bile Almanya ekonomisi batık olduğu için kendisine önerilen maliyecinin bütün şartlarını kabul etmiştir. “Emirleri sizden alırım, muavinim Yahudi'dir” dediğinde bile sesini çıkarmamıştır. Her memlekette bunların sayısı çok azdır. Kıymetini bilmediğiniz zaman böyle başınız dertten kurtulmaz.

Seçilecek cumhurbaşkanı isterse ona danışmanlık yaparız

 Cumhurbaşkanı adaylığı en çok konuşulan konulardan biri ve 6'lı masadan “Muhalefet, siyaset dışı bir aday gösterebilir” görüşü de çıktı. Siyaset dışı aday denince sizin adınız da dillendirildi, ben de birçok kişiden, özellikle gençlerden duydum, teklif edilse kabul eder misiniz?

Altılı masadan kendilerinin görüş birliğine varacağı bir aday çıkacağı konusunda şüphem var. Bazı konularda iyi bir birleşme, mesela seçim güvenliğini, seçim zamanı mali politikaların denetimini sağlarlarsa, ciddi bir teşkilatlanmayı başarırlarsa bence en mühim şey o.

Diyelim ki anketlerde sizin adınız öne çıktı, cumhurbaşkanı olmayı ister misiniz?

Reisicumhur olsam seni hemen uzak bir takım adalara büyükelçi olarak yollardım, Vanuatu filan, sorularınla beni sıkıştırmayasın diye (kahkahalarla gülüyor).

 Bu soruyu birçok lidere sordum “Tabii ki isteriz Türkiye'nin cumhurbaşkanı olmayı” dediler.

Tabii onlar lider. Çok ağır bir mesuliyet bu, çok. Aklı başında bir Türk entelektüeli, reisicumhur çağırırsa hangi partiden olursa olsun gider, onun davetine uyar, sonuna kadar ona danışmanlık yapar. Hepimiz gider yardım ederiz, bu vazifedir ama bilmiyorum gelen kişi yine hemşerilerini, kendi yandaşlarını filan kayırırsa memleketin artık buna tahammülü yok.

 Geçen dönemde de vazifeydi ama sizin gibi danışmanlar yoktu…

Hayır, geçen dönemde vazife değildi, o dönemde gitmezdim, çünkü ben partili değilim ama şimdi farklı olacak, durum değişecek, çok önemli bu.

 Danışmanlık yapmayı tercih ederim diyorsunuz. Biden kaç yaşında ABD gibi bir ülkede başkanlık yapıyor…

Biden merdivenden düşüyor, bisikletten düşüyor, eşeğe koysan oradan düşecek örnek alınacak hali yok.

 Cumhurbaşkanlığı için verdiğiniz cevabı yazacağım, sonra kızmayın…

(Espri yaparak gülüyor) Yazma, ya olursam ne olacak?

En güzel koylar, zeytinlikler elden gidiyor, halk dava açmalı

21 Haziran'da çıkan haber; İzmir'de “Türkiye'nin Maldivleri” denilen, zeytin ormanları ve koylarının güzelliğiyle ünlü Denizköy, Bademli ve Karagöl'de Çevre Bakanlığı sit derecelerini değiştirerek yapılaşmaya açmış. Bodrum'da da 42 bin metrekarelik sit alanı, zeytinlikler yine Çevre Bakanlığı tarafından imara açıldı. Bir yandan da yanıyor zaten. Bu konuda hassas olduğunuzu biliyorum, halk nasıl korusun milli servetini?

Bodrum'da, İzmir'de de yapar, Ayvalık'ta da yapacaklar ben eminim ama milletin devamlı teşkilatlanıp mahkeme mahkeme uğraşması lazım, başka çare yok. Bunlar o kadar kuvvetli değil ama sen sustukça kuvvetlenir. Sit alanı ise mahkemeye gideceksin, yapamaz.

‘GELDİĞİ YERE BENZETİYOR'

Çevre Bakanlığı kararıyla yapıyor, belediyelerin tepkisini de dinlemiyorlar. Ve nedense hep CHP'li belediyelerin arazilerinde oluyor…

Çevre Bakanlığı da yapsa değişir, Turizm Bakanlığı da yapsa değişir, idarenin bütün işlemleri yargıya tabidir. Adam geliyor YÖK'ün başına “Roma hukuku lazım değildir” diyor, öyle mi gidersin mahkemeye, yaptık, ben Roma hukukçusu değilim, hukuk tarihi okutuyorum ama gittim Roma hukukçularıyla birlikte itirazımızı yaptık. Vatandaşın da hatası var, adam oraya gelmiş Anadolu bozkırından, iyi etmiş, geldin, biraz onu koru değil mi, kendi geldiği yere benzetiyor. Belediyenin verdiği izinler de bin kere davaya tabiidir, bakanlıklara da dava açılabilir. Hepsiyle uğraşılır, halk bu işin peşini bırakmamalı, en güzel koylara, zeytinliklere, ormanlara planda değişiklik yapılarak verilen imar izinleri iptal edilmezse geri dönüşü yoktur.

Biden, Selman'a ‘Parya' demişti, el açmaya gidecek!

 Ekonomi ciddi sıkıntıda, Suudi Arabistan Prensi Selman geldi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüştüler. ABD Hazine Bakanı, İngiliz ve İsrail Dışişleri Bakanları geliyormuş. Deniyor ki bu ülkelerin hepsi para-talep-teklif ekseninde 2023 için geliyorlar, yani ekonomik bir rahatlama sağlayarak seçime gidilmesi için. Sizin görüşünüz nedir?

Selman para sağlayacaktır herhalde. Hani Biden, Prens Selman'a “parya” demişti, ne oldu? Washington'daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği Prens Selman'la resmi görüşme yapacağını açıkladı, Selman parya olmadı, Biden Medine fukarası oldu, avucunu açmaya gidecek adama. O ülkede o petrol varken herkes gidecek bu açık. İngiltere zaten Amerika'nın akıl hocasıdır, ayrıca İngiltere-İsrail ABD üçü bir aradadır. İsrail'e gelince, Türkiye İsrail'le arayı açamaz. Efendim “Türkiye, İsrail kurulur kurulmaz ilk tanıyan devletlerden biriydi”, bazı arkadaşların çokça tekrarladığı gibi “Mason ve siyonist yanlısı” bilmem ne, hayır aklı başında Türklerdi, Akdeniz'de İsrail gibi ortaya çıkıp ilan edilmiş bir ülkeyi tanıman gerekir.

Loading...